Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2011/55 Esas, 2012/405 Karar

SUÇ : Zincirleme nitelikli dolandırıcılık ve zimmet (sanıklar , ..., ... hakkında), icrai davranışla görevi kötüye kullanma (sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve... hakkında)

HÜKÜM : Beraat

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun, 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre tüm suçlardan doğrudan zarar görmeyen ..., ..., ... ve ... ile icrai davranışla görevi kötüye kullanma ve zimmet suçlarından doğrudan zarar görmeyen ...'ın katılma haklarının olmadığı, anılan suçlardan usulsüz olarak verilen katılma kararlarının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmakla, şikayetçi ... vekili ile şikayetçiler ..., ... ve ...'nın tüm suçlardan, ...'ın ise icrai davranışla görevi kötüye kullanma ve zimmet suçlarından kurulan hükümlere yönelik vaki temyiz taleplerinin, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, suçtan zarar gören Hazine vekili hükümleri temyiz etmiş ise de 21.03.2017 tarihli Olur yazısı ekli dilekçesiyle temyizden vazgeçtiği, diğer taraftan katılan ...'ın soruşturma aşamasında vekaletnameye istinaden avukat ...'ı vekil kıldığı ancak 07.06.2011 tarihli celsede avukat istemediğini belirttiği, kovuşturma aşamasında kendisini vekille temsil ettirmediği, buna karşın gerekçeli kararın katılan ... yerine avukat ...'a tebliğ edildiği, yapılan bu usulsüz tebligatın katılan ... yönünden temyiz süresini başlatmayacağı, öğrenme üzerine gerçekleşen temyizin süresinde yapıldığının kabulü gerektiği gözetilerek; başvurusunun kapsamına göre incelemenin katılan ...'ın, sanıklar ..., ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Sanıklar ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:

Hükümden sonra sanıklardan ...'in 02.09.2022, ...'nın ise 17.04.2020 tarihinde öldükleri Ulusal Yargı Ağı Projesi sisteminden temin edilen nüfus kayıtlarından anlaşıldığından hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkındaki kamu davalarının ölüm nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,

Sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükmüne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise:

Kooperatifin üzerine inşaat yaptırdığı arsanın sahibi ile yapılan sözleşmeye göre inşa edilecek olan 40 parsel, B blok, 3. Kat, 7 numaralı dairenin arsa sahibine verileceği kararlaştırılmasına rağmen 26.08.2005 tarihinde noter huzurunda çekilen kurada bu yerin de kuraya dahil edilerek söz konusu dairenin kooperatif üyesi ...'a tahsis edildiği ve ...'ın bu daireye taşınarak oturmaya başladığı ancak arsa sahibinin hak talebine maruz kaldığı iddiasıyla sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasında beraatine karar verilmişse de; arsa sahibi ile kooperatif arasında yapılan kat karşılığı inşaat yapım ve satış vaadi sözleşmesinin, suça konu olan dairenin suç tarihindeki ve güncel tapu kayıtlarının, sanık, Kooperatif ve arsa sahibi arasında konuya ilişkin tüm hukuk dava ve icra takip dosyalarının asılları veya onaylı suretlerinin getirtilip, arsa sahibinin tanık sıfatıyla dinlenmesi ve varsa hak sahipliğini gösterir diğer belgelerin temini, diğer taraftan arsa sahibine ve ...'a kooperatiften başka bir dairenin teslim edilip edilmediğinin araştırılması sonrasında, varsa hukuk mahkemelerince aldırılan bilirkişi raporlarındaki tespitler de nazara alınarak suç vasfının ve sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yetersiz gerekçe ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kanuna aykırı, katılan ...'ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA 16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***