"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/735 Esas, 2019/1407 Karar
SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜMLER : 1)Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.12.2017 tarihli ve 2017/271 Esas, 2017/431 sayılı Kararı ile; atılı suçtan mahkumiyet,
2)Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 11.06.2019 tarihli ve 2018/735 Esas, 2019/1407 sayılı Kararı ile; istinaf başvurusunun esastan reddi,
3)Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 10.01.2022 tarihli ve 2018/735 Esas, 2019/1407 sayılı Kararı ile; temyiz isteminin reddi.
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 11.06.2019 tarihli ve 2018/735 Esas, 2019/1407 sayılı asıl Kararı ile 10.01.2022 tarihli ek Kararının, sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
15.07.2020 tarihli ve 31186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile 1136 sayılı Kanun'un 59. maddesine eklenen 5. fıkra ile avukatların görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları hakkında 5271 sayılı Kanun'un 286. maddesinin ikinci fıkrasının uygulanmayacağı hükmünün getirildiği ayrıca 7343 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile 1136 sayılı Kanun'a eklenen ve 30.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren geçici 24. madde ile de anılan Kanun'un 59. maddesinin 5. fıkrasının, bu tarihten itibaren 15 gün içinde talep etmek koşuluyla avukatların görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince 15.07.2020 tarihinden önce verilmiş kesin nitelikteki kararları hakkında da uygulanmasına olanak sağlandığı, bu itibarla sanığın Bölge Adliye Mahkemesince verilen karara yönelik incelemeye konu temyiz isteminin 1136 sayılı Kanun'un geçici 24. maddesindeki 15 günlük süre içinde yapılmış talep olduğunun Anayasa'nın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddelerinde düzenlenen hak arama özgürlüğünün doğal bir sonucu olarak kabulü gerektiği, kaldı ki sanığın 13.12.2021 havale tarihli dilekçesiyle bu süre içerisinde de temyiz talebinde bulunduğu anlaşılmakla, temyiz isteminin reddine ilişkin 10.01.2022 tarihli ek kararın kaldırılarak esasın incelenmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260. maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291. maddesinin birinci fıkrasınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294. maddesinin birinci fıkrasına istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298. maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İlk Derece
Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.12.2017 tarihli ve 2017/271 Esas, 2017/431 sayılı Kararı ile sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 257/2, 62, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.500,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmolunmuştur.
B. İstinaf
1.Sanığın istinaf başvurusu üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 11.06.2019 tarihli ve 2018/735 Esas, 2019/1407 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
2.Sanığın istinaf başvurusunun esastan reddi kararına yönelik temyiz talebi, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 10.01.2022 tarihli ve 2018/735 Esas, 2019/1407 sayılı Kararı ile reddedilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanığın Temyiz İstemi
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan duruşmalı istinaf incelemesinde, mağdurun resmi belgede sahtecilik suçundan yargılandığı dava dosyasının Yargıtay'dan dönüşünün beklenmesine ilişkin ara karar kurulduğu halde daha sonra bu karardan rücu edilerek son savunmasının alınmadığına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep hakkının elinden alındığına, suç tarihinin hatalı tespit edildiğine, atılı suçun unsurlarının oluşmadığına, mağdurun herhangi bir zararının bulunmadığına, olayın üzerinden 7 yıl geçtikten sonra hakkında iftira niteliğinde isnatlarda bulunarak şikayetçi olduğuna, temyiz talebinin kabulü ile hakkında İlk Derece Mahkemesince ve Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararların bozulması gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Suç tarihinde İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, davacı mağdur vekili sıfatıyla takip ettiği Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/656 Esasına kayden görülen menfi tespit davasının 22.03.2011 tarihli celsesine mazeret bildirmeksizin katılmayarak 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 409/1. maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılmasına, üç ay içinde de yenileme talebinde bulunmayarak aynı Kanun'un 409/5. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına dair 28.06.2011 tarihli ve 2011/331 sayılı Kararın verilmesine sebebiyet verdiğinden bahisle ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, menfi tespit davasına konu senetler ile ilgili olarak mağdur ... hakkında Bursa 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.11.2017 tarihli ve 2016/90 Esas, 2017/891 sayılı Kararında resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurulduğu ve hükmolunan cezanın temyiz incelemesinden geçerek 14.02.2022 tarihinde kesinleştiği dikkate alınarak, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 257. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu oluşturması için, görevin gereklerine aykırı davranış yanında objektif cezalandırma şartı olan “kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması" ya da "kişilere haksız bir menfaat sağlanması" şartlarından birinin de bulunması gerektiği, bu itibarla sanık hakkında objektif cezalandırma koşullarından birinin oluşup oluşmadığının, oluştuysa ne şekilde oluştuğunun denetime imkan verecek biçimde karar yerinde tartışılmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Sanık hakkında tayin edilen kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında adli para cezasına esas alınan tam gün sayısının hüküm fıkrasında gösterilmemesi suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 52/3 ve 5271 sayılı Kanun'un 232/6. maddelerine muhalefet edilmesi,
28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesindeki düzenlemeye aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına karar verilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.12.2024 tarihinde karar verildi.