Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2022/1910 Esas, 2023/52 Karar

SUÇLAR : Zimmet, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve bu suçlara iştirak

HÜKÜMLER : 1-Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.03.2022 tarihli ve 2016/23 Esas, 2022/55 sayılı Kararı ile; sanıklardan ... hakkında zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından açılan kamu davalarının ölüm nedeniyle düşürülmesine, ... hakkında zincirleme nitelikli zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçlarından, ... hakkında söz konusu suçlara iştirakten mahkumiyet, diğer sanıklar hakkında zimmet suçuna iştirakten beraat,

2-Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 19.01.2023 tarihli ve 2022/1910 Esas, 2023/52 sayılı Kararı ile istinaf başvurularının esastan reddi,

3-Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 24.02.2023 tarihli ve 2022/1910 Esas, 2023/52 sayılı ek Kararı ile sanıklardan ... hakkında zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından verilen düşme, ... hakkında zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçuna iştirakten verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik katılanlar M.S.B. Akaryakıt İkmal ve NATO Pol Tes. İşlt. Başk. ve Milli Savunma Bakanlığı vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddi kararlarına dair yönelik temyiz istemlerinin reddi.

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin ve ek

kararın onanması, bozma

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 19.01.2023 tarihli ve 2022/1910 Esas, 2023/52 sayılı Kararı ile 24.02.2023 tarihli ek Kararının sanıklar ... ve ... müdafileri, katılanlar M.S.B. Akaryakıt İkmal ve NATO Pol Tes. İşlt. Başk. ile Milli Savunma Bakanlığı vekilleri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;

Ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 10.10.2019 tarihli ve 2019/9.MD-355 Esas, 2019/596 sayılı Kararında açıklandığı üzere; M.S.B. Akaryakıt İkmal ve NATO Pol Tes. İşlt. Başk. vekilinin yokluğunda verilen ve 13.02.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen kanunî süre içerisinde 15.02.2023 tarihli, temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu; ancak aynı Kanun’un 295 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen 7 günlük kanunî süre içerisinde temyiz nedenlerini içeren gerekçeli temyiz dilekçesini sunmadığı anlaşılmıştır.

5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın ve (h) bendinde yer verilen "Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar"ın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar ve aynı Kanun’un 296 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilgili bölümünde yer alan; “... temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmiş [ise] …, hükmü temyiz olunan bölge adliye veya ilk derece mahkemesi bir karar ile temyiz istemini reddeder” şeklindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde sanık ... müdafiinin kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçuna iştirakten verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurularının esastan reddi kararına yönelik temyiz istemi ile katılan ...B. Akaryakıt İkmal ve NATO Pol Tes. İşlt. Başk. vekilinin 24.02.2023 tarihli ek Karara yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

İlk Derece Mahkemesince sanıklardan ... hakkında zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, ... hakkında bu sanığın zimmet suçuna iştirakten verilen mahkumiyet, diğer sanıklar hakkında zimmet suçuna iştirakten verilen beraat hükümlerine yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen istinaf başvurularının esastan reddine dair hükümlerin; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden sanıklar ... ve ... müdafiilerinin ve katılan Milli Savunma Bakanlığı vekilinin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrasınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrasına istinaden temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

Sanık ... müdafiinin dosya kapsamına göre uygun görülmeyen duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesi uyarınca takdiren reddine ve incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.03.2022 tarihli ve 2016/23 Esas, 2022/55 sayılı Kararı ile sanıklardan ... hakkında zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 18 yıl 9 ay, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan aynı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluğu uygulanmasına, aynı maddenin beşinci fıkrası uyarınca zimmet suçu yönünden 11 yıl 3 ay, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçu yönünden 3 yıl 1 ay 15 gün süreyle aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında kalan hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına, ... hakkında zimmet suçuna iştirakten 5237 sayılı Kanun'un 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 39 uncu ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları ile 62 nci maddesi uyarınca 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hakkında aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluğu uygulanmasına karar verilmiş, diğer sanıklar hakkında zimmet suçundan beraat hükümleri kurulmuştur.

2.Temyiz incelemesine konu Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 19.01.2023 tarihli ve 2022/1910 Esas, 2023/52 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan ... Pet. Dağ. A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun reddi ile O yer Cumhuriyet savcısının, katılanlar M.S.B. Akaryakıt İkmal ve NATO Pol Tes. İşlt. Başk. ile Milli Savunma Bakanlığı vekillerinin ve sanıklar ... ile ... müdafiilerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılan Milli Savunma Bakanlığı vekilinin temyiz sebepleri, beraat kararlarının, cezada indirim yapılmasına, yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına ve aleyhlerine olan tüm kararların dosya kapsamı ile usul ve yasaya aykırı olduğuna, tüm sanıkların atılı tüm suçları işlediklerinin dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgelere göre sabit olduğuna, cezalarda indirim uygulanmayarak en üst hadden ceza verilmesi gerektiğine, tüm beraat kararlarının kanuna aykırı olduğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine, lehlerine vekalet ücreti takdir edilmesi ve zararlarının giderilmesi gerektiğine, bazı sanıklar lehine Hazine aleyhine vekalet ücreti takdirinin yasaya aykırı olduğuna ve sair hususlara ilişkindir.

Sanık ... müdafinin temyiz sebepleri, sahteliği iddia olunan belgelerin iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığına ilişkin inceleme yapılmadığına, özel belge niteliğinde olup olmadığının araştırılmadığına, müvekkiline atfedilen 2014 yılı öncesindeki fiilleri kabul etmediklerine, bilirkişi raporunda kamu zararı belirlenirken 2012-2013 yılları da esas alınmakla hatalı olduğuna, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunmadığına, müvekkilinin fail olarak sorumlu tutulamayacağına, bilirkişi raporunda da müvekkilinin suça iştirak eden olduğunun belirtildiğine, zimmet suçunun unsurlarının gerçekleşmediğine, suça konu malların müvekkilinin hakimiyetine geçmediğine, sadece giriş-çıkış evrakı düzenlediğine, bu fiilleri de ölen sanık ...'nın baskı, telkin ve vaatleri sonucunda gerçekleştirdiğine, fiillerinin en fazla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabileceğine, kurum için araştırma ile ortaya çıkarılabilen eylemleri açısından zimmetin nitelikli olma vasfının gerçekleşmediğine ilişkindir.

Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri, teftiş aşamasında düzenlenen raporda müvekkilinin iştirakine dair bir tespite yer verilmediğine, dolum ve boşaltım esnasında hazır bulunmayan ve evrak işlerini takip eden müvekkilinin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığına, ... haricindeki sanıkların ve suçu ihbar eden kişinin müvekkilini tanımadığına, zimmet suçunun nitelikli olma vasfı bakımından hileli bir davranışının bulunmadığına, yüklenen suçlar özgü suç niteliğinde olmakla bu suçları işlemesinin mümkün olmadığına, iştirakinin de bulunmadığına, sahte belgelerin müvekkili tarafından düzenlenmediğine ve sair hususlara yöneliktir.

III. OLAY VE OLGULAR

Sanıklardan ...'nın suç tarihlerinde 5. Ana Bakım Merkezi Komutanlığında sivil memur-levazım ve sıhhiye mal sorumlusu, ...'ın ise suça konu yakıtların taşıma işlerini yapan şirketlerin evrak takip işlerini yürüttüğü, ...'nın 2012, 2013 ve 2014 yıllarında saymanlığını yaptığı birliğe teslim edilmesi gerektiği halde teslimatı yapılmayan kalorifer yakıtı ve motorin nedeniyle toplam 8.509.482,53 TL, görevi sırasında zimmetine verilen ve 18 Şubat 2015 tarihinde yapılan incelemede eksik olduğu tespit edilen malzemeler nedeniyle 833.120,59 TL zimmetten sorumlu olduğu, birliğine teslim edilmeyen yakıtla ilgili sahte teslim belgeleri düzenlemek suretiyle resmi belgede sahtecilik yaptığı, ...'ın ...'nın 2014 yılı içerisinde işlemiş olduğu yakıt zimmeti suçuna iştirak ettiği iddiasıyla ... hakkında zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından, ...'ın ise bu suçlara iştirakten cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.

Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.10.2019 tarihli ve 2019/404 Esas, 2019/335 sayılı Kararı ile 2016/23 Esas sayılı dava ile birleştirilen dosya kapsamında suça konu yakıtların taşıma işlerini yürüten şirket yetkilileri ve şoförleri olarak çalışan diğer sanıklar hakkında yakıt ile ilgili zimmet suçuna iştirakten cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır.

İlk derece mahkemesince 13.07.2013 tarihli bilirkişi heyet raporu hükme esas alınmak suretiyle sanıklardan ...'nın teslimatı yapılmayan kal-yak ve motorin nedeniyle 8.408.723,77 TL'yi ayrıca 18.02.2015 tarihinde eksik olduğu tespiti yapılan 833.120,59 TL malzeme bedellerini mal edindiği, sahte teslim belgelerini düzenleyerek kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarını işlediği, ...'ın ...'nın bu fiillerine yardım eden olarak iştirak ettiği kabulüyle sanıkların mahkumiyetlerine, diğer sanıkların bu sanıkların fiillerine iştirak ettikleri şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilemediğinden beraatlerine karar verilmiştir.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 19.01.2023 tarihli ve 2022/1910 Esas, 2023/52 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik O yer Cumhuriyet savcısının, katılanlar M.S.B. Akaryakıt İkmal ve NATO Pol Tes. İşlt. Başk. ile Milli Savunma Bakanlığı vekillerinin ve sanıklar ... ile ... müdafiilerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

A. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında zimmet suçuna iştirakten verilen beraat hükümlerine yönelik istinaf başvurularının esastan reddi kararı yönünden yapılan incelemede;

Zimmet suçu için kanunda öngörülen cezanın alt sınırının beş yıl hapis cezası olması karşısında, sanıkların sorgusunun mahkemesince yapılması gerektiği gözetilmeden, bir kısım sanıkların istinabe yoluyla alınan savunmaları ile yetinilmek ve bu şekilde hükümler kurularak 5271 sayılı Kanun'un 196 ncı maddesinin ikinci fıkrasına aykırı davranılmak suretiyle savunma hakları kısıtlanmış ise de sanıkların beraatlerine karar verilmiş olması nedeniyle bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

Sanıkların leh ve aleyhlerindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddianın reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmayı tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen mahkemenin beliren takdir ve kanaati ile beraat hükümlerine karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın usul ve kanuna uygun olması karşısında katılan Milli Savunma Bakanlığı vekilinin temyiz itirazları ile hükümlerde dikkate alınan sair hususlar yönünden eleştiri dışında hukuka aykırılık görülmemiştir.

B. Sanık ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurularının esastan reddi kararı yönünden yapılan incelemede;

Sanığın adli sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası gereğince ele alınması için ilgili mahkemeye ihbarda bulunulması yönünden mahallinde işlem yapılması mümkün görülmüştür.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerine uyan suç vasfı ile yaptırımların eleştiri dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanık müdafiiinin ve katılan Milli Savunma Bakanlığı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

C. Sanıklardan ... hakkında zimmet suçundan, ... hakkında bu suça iştirakten kurulan mahkumiyet ile ... hakkında bu suça iştirakten kurulan beraat hükümlerine yönelik istinaf başvurularının esastan reddi kararları yönünden yapılan incelemede;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre kal-yak, motorin ve taşıma bedellerinin mal edinilmesi iddiası ile ilgili olarak sanıklardan ... ve ... hakkında kurulan hükümler yönünden sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Sanık ...'nın görevi sırasında zimmeti kendisine verilen ve 18.02.2015 tarihinde yapılan incelemede eksik olduğu tespit edilen 833.120,59 TL malzemeyi uhdesine geçirdiği iddiası yönünden, aşamalarda sanığın detaylı savunmasının tespit edilmediği, hükme esas alınan 14.07.2017 tarihli bilirkişi heyet raporunda, mahalde yapılan sayımda sanığın hazır bulunmadığı, söz konusu iddianın doğruluğu veya yanlışlığı ile ilgili bir görüş bildirilemediği belirtilerek bu iddia yönünden herhangi bir inceleme yapılmadığı anlaşılmakla; bahse konu iddiaya ilişkin tüm evrakın eksiksiz olarak temini ile sanığın bu iddiaya ilişkin detaylı savunmasının alınması sonrasında dosyanın tüm ekleri ile birlikte 14.07.2017 tarihli raporu düzenleyen heyete tevdii ile bu iddia yönünden ek rapor düzenlettirilmesi ve 18.02.2015 tarihli sayım tutanakları ile eksik olduğu tespiti yapılan malzemelerin sanık tarafından mal edinilip edinilmediğinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespiti sonrasında hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu bu iddianın da sübut bulduğu kabulüyle yazılı şekilde uygulama yapılması,

5237 sayılı Kanun'un 247 nci maddesinde düzenlenen zimmet suçunun oluşması için "Kamu görevlisinin veya özel mevzuatları gereği kamu görevlisi gibi cezalandırılabilen kişilerin görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının yararına zimmetine geçirmesi"nin gerektiği, dava konusu somut olayda sanıklardan ...'nın suç tarihlerinde 5. Ana Bakım Merkezi Komutanlığında sivil memur-levazım ve sıhhiye mal sorumlusu, ...'ın ise yakıt taşıma işlerini yapan şirketlerin evrak takip işlerini yürüttüğü, sanık ...'nın teslim edilmeyen kal-yak ve motorini evrak üzerinden teslim edilmiş gibi göstermek suretiyle mal ve taşıma bedellerini diğer sanık ile birlikte mal edinmesi şeklinde gerçekleşen eylemlerinin, suça konu paraların görevi dolayısıyla sanık ...'ya teslim edilmediği, bu nedenle de fiillerinde yasal tevdi unsurunun gerçekleşmediği, hileli ve yasal olmayan yollarla haksız olarak menfaat sağlandığı anlaşılmakla, sanıkların fiillerinin zincirleme biçimde kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek zincirleme zimmet suçundan yazılı şekilde hükümler kurulması,

5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinin birinci fıkrasında "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir" şeklinde yer alan düzenleme karşısında, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olduğu, açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının yasaya aykırı olduğu, kamu davasına dayanak teşkil eden Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.01.2016 tarihli ve 2015/19627 Soruşturma, 2016/337 Esas, 2016/27 sayılı İddianamesinde sanık ...'ın, ...'nın 2014 yılı içerisinde işlemiş olduğu akaryakıt zimmeti suçuna iştirak ettiğinin iddia olunduğu, bu sanık yönünden 2012 ve 2013 yıllarına ilişkin herhangi bir anlatıma yer verilmediği, bu itibarla bu eylemlerle ilgili dava açılmadığı nazara alınarak, söz konusu madde uyarınca usulen kamu davası açılması sağlanmadan belirtilen yıllara ilişkin eylemlerin de sübut bulduğu kabulüyle yazılı şekilde karar verilmesi,

Sanık ...'ın 08.01.2023 tarihinde öldüğü Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden temin edilen nüfus kaydından anlaşıldığından, bu husus mahallinde araştırılarak sonucuna göre 5237 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesi ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca bir karar verilmesi gerekliliği,

Kabule göre de;

Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün (B-7) no.lu bendinde 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca cezanın yarısı kadar hak yoksunluğu uygulandığı belirtildiği halde 9 yıl 4 ay 15 gün yerine 11 yıl 3 ay süreyle hak yoksunluğu uygulanmasına karar verilerek çelişkiye düşülmesi,

Sanık ... hakkında hüküm fıkrasının (D-4) no.lu bendinde 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi gereği yapılan artırım sırasında hesap hatası sonucu 10 yıl 15 ay hapis cezası yerine 11 yıl 3 ay hapis cezasına hükmedilmesi,

Sanık ...'nın adli sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası gereğince ele alınması için ilgili mahkemeye ihbarda bulunulması gerektiğinin göz ardı edilmesi,

Hukuka aykırı görülmüştür.

V. KARAR

1.Ön inceleme bölümünün ikinci paragrafında açıklanan nedenle katılan ...B. Akaryakıt İkmal ve NATO Pol Tes. İşlt. Başk. vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine dair tüm hükümlere, ön inceleme bölümünün üçüncü paragrafında açıklanan nedenle de sanık ... müdafiinin kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçuna iştirakten kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurularının esastan reddi kararına yönelik temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı REDDİNE,

2.Ön inceleme bölümünün üçüncü paragrafında açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 24.02.2023 tarihli ve 2022/1910 Esas, 2023/52 sayılı ek Kararında hukuka aykırılık görülmediğinden katılan ...B. Akaryakıt İkmal ve NATO Pol Tes. İşlt. Başk. vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 296 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİ İLE EK KARARIN ONANMASINA,

3.Gerekçe bölümününün (A) ve (B) bentlerinde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 19.01.2023 tarihli ve 2022/1910 Esas, 2023/52 sayılı Kararında sanık ... müdafii ile katılan Milli Savunma Bakanlığı vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda eleştiriler dışında hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

4.Gerekçe bölümününün (C) bendinde açıklanan nedenlerle sanıklar ... ve ... müdafiileri ile katılan Milli Savunma Bakanlığı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 19.01.2023 tarihli ve 2022/1910 Esas, 2023/52 sayılı, sanık ... yönünden esası incelenmeyen, Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, bozmada oy birliği gerekçede oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.10.2023 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY: 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun "Askeri şahıslar" başlıklı 3. maddesi; "Askerî şahıslar; Mareşalden asteğmene kadar subaylar, astsubaylar, Millî Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan sivil personel, uzman jandarma, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve er, erbaş ve erler ile askerî öğrencilerdir.

Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan Devlet memurlarının asker kişi sıfatları, 4.1.1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 115 inci maddesinde belirtilen yükümlülükleri ile sınırlıdır" hükmünü içermektedir.

Atıfta bulunulan 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu'nun 115 inci maddesi ise "Silahlı Kuvvetlerde çalışan sivil memur, müstahdem, müteferrik müstahdem ve gündelikçi sivil personel bu kanunun askerlere tahmil ettiği sorumluluk ve hizmetlerin ifası bakımından:

a) Amir vazifesi alanlar; maiyetindeki bütün askeri ve sivil personele hizmetin icabettirdiği emirleri verebilir.

b) Bütün sivil personel emrinde çalıştıkları askeri amirlere karşı ast durumunda olup bu kanunun 14 üncü maddesinin asta tahmil ettiği vazifeleri aynen yapmaya mecburdurlar" hükmünü içermektedir.

1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun Eşyayı ve malları çalan, satan, rehine veren ve alanlar" başlıklı 131. maddesi; "1 - Askeri bir hizmet yaparken veya vazifeyi suistimal ederek bir hizmet veya vazifeden ötürü tevdi veya emanet edilmiş olan para veya kıymeti ne olursa olsun bir eşyayı yahut kendisine tevdi veya emanet edilmiş olmasa bile her türlü askeri erzak, eşya ve hayvanları çalanlar veya zimmetine geçirenler, yahut ihtilas edenler veya satanlar, yahut rehine verenler ve bunları bilerek satın alanlar veya rehin kabul edenler veya gizliyenler beş seneye kadar ağır hapis cezasile cezalandırılırlar."

"Son maddeler" başlıklı 192. maddesi; "Askeri Ceza Kanununun 75, 79 uncu maddelerile 78 inci maddesinin C fıkrasının iki numarasında ve askeri eşyayı satın almak, rehin olarak kabul etmek ve gizlemek fiillerine dair 131 inci maddede yazılı suçlar askeri mahkemelere tabi olmıyan siviller tarafından yapılırsa umumi mahkemeler bu kanun hükümlerini tatbik ederler."

24/06/2021 tarih ve 7329 sayılı Askerî Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 18. maddesi ile yürürlükten kaldırılan 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluş ve Yargılama Usulü Kanunu'nun "... zamanında sivil kişilerin Askerî Ceza Kanununa tâbi suçlarında yargılama mercii:" başlıklı 13. maddesi; "Askerî Ceza Kanununun 55, 56, 57, 58, 59, 61, 63, 64, 75, 79, 80, 81, 93, 94, 95, 114 ve 131 inci maddelerinde yazılı suçlar, askerî mahkemelerin yargı yetkisine tâbi olmayan sivil kişiler tarafından ... zamanında işlenirse; bu kişilerin yargılanması, adlî yargı mahkemeleri tarafından, Askerî Ceza Kanunu hükümleri uygulanmak suretiyle yapılır" hükmünü içermektedir.

Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 03/07/2008 tarihli ve 2008/143 -135 sayılı Kararında da sivil memurun ASCK'nın 131/1. maddesinde düzenlenen suçun faili olacağı kabul edilmiştir. Askeri Yargıtay 28/04/2010 tarihli ve 2010/1262-1255 sayılı Kararı ve yerleşmiş uygulamaya göre; "Askeri eşyayı çalmak suçu, ASCK'nın 131/1 inci maddesinde askeri suç olarak düzenlenmekle birlikte, askeri eşyanın asker olmayan kişiler tarafından çalınması halinde de, ASCK'da düzenlenen suçtan uygulama yapılmaktadır. Zira bu suçun sadece asker kişiler tarafından işlenebileceğine dair bir hüküm, madde metninde yer almamaktadır."

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 2012/3361 Esas, 2012/11045 sayılı Kararında da; "Sanıklar tarafından 3. Hudut Tabur Komutanlığı 4. Hudut Piyade Bölük Komutanlığına bağlı boşaltılmış müfreze karakolu olan ve halen askeri birlik tarafından depo olarak kullanılan yerden askeri eşya niteliğindeki demir kapıları, kalorifer petekleri ve boruları söküp götürmekten ibaret eylemin 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 131. maddesinde tanımlanan askeri eşyayı çalmak suçunu oluşturacağı gözetilmeden, nitelendirmede hata ile TCK’nın 142/1-a maddesinde düzenlenen hırsızlık suçundan hüküm kurulması," isabetsiz görülmüştür.

1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun "Askeri şahıslar" başlıklı 3. maddesi, "Son maddeler" başlıklı 192. maddesi ve 24/06/2021 tarih ve 7329 sayılı Askerî Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 18. maddesi ile yürürlükten kaldırılan 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluş ve Yargılama Usulü Kanunu'nun "... zamanında sivil kişilerin Askerî Ceza Kanununa tâbi suçlarında yargılama mercii:" başlıklı 13. maddesi uyarınca; "Sanık ...'nın görevi sırasında zimmeti kendisine verilen ve 18.02.2015 tarihinde yapılan incelemede eksik olduğu tespit edilen 833.120,59 TL malzemeyi uhdesine geçirdiği iddiası yönünden," eylemlerin sübutu halinde 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 131. maddesinde tanımlanan suçu oluşturacağının gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmesi gerekirken, çoğunluğun bu eylemin zimmet suçunu oluşturacağına dair gerekçesine iştirak etmek mümkün olmamıştır.

***