"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/52 Esas, 2015/145 Karar
HÜKÜMLER : a)Sanıklardan ... hakkında basit zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, ..., ... ve ... haklarında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, ... hakkında değişen suç vasfına göre basit zimmet suçlarından mahkumiyet,
b)Sanıklardan ... hakkında nitelikli zimmet (4 kez), basit zimmet, icrai davranışla görevi kötüye kullanma (4 kez) suçu bildirmeme ve tehdit suçlarından, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarında atılı suçlardan beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İncelenmeksizin iade, temyiz isteminin reddi, onama
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre sanıklara isnat edilen zimmet, görevi kötüye kullanma, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve suçu bildirmeme suçlarından doğrudan zarar görmeyen ... ile suçu bildirmeme ve tehdit suçlarından doğrudan zarar görmeyen Ticaret Bakanlığının anılan suçlardan açılan kamu davalarına katılma ve temyiz haklarının bulunmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararlarının da hükümleri temyiz hakkı vermeyeceği öte yandan mahkemece duruşma gün ve saatini Hazineye bildiren davetiyenin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, Hazine vekilinin 10.05.2012 tarihli duruşmada yalnızca ... adına katılma talebinde bulunduğu, Hazine adına katılma talebinde bulunulmadığı, Ticaret Bakanlığının davaya katılan olarak kabulüne karar verildiği, bu itibarla davadan haberdar edilen ve katılma talebinde bulunmayan Hazinenin katılan sıfatını kazanmadığı ve gerekmediği halde gerekçeli kararın tebliğ edilmesinin hükümleri temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmakla, ... ve ... vekillerinin sanıklar haklarında anılan suçlardan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemleri ile Hazine vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, tebliğname başlığında yer verilen ..., ... ve ... haklarında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına yönelik temyiz talebi bulunmadığı gözetilerek, başvurularının kapsamına göre incelemenin sanıklar ..., ... ve ... müdafiilerinin müvekkilleri haklarında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, sanık ... müdafiinin müvekkili hakkında basit zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, sanık ... müdafiinin müvekkili hakkında basit zimmet suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine ve katılan ... vekilinin anılan mahkumiyet hükümlerine yönelik vekalet ücretine hasren ayrıca katılan ... vekilinin sanıklar ... ve ... haklarında tehdit, katılan ... vekilinin sanıklardan ... hakkında nitelikli zimmet, basit zimmet ve icrai davranışla görevi kötüye kullanma, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarında nitelikli zimmet ve icrai davranışla görevi kötüye kullanma, ... hakkında nitelikli zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarına yardım etme, ..., ... ve ... haklarında nitelikli zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazları ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanıklardan ... hakkında 25.01.2012 tarihli iddianamede yer verilen 1. ve 6. iddialara ilişkin nitelikli zimmet, ... hakkında anılan iddianamedeki 8. ve 11. iddialara ilişkin icrai davranışla görevi kötüye suçundan açılan kamu davaları açısından zamanaşımı süresi içinde mahallinde hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
1-Sanıklardan ... hakkında nitelikli zimmet ve basit zimmet, ..., ... ve ... haklarında nitelikli zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, ... hakkında nitelikli zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarına yardım etme, ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarında nitelikli zimmet suçlarından verilen beraat hükümleri ile ... ve ... haklarında basit zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mahkumiyet hükümleri yönünden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararı doğrultusunda uygulanmasının infaz sırasında nazara alınması mümkün bulunmuş, ... bünyesinde ekspertiz ve kapasite raporu düzenlenmesi talebinde bulunan üyelerden rapor başına 2009 yılı bütçesi ile belirlenen 330 TL'nin ekspertiz ücreti olarak tahsil edilmesi bu ücretin 30 TL'sinin fiilen ekspere ödenmesi ve geri kalan 300 TL'nin odaya bağış yapılması yönündeki anlaşma gereği, eksperlik hizmetlerini ifa eden ...'in rapor başına 30 TL ücret almasına rağmen 330 TL'lik ücretin tamamını aldığına yönelik ödeme makbuzları ve gider pusulaları düzenlenmesi sonrasında, bağış olarak oda kasasında bulunması gereken toplam 16.802 TL'nin kasada bulunmadığı ve oda genel sekreteri olan sanık ... ile muhasebe müdürü olarak görev yapan sanık ...'ın uhdelerinde kaldığı şeklinde sübut bulan eylemlerin, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi sebebiyle sanıklar haklarında nitelikli zimmet suçunu düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 247/2. maddesinin, keza yüklenen suçu, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla kez işledikleri anlaşılan adı geçen sanıklar haklarında zincirleme suç hükümlerini içeren aynı Kanun'un 43. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni sayılmamış, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre mahkumiyet hükümleri yönünden sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanıklar... ve... haklarında mahkumiyet hükümleri kurulmasına rağmen kamu davasında kendisini vekille temsil ettiren katılan ... lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi,
Kanuna aykırı, sanıklar ... ve ... müdafiileri ile katılan ... vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, mahkumiyet hükümlerinin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına "Katılan ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir edilen 3.000,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıklar ... ve ...'dan alınarak katılan ... Bakanlığına verilmesine," ibaresinin ilave edilmesi suretiyle eleştiriler dışında sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK, Delillerin takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükümleri usul ve yasaya uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan ... vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin DOĞRUDAN ONANMASINA,
2-Sanıklardan ... hakkında nitelikli zimmet, icrai davranışla görevi kötüye kullanma ve tehdit, ... hakkında tehdit ve icrai davranışla görevi kötüye kullanma, ..., ..., ..., ..., ..., ... (25.01.2012 tarihli iddianameye konu 5, 8 ve 11. iddialar yönünden) ve ... (25.01.2012 tarihli iddianameye konu 5. iddia yönünden) haklarında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıklardan ...'un hükümlerden sonra 03.07.2018 tarihinde vefat ettiği UYAP ortamından temin edilen nüfus kaydından anlaşılmakla, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2024 tarihli ve 2021/228 Esas, 2024/281 sayılı Kararı da gözetilerek, bu hususta bir karar verilmesi lüzumu ile diğer sanıkların üzerlerine atılı icrai davranışla görevi kötüye kullanma, sanık ...'ya yüklenen tehdit ve icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçlarının 5237 sayılı Kanun'un 257/1 ve 106/1. maddelerinde öngörülen cezalarının üst sınırları itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesine göre 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 10.05.2012 tarihli sorgular ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1, 5237 sayılı Kanun'un 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanık ... hakkındaki kamu davasının ölüm, diğer sanıklar haklarındaki kamu davalarının ise zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
3-Sanıklar ..., ..., ... ve ... haklarında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan kurulan mahkumiyet, sanık ... hakkında ayrıca icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan (25.01.2012 tarihli iddianameye konu 4. iddia yönünden) verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi yetkisinin hakime ait olduğu nazara alınarak, suça konu belge aslının denetime olanak verecek şekilde dosya arasına getirtilmesi, duruşmada incelenip özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ile iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi, gerekirse bu hususta bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik araştırma sonucu sanıklar haklarında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan mahkumiyet hükümleri kurulması,
Suç tarihlerinde ... yönetim kurulu başkanı olarak görev yapan sanık ...'nın Oda tarafından yapılan bir görevlendirme olmaksızın Endonezya seyahatine gittiği ve yönetim kurulu kararı olmaksızın kendisine 2.307,27 TL harcırah ödemesi yapıldığı şeklindeki iddiaya ilişkin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasında, hükmün gerekçe bölümünde sanığın mahkumiyetine karar verildiği belirtilmesine karşın hüküm fıkrasının birinci paragrafında beraatine hükmedilmesi suretiyle hükümle gerekçe arasında çelişkiye neden olunması,
Kabule göre de;
5237 sayılı Kanun'un 204/2. maddesinde düzenlenen kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunun aynı Kanun'un 40/2. maddesine göre özgü suç niteliğinde olduğu ve ancak kamu görevlileri veya özel kanunlarında kamu görevlileri gibi cezalandırılacakları hükme bağlanmış kişilerce işlenebileceği, bu suçlara iştirak eden diğer kişilerin ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilecekleri, keza 5237 sayılı Kanun'un 37. maddesindeki müşterek failliğin oluşabilmesi için birden fazla failin birlikte suç işlemeye karar vermeleri ve bu ortak karara bağlı olarak suçun icrai hareketlerini birlikte gerçekleştirmeleri ve dolayısıyla fiilin icrası üzerinde müşterek hakimiyet kurmaları gerektiği nazara alındığında, kamu görevlisi olmayan sanık ... ile sahteciliğe konu belgede imzası bulunmayan sanık ...'nun diğer sanıklar ... ve ...'ın sahtecilik fiiline 5237 sayılı Kanun'un 38. maddesi kapsamında azmettiren sıfatıyla iştirak ettikleri gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirmeyle aynı Kanun'un 37. maddesi uyarınca mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Yüklenen kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a madde-fıkra-bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işledikleri kabul edilen kamu görevlisi sanıklar ..., ... ve ... haklarında aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Anayasa Mahkemesinin 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı Kararının değerlendirilmesi lüzumu,
Sanıklar hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan mahkumiyet hükümleri kurulmasına rağmen kamu davasında kendisini vekille temsil ettiren katılan ... lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi,
Kanuna aykırı, sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafiilerinin ve katılan ... vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle, sanıklar hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla, 1412 sayılı Kanun'un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca hükümlerin BOZULMASINA 12.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.