Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2017/208 Esas, 2017/250 Karar

SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma

HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesince atılı suçtan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 7343 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'na (1136 sayılı Kanun) eklenen ve 30.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren geçici 24. madde ile 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle 1136 sayılı Kanun'un 59. maddesine eklenen beşinci fıkra ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Dosya kapsamına göre sanığın uygun görülmeyen duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Kanun'un 299. maddesi uyarınca takdiren reddine ve incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1) Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.12.2016 tarihli ve 2015/407 Esas, 2016/364 sayılı Kararı ile sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/2, 62, 51. maddeleri uyarınca erteli 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hakkında aynı Kanun'un 53/5. madde uyarınca hak yoksunluğu uygulanmasına hükmolunmuştur.

2) İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 02.02.2017 tarihli ve 2017/208 Esas, 2017/250 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanığın temyiz talebi; savunma hakkının kısıtlandığında, tanık beyanlarının çelişkili olduğuna, dosyaya ibraz edilen delillerin Mahkemesince değerlendirilmediğine, hukuka aykırı mahkumiyet kararının bozulması gerektiğine ve temyiz dilekçesinde belirtilen sair hususlara ilişkindir.

III. GEREKÇE

Sanığa yüklenen ve sübutu kabul edilen eylemin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, hakkında aynı Kanun'un 257/2. maddesi uyarınca ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan hüküm kurulması ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna hükmedilirken aynı maddenin birinci fıkrasının (e) bendindeki tüm hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi gerekirken sadece avukatlık görevini yapmaktan yasaklanmasına karar verilmek suretiyle sınırlı uygulama yapılması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların eleştiriler dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

IV. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle hükümde sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

23.09.2024 tarihinde karar verildi.

***