"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Zimmet
HÜKÜM: Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Adalet Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükmün vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 3628 sayılı Kanun’un 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı gözetilerek yapılan incelemede:
Sanık müdafiinin tayin olunan cezanın miktarına nazaran yasal koşulları bulunmayan duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 318. maddesi uyarınca reddine karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Suç tarihinde ... Adliyesinde mahkemeler yazı işleri müdürü olan sanık hakkında ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/113 Esas sayılı dosyasında şufa bedeli olan 464.687,70 TL paranın hesapta işleyen 1.699,73 TL faizini uhdesinde bulundurmak suretiyle zimmet suçunu işlediği iddia ve kabul olunan kamu davasında; sanığın 06.12.2012 tarihinde işleyen 1.699,73 TL faizi, dava dışı diğer kalemler ile birlikte toplam 3.509,00 TL olmak üzere soruşturmaya başlamadan önce 08.02.2013 tarihinde banka hesabına yatırdığı, söz konusu faiz miktarının bu süre zarfında kasada bulunmadığının sanığın izne ayrıldığı tarihlerde yerine vekaleten görevlendirilen ...'ün tanık olarak alınan beyanlarından da anlaşıldığı, sanığın görevi gereği yasal olarak tevdi edilen parayı belli bir süre kullanılıp herhangi bir uyarı, ihbar, şikayet veya soruşturma olmaksızın kendiliğinden iade etmesi şeklinde gerçekleşen eyleminin kullanma zimmeti suçunu oluşturacağı gözetilerek, dosyanın kül halinde bilirkişiye tevdi ile sanığın uhdesinde tuttuğu kabul edilen paranın miktarı ve süresi nazara alınarak elde ettiği nema tutarları hususlarında ayrıntılı rapor alınıp, nemanın ödenip ödenmediği araştırılarak sonucuna göre cezasından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 248. maddesine göre indirim yapılıp yapılmayacağı hususlarının karar yerinde tartışılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sanık hakkında tayin edilen kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında adli para cezasına esas alınan tam gün sayısı ile uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun'un 52/2. madde ve fıkrasının hüküm fıkrasında gösterilmemesi suretiyle aynı Kanun'un 52/3 ve 5271 sayılı Kanun'un 232/6. madde ve fıkralarına muhalefet edilmesi,
28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasa'nın 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesi hükmüne aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin sanığa ihtarına karar verilmesi,
Suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesinin uygulanması sırasında, 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kullanmasının yasaklanmasına karar verilmesi yerine, hangi hak ve yetkiye ilişkin olduğu gösterilmeksizin maddenin tümünü kapsayacak ve infazda tereddüt oluşturacak biçimde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 16.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.