"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2020/229 Esas, 2023/113 Karar
HÜKÜMLER: Sanık ... hakkında zincirleme şekilde nitelikli zimmet suçundan, sanık ... hakkında ise zincirleme şekilde nitelikli zimmet suçuna yardım etmeden mahkumiyet, sanıklar ... ve ... hakkında nitelikli zimmet suçuna yardım etmeden açılan kamu davalarında eylemlerinin suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunu oluşturduğu kabulüyle bu suçtan zamanaşımı nedeniyle düşme
TEMYİZ EDENLER : O yer Cumhuriyet savcısı, katılan ... vekili, sanıklar ..., ... ve ... müdafiileri
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, düzeltilerek onama
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/9. maddesinde, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 253/6. maddesine paralel bir şekilde "Derhal beraat kararı verilebilecek hallerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyeceği" hüküm altına alınmış olup, anılan maddenin gerekçesinde de "fiilin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen hallerde derhal beraat kararı verilebileceği"nin belirtilmesine, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.06.2016 tarihli ve 126–207 sayılı Kararı başta olmak üzere yerleşmiş uygulamasında "zamanaşımının gerçekleşmesi durumunda derhal beraat kararı verilmesini gerektiren haller hariç öncelikle beraat değil, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi, aksi halde, yani derhal beraat kararı verilmesini gerektiren hallerde ise zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmemesi gerektiği" görüşünün benimsenmesine, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.12.2012 tarihli ve 864-1861; 26.06.2012 tarihli ve 978-250 ile 23.01.2007 tarihli ve 254-5 sayılı Kararları başta olmak ve Özel Dairelerce de benimsenmiş olan birçok kararında da açıkça vurgulandığı gibi yargılama yapılmasına engel olup, davayı düşüren hallerden biri olan dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi durumunda, yerel mahkeme ya da Yargıtay tarafından re'sen zamanaşımı kuralı uygulanarak kamu davasının düşmesine karar verilmesinin zorunlu olmasına göre; eylemin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen bir hal, başka bir deyişle derhal beraat kararı verilmesini gerektiren bir durum bulunmadığından zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle mahkemece re'sen ve diğer iddialardan önce davanın düşmesine karar verilmesi zorunluluğuna riayet edilerek, sanık ... hakkında verilen kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesi kararına karşı müdafiinin temyizinde hukuki yarar bulunmadığından, sanık ... müdafiinin temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi uyarınca REDDİNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin; O yer Cumhuriyet savcısının sanıklar ... ve ... hakkında verilen düşme hükümlerine, katılan ... vekilinin tüm hükümlere, sanıklar ... ve ... müdafiilerinin ise müvekkilleri hakkında verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet kararında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247/1, 247/2, 39, 43 ve 62. maddelerinin bu sıra dahilinde uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, sonuç ceza değişmediğinden bozma nedeni yapılmamış, bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık ... hakkında verilen mahkumiyet hükmü yönünden sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı Kanun’un 53/1-a madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işleyen sanık ... hakkında, aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanması karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, katılan ... vekili ile sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, mahkemenin takdir ve uygulaması da gözetilerek, (1) numaralı hüküm fıkrasının 4. fıkrasından sonra gelmek üzere "Suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanığın aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere, 8 yıl 4 ay süreyle bu hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına," ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK, bozmaya uyularak gereği yerine getirilmek delilleri takdir ve gerekçeleri gösterilmek suretiyle sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmü ile sanıklar ... ve ... hakkında kurulan kamu davasının düşmesine dair hükümler eleştirilen husus dışında usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen O yer Cumhuriyet savcısı, katılan ... vekili ve sanık ... müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin DOĞRUDAN ONANMASINA 07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.