Logo

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2017/44 Esas, 2018/149 Karar

KATILANLAR : Hazine, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...

SUÇ : Zimmet, görevi kötüye kullanma, tefecilik, 1163 sayılı Kanun'a muhalefet, denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olma

HÜKÜM : Sanık ...'nın zincirleme basit zimmet suçundan mahkumiyetine, sanıklar ... ve ...'ın zincirleme olarak denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olma suçundan mahkumiyetlerine, sanıklar ..., ... ve ... haklarında tefecilik suçundan beraat ve görevi kötüye kullanma suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığı ile 1163 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan açılan kamu davalarının düşürülmesi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, onama, düşürülme

EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, onama, dürürülme

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle sanıklar hakkında açılan kamu davalarına 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre atılı suçlardan doğrudan zarar görmeyen ve kooperatif üyesi olan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'un müdahil olarak katılması mümkün olmayıp verilen hükümleri temyiz etme yetkilerinin bulunmadığı gibi usulsüz olarak kamu davasına katılmalarına karar verilmesinin de hükümleri temyiz hakkı vermeyeceğinden adı geçenlerin vekilinin vaki temyiz talebi ile sanıklar hakkındaki görevi kötüye kullanma suçundan verilen hüküm kurulmasına yer olmadığına dair kararların 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesi gereğince hüküm niteliğinde olmadığından katılan ..., Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı vekilinin bu kararlara yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin katılan ... vekilinin sanıklar hakkında tefecilik suçundan verilen beraat hükümlerine, katılan ..., Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı vekilinin 1163 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan verilen düşürülme hükümlerine, sanıklar müdafiilerinin ise müvekkilleri hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Sanık ...'un yokluğunda verilen hükme yönelik temyiz süresinin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de nazara alınarak 1412 sayılı Kanun'un 310. maddesine göre hükmün tebliğinden itibaren bir hafta olmasına karşın "tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde" olduğu belirtilmek suretiyle tarafların yanıltıldığı ve bu itibarla sanık müdafiinin 16.05.2018 tarihli temyiz isteminin süresinde olduğu gözetilerek yapılan incelemede;

Sanıklardan ... ve ... hakkında zincirleme olarak denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olma suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri ile tüm sanıklar hakkında tefecilik suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Sanıklara isnat edilen tefecilik eylemine ilişkin suç tarihinin 15.09.2000 olduğu ve yüklenen suçun suç tarihinde yürürlükte bulunan 2279 sayılı Kanun'un 17. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla 765 sayılı Kanun'un 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen 7 yıl 6 aylık ilaveli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, suç ile iddianame tarihleri arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği nazara alınarak kamu davalarının düşmesine karar verilmesi gerektiği, diğer yandan sanıklar ... ve ...'un suç tarihlerinde kooperatifin yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıkları ve yönetim kurulu başkanı olan diğer sanıkla ilgili denetim görevleri bulunmadığından üzerlerine atılı 5237 sayılı Kanun'un 251/2. maddesinde düzenlenen denetim görevini ihmal ederek zimmete sebebiyet verme suçunun asli faili olamayacakları ancak anılan sanıklara yüklenen denetim görevini ihmal ederek zimmete sebebiyet verme suçunun 5237 sayılı Kanun'un 251/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, son suç tarihi olan 2007 yılı ile inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından tüm hükümlerin 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanıklar haklarında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,

Sanıklar hakkında 1163 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan kurulan düşürülme hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Sanıklar hakkında açılan kamu davalarının 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle düşmesi yerine düşürülmesine karar verilmesi,

Kanuna aykırı, katılan ..., Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereği hükümlerin BOZULMASINA, ancak bu cihet yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hüküm fıkrasının 1 no.lu bendinde yer alan "düşürülmesine" ibaresinin "düşmesine" şeklinde değiştirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Sanık ... hakkında zincirleme basit zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;

Suç tarihlerinde S.S. Antalya ... Konut Yapı Kooperatifinin yönetim kurulu başkanı olarak görev yapan sanığın, kooperatifin 26.04.2007 tarihli mizanına göre kooperatif hesabına kayıtlı olan iş avansının harcama yapıldığına dair belge ibraz edilemeyen toplam 131.324,01 TL'lik kısmını zincirleme şekilde zimmetine geçirdiği kabul edilerek mahkumiyetine karar verilmişse de; sanığın aşamalardaki savunmalarında, toplanan paraların kooperatifin işleri için harcandığını ve usulsüz harcama bulunmadığını, zimmet olarak mahkemece kabul edilen miktarın kooperatife iş yapan taşeron firmalara ait bazı faturaların bilirkişilerce geçersiz sayılmasından kaynaklandığını ve bu nedenle hesapta açık gözüktüğünü, taşeron firmalarına ait faturalardaki malzemelerin kooperatif inşaatında fiilen kullanılıp kullanılmadığına dair keşif yapılmadığını ve bu fatura sahiplerinin tanık olarak dinlenmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının yetersiz incelemeye dayandığını beyan etmesi karşısında; maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından, sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde belirttiği taşeron firma yetkililerinin tanık sıfatıyla dinlenip suç tarihlerinde kooperatifçe kendilerine ödeme yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa ne amaçla ve hangi tarihte yapıldığının sorularak bu firmaların ticari defter ve belgeleri ile muhasebe kayıtlarının ve kooperatif yönetimine ilişkin defterlerle varsa konuya ilişkin tüm bilgi ve belgelerin temin edilip ödemelerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığının tespit edilmesi, sanık ... Kooperatif aleyhine açılan tüm hukuk davaları ile icra takip dosyaları, kooperatif inşaatlarına ait plan, proje, metraj cetvelleri, hak ediş raporları temin edilmek suretiyle inşaat konusunda uzman bilirkişilerin iştiraki ile mahallinde yeniden keşif yapılıp suç tarihleri itibarıyla inşaatların fiziki gerçekleşme oranları, proje ile yapılan işlerle proje harici işlerin belirlenmesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının birim fiyatları esas alınarak toplam inşaat maliyetinin saptanması sonrasında kooperatif yönetim kurulu başkanı olan sanığın fiili olarak görev yaptığı dönemde kayıt dışı bırakılanlar da dahil olmak üzere kooperatifin sağladığı tüm gelirler, inşaatlar için yapılanlar dahil tüm giderler, göreve başladığı ve bıraktığı tarihlerdeki banka ve kasa mevcutları tespit edilip dava dosyasının tüm ekleriyle birlikte Sayıştay emekli uzman denetçilerinden oluşan yeni bir bilirkişi kuruluna tevdi edilerek; kooperatifin suç tarihleri arasındaki tüm gelirleri ile mahkemece yapılacak keşif sonucu teknik bilirkişilerce verilecek rapordaki tespitler ve dosyaya sunulan faturalar ve gider pusulalarına ilişkin ödemeler ile ödemesi yapıldığı halde faturası alınamadığı iddia edilen işlerle ilgili ödemelerin gerçekte yapılıp yapılmadığı da irdelenmek suretiyle kooperatifin tüm giderlerinin belirlenip karşılaştırılmasından ve dosya arasındaki raporlar ile varsa hukuk davaları ile icra dosyalarındaki bilirkişi raporlarında yer alan tespitler de değerlendirilmek suretiyle zimmetinde kooperatif parası bulunup bulunmadığı, varsa miktarının ne olduğu hususlarında rapor alınmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kabule göre de;

Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-d maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında, 53/5. maddesi uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezasının yarısından bir katına kadar 5237 sayılı Kanun'un 53/1-d madde-fıkra ve bendindeki tüm hak ve yetkilerin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi yerine, kooperatif yönetiminde yer almasının yasaklanmasına karar verilmek suretiyle sınırlı uygulama yapılması,

Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA 03.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***