"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/7487 Esas, 2019/7035 Karar
SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.11.2018 tarihli ve 2017/153 Esas, 2018/373 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/2, 62/1, 50/1-a, 52/2 maddeleri gereğince 2 ay 15 gün hapis cezası karşılığı 3.750 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmolunmuştur.
2.Sanık müdafiinin istinaf talebi üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 04.11.2019 tarihli ve 2019/7487 Esas, 2019/7035 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz talebi, üzerine atılı suçunun yasal unsurlarının oluşmadığına, bu nedenle verilen mahkumiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. GEREKÇE
İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, İstanbul Anadolu 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Kapatılan Üsküdar 4. Asliye Hukuk Mahkemesi) 2011/115 Esasında görülen alacak davasında davalı vekili olarak temyiz süresini kaçırmış olduğu ve verilen ek Kararı da süresinde temyiz etmediği iddia ve kabul olunan somut olayda; sanığın, İstanbul Anadolu 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/115 Esasında görülen alacak davasında 18.01.2012 tarihli vekaletname ile davalı ...'nun vekili olarak dosyayı takip ettiği, katılanın ise anılan davanın davacılarından olduğu sanık avukat ile aralarında herhangi bir vekalet ilişkisinin bulunmadığı, avukatın müvekkiline karşı temel görevinin sözleşme ile üzerine aldığı işin görülmesinde her türlü hukuki yardımda bulunmak ve haklarını korumak için hukuki işlemler yapmak olduğu, vekalet ilişkisi çerçevesinde vekil edenin aksi yönde iradesi olmadıkça sanığın ek Kararı temyiz etmesinin yasal yükümlülüğü olduğu ancak sanık avukatın vekilliğini üstlendiği ...'nun bu yönde bir iddia ve şikayetinin bulunmadığı da nazara alındığında, 5237 sayılı Kanun'un 257/2. maddesinde düzenlenen suçun oluşması için görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme gösterme yanında objektif cezalandırma şartı olan failin fiili ile “kişilerin mağduriyetine" veya "kamunun zararına" neden olma ya da "kişilere haksız bir menfaat sağlama" şartlarından birinin gerçekleşmesi gerektiği, somut olayda objektif cezalandırma koşulları gerçekleşmediğinden sanığın atılı suçtan beraati yerine yazılı gerekçelerle mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabulü göre de;
Atılı suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-d maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hükümden önce 28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Yasa'nın 106/3. maddesi hükmüne aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapis cezasına çevrileceği hususunun sanığa ihtarına karar verilmesi,
İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.12.2016 tarihli, 2015/83 Esas ve 2016/404 sayılı Kararı ile görevi kötüye kullanma suçundan verilen 3.000 TL adli para cezasının sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 23.03.2017 tarihli ve 2017/1235 Esas, 2017/1387 sayılı Kararı ile bozulmasına karar verildiği ve bu hususun sanık lehine kazanılmış hak oluşturduğu gözetilmeden bozma üzerine verilen kararda sanık hakkında 3.750 TL adli para cezasına hükmedilerek sanığın kazanılmış hakkının ihlal edilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 283. maddesine aykırı davranılması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık tarafından ileri sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükmün 5271 sayılı Kanun'un 302/2. ve 307/5. maddeleri gereğince, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a bendi uyarınca İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.10.2024 tarihinde karar verildi.