"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/1226 Esas, 2022/710 Karar
SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun hükmün düzeltilerek esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1)İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.02.2021 tarihli ve 2020/453 Esas, 2021/116 sayılı Kararı ile sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 257/2 ve 62. maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/6. maddesi gereği 3 ay süre ile avukatlık mesleğinin yapılmasının yasaklanmasına ayrıca 58. maddesi gereğince tekerrür hükümlerinin uygulanmasına hükmolunmuştur.
2)İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 02.03.2022 tarihli ve 2021/1226 Esas, 2022/710 sayılı Kararı ile; hüküm fıkrasına, 3. paragrafının kaldırılarak yerine "Avukat olan sanığın görevi kötüye kullanma suçunu TCK'nın 53/1-e maddesinde sayılı bulunan hak ve yetkilerini kötüye kullanmak suretiyle işlediği anlaşıldığından cezanın infazından sonra işlemek üzere sanığın takdiren 3 AY SÜRE İLE TCK'nın 53/1-e maddesinde yazılı bulunan hak ve yetkileri kullanmasının YASAKLANMASINA" ibareleri eklenmek suretiyle istinaf başvurusunun hükmün düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi; İlk Derece Mahkemesince ilgili icra dosyası dahi incelenmeden ve dosyada yapabileceği bir işlem olup olmadığı tespit edilmeden, hakkında ön yargılı olarak karar verildiği, katılan tarafından kendisine vekalet verildiği tarihte icra takibinin zaten kesinleştiği, müvekkilinin borçtan kurtulmasının mümkün olmadığı, yasal sürelerin geçtiği, bu durumu müvekkiline izah ederek satıştan sonra açılabilecek davalarda da mağdur olacağını belirttiği, bu nedenle alacaklı kurumun avukatı ile görüşerek taraflar arasında uzlaşma sağladığından katılanın evinin satılmaktan kurtulduğu, hiçbir zararının bulunmadığı, görevi kötüye kullanma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, hukuka aykırı olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
Avukat olan sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine ilişkin kararın sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince hükmün hak yoksunluğu bakımından düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de; sanığın temyiz dilekçesinde özetle, katılan tarafından kendisine vekalet verildikten sonra icra dosyasını incelediğinde zaten icra takibinin kesinleştiğini ve gayrimenkulün satış işlemlerinin başladığını gördüğünü, icra dosyasında yasal olarak yapabileceği hiçbir hukuki işlem kalmadığını, borca ve takibe itiraz edebileceği bir sebebin olmadığını ve tüm yasal sürelerin geçtiğini, dava açsa dahi katılanın aleyhine sonuçlanacağını, bu durumu katılana izah ederek onun da talimatıyla taraflar arasında uzlaşma sağlamaya çalıştığını, alacaklı kuruma gerek yalnız gerekse katılan ile defalarca giderek uzlaşmayı sağladığını ve borcun kendi çabası ile indirimli olarak ödendiğini, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini savunması, katılanın İlk Derece Mahkemesince alınan beyanında da sanık savunmasını doğrular mahiyette sanıkla birlikte uzlaşma için gittiklerini belirtmiş olması karşısında; sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin olarak son soruşturmanın açılması kararına konu İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün 2017/16542 (yenilemeden önce 2009/29642) esas sayılı dosya aslının getirtilerek onaylı örneğinin dosya arasına alınıp incelenmesinden sonra, ilgili icra dosyasında sanığa vekalet verildiği tarihte icra takibinin kesinleşip kesinleşmediği, menkul veya gayrimenkul mallar üzerinde satış talebinde bulunulup bulunulmadığı ile sanık avukat tarafından yapılabilecek bir işlem olup olmadığının belirlenmesi ayrıca alacaklı kurum vekili ile sanık avukat arasında borcun ödenmesine ilişkin olarak tarafların uzlaşması yönünde herhangi bir görüşme yapılıp yapılmadığı araştırılarak, gerekirse kurum vekilinin dinlenmesinden sonra sanığın suç kastına ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğunun karar yerinde tartışılması sonrasında tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilip, sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini yerine eksik araştırma ve yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Suç tarihi itibarıyla 3 aydan fazla hapis cezasına mahkum olmadığı anlaşılan sanık hakkında yasal olmayan yetersiz gerekçeyle 5237 sayılı Kanun'un 50 ve 51. maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına hükmolunması,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1. maddesinin (e) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen ve 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında, aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince hak yoksunluğu süresi belirlenirken cezanın bir katından anlaşılması gerekenin, cezanın kendisi olup hükmolunacak hak yoksunluğunun anılan Kanun'un 53/5. maddesince 2 ay 15 gün hapis cezasını geçemeyeceği gözetilmeden 3 ay süre ile hak yoksunluğuna hükmolunması ile aleyhe istinaf bulunmamasına nazaran "avukatlık mesleğini yapmasının yasaklanmasına" karar verilmesi yerine 5271 sayılı Kanun'un 283. maddesine aykırı olarak 5237 sayılı Kanun'un 53/1-e madde-fıkra ve bendinde yer alan tüm hak ve yetkileri kullanmasının yasaklanmasına karar verilmesi,
5271 sayılı Kanun'un 231/11. madde ve fıkra hükmü gereği ihbarda bulunulan ilamlara hüküm fıkrasında açıkça yer verilmemesi,
Nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararının bozulması yerine istinaf başvurusunun hükmün düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 02.03.2022 tarihli ve 2021/1226 Esas, 2022/710 sayılı Kararının, 5271 sayılı Kanun'un 302/2 ve 307/5. madde ve fıkraları gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, bozmaya konu kararın niteliği de gözetilerek 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b madde-fıkra ve bendi uyarınca İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.11.2024 tarihinde karar verildi.