"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Zimmet
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İlk Derece
İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.04.2021 tarihli ve 2013/295 Esas, 2021/205 sayılı Kararı ile sanıkların zimmet suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 247/1, 43/1 ve 62/1. maddeleri gereğince ayrı ayrı 6 yıl 3 ay hapis ile cezalandırılmalarına ve aynı Kanun'un 53/1-2-3,5. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiştir.
B. İstinaf
Sanıklar müdafiinin istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 08.06.2022 tarihli ve 2021/1987 Esas, 2022/1884 Karar sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanıklar Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanıklar hakkında verilen hükümlerin eksik inceleme ve araştırma sonucu verildiğine, delillerin takdirinde hataya düşüldüğüne ve re'sen dikkate alınacak sair hususlara ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12.04.2023 gün ve 2023/5-158 Esas, 2023/214 sayılı Kararında da belirtildiği üzere 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 225. maddesi uyarınca; “Hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir." hükmü karşısında, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılmasının dolayısıyla davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının mümkün bulunmadığı, kamu davasına dayanak teşkil eden iddianamede "sanıkların Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/650 Esas sayılı dosyası kapsamındaki uyuşmazlığın sulhen çözümü neticesinde arsa sahiplerinin avukatlarına toplam 205.000 TL ödeme yaptıklarına dair muhasebe kaydı tuttukları halde avukatların beyanlarına göre gerçek ödeme miktarının 150.000 TL olduğu, aradaki fark olan 55.000 TL'nin mal edinildiği" şeklinde bir isnada yer verilmediği, bu ödemelere ilişkin "muhasebe kayıtlarına işlenmediği, avukatlardan serbest meslek makbuzu alınmadığı, ödemelerden bir yıl sonra imza içermeyen ve hukuki geçerliliği olmayan belge düzenlenerek usulsüz harcama yapıldığı" iddiasıyla sanıkların icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmaları talep olunduğu ve bu isnatlar yönünden sanıklar hakkındaki kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği halde 5271 sayılı Kanun'un 225. maddesini ihlal eder şekilde iddia dışına çıkılarak söz konusu ödemelere ilişkin zimmet sabit kabul edilerek zincirleme biçimde zimmet suçundan mahkumiyet kararı verilmesi suretiyle karışıklığa yol açılması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanıklar müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükümlerin, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi
13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,27.05.2025 tarihinde karar verildi.