Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2020/211 Esas, 2021/607 Karar

SUÇLAR: Zimmet, icrai davranışla görevi kötüye kullanma

HÜKÜMLER : Mahkumiyet (zimmet suçundan), kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine (icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan)

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan İçişleri Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükmün vekili tarafından temyiz edilmesi karşısında, 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun 18/2. maddesi uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığına, 5271 sayılı Kanun'un 223/9. maddesinde, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 253/6. maddesine paralel bir şekilde "derhal beraat kararı verilebilecek hallerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyeceği" hüküm altına alınmış olup, anılan maddenin gerekçesinde de "fiilin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen hallerde derhal beraat kararı verilebileceği"nin belirtilmesine, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.06.2016 tarihli ve 126–207 sayılı Kararı başta olmak üzere yerleşmiş uygulamasında "zamanaşımının gerçekleşmesi durumunda derhal beraat kararı verilmesini gerektiren haller hariç öncelikle beraat değil, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi, aksi halde, yani derhal beraat kararı verilmesini gerektiren hallerde ise zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmemesi gerektiği" görüşünün benimsenmesine, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.12.2012 tarihli ve 864-1861; 26.06.2012 tarihli ve 978-250 ile 23.01.2007 tarihli ve 254-5 sayılı Kararları başta olmak ve Özel Dairelerce de benimsenmiş olan birçok kararında da açıkça vurgulandığı gibi yargılama yapılmasına engel olup, davayı düşüren hallerden biri olan dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi durumunda, yerel mahkeme ya da Yargıtay tarafından re'sen zamanaşımı kuralı uygulanarak kamu davasının düşmesine karar verilmesinin zorunlu olmasına göre eylemin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen bir hal, başka bir deyişle derhal beraat kararı verilmesini gerektiren bir durum bulunmadığından zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle mahkemece re'sen ve diğer iddialardan önce davanın düşmesine karar verilmesi zorunluluğuna riayet edilerek, icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine dair hükme karşı sanık müdafiinin temyizde hukuki yararı bulunmadığından, temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi gereği karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi gereğince REDDİNE, incelemenin sanık müdafiinin zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne, katılan vekilinin ise her iki suçtan kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Sanığın adli sicil kaydında yer alan, Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/58 Esas, 2009/95 sayılı ilamı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5271 sayılı Kanun'un 231/11. maddesi uyarınca ele alınması için mahallinde işlem yapılması mümkün görülmüş, bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.09.2011 tarihli ve 2011/5-104 Esas, 2011/183 sayılı Kararında belirtildiği üzere 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53/5. maddesinin uygulanmamasının kazanılmış hak niteliğinde olduğu gözetildiğinde; Dairemizin 30.04.2019 tarihli ilamı ile bozulan, sadece sanık müdafii tarafından temyiz edilmiş olması nedeniyle aleyhe temyiz bulunmayan, Sinanpaşa (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin 10.06.2013 tarihli ve 2011/54 Esas, 2013/157 sayılı hükmünde sanığın erteli 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesinin uygulanmadığı, bu itibarla sonuç ceza miktarı, erteleme ve hak yoksunluğu bakımından 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi gereği sanık lehine kazanılmış hakkın oluştuğu nazara alınmadan, zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde yazılı şekilde uygulama yapılması,

İcrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı Kanunu'nun 223/8. maddesi uyarınca düşmesi yerine düşürülmesine karar verilmesi,

Kanuna aykırı, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu hususların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının "1" numaralı bendinin dördüncü paragrafından sonra gelmek üzere "Sanık hakkında bozma ilamı öncesi Sinanpaşa (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesi tarafından verilen ve sadece sanık müdafii tarafından temyiz edildiğinden kazanılmış hak teşkil eden cezası nazara alınarak, 1412 sayılı Kanun'un 326/son madde ve fıkrası uyarınca kazanılmış hakkı saklı tutularak, sanığın infaz edilmesi gereken sonuç cezasının 6 ay 7 gün hapis cezası olarak belirlenmesine, 5237 sayılı Kanun'un 51. maddesi gereğince sanığa verilen cezanın ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası gereğince sanığın 1 yıl denetim süresine tabi tutulmasına, altıncı fıkrası uyarınca denetim süresinin herhangi bir yükümlülük belirlenmeden ve uzman kişi görevlendirmeden geçirilmesine, yedinci fıkrası gereğince denetim süresi içerisinde sanığın kasıtlı bir suç işlemesi durumunda ertelenen cezanın çektirilmesine" ibarelerinin eklenmesi, 5237 sayılı Kanun'un 53/1. maddesi uyarınca hak yoksunluğu uygulanmasına ilişkin beşinci paragrafın "Sanığa verilen kısa süreli hapis cezası ertelendiğinden 5237 sayılı Kanun'un 53/4 hükmü gereğince 53/1. maddesi hükmünün uygulanmasına yer olmadığına" şeklinde değiştirilmesi, 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince hak yoksunluğu uygulanmasına ilişkin altıncı paragrafının hüküm fıkrasından tamamen çıkarılması ve "3" numaralı bendinde yer alan "düşürülmesine" ibaresinin ''düşmesine'' şeklinde değiştirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA 02.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***