Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2022/507 Esas, 2023/38 Karar

SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

A. İlk Derece

İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.11.2021 tarihli ve 2021/218 Esas, 2021/444 sayılı Kararı ile sanığın, ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/2, 62/1, 51. maddeleri uyarınca erteli 4 ay 5 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmolunmuştur.

B. İstinaf

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 10.01.2023 tarihli ve 2022/507 Esas, 2023/38 sayılı Kararı ile sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusu üzerine, duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde, 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe istinaf bulunmadığından eleştiri konusu yapılarak istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Sanığın Temyiz İstemi

5237 sayılı Kanun'un 155. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunun tüm fıkralarının uzlaştırma kapsamına alınmasına rağmen, usulüne uygun uzlaştırma işlemi yapılmadan hakkında yargılama yapılması ve hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, katılan tarafından hesabına gönderilen ücretin tevdi edilen işin gerçekleştirilmesi için yeterli olup olmadığı, bu işin tarafınca kabul edilip edilmediği ile iş için avukatlık asgari ücretinin, harç ve masraf miktarının ne olması gerektiği araştırılmadan, ortada ifa edebileceği bir görev olup olmadığı incelenmeden eksik araştırma ile hakkında hüküm kurulduğuna, usul ve yasaya aykırı kararın bozularak beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

04.04.2019 olan suç tarihinin karar başlığında 25.05.2018 olarak gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232/2-c maddesine muhalefet edilmesi,

Suçun işlendiği tarihte... Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, 12.07.2016 tarihli vekaletname ile işçi alacağı ve tazminat davası açmak üzere katılanın vekilliğini üstlenip banka havalesi yoluyla 1.730,00 TL masraf ücreti aldığı halde, şikayet tarihi olan 04.04.2019 tarihine kadar söz konusu davayı açmadığı gibi katılanın istikrarlı beyanları ve dosyaya sunduğu mesaj tutanaklarından da anlaşıldığı üzere davayı açtığını söyleyerek katılanı yaklaşık üç yıl boyunca oyaladığı iddia ve sübutu kabul edilen görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin eylemin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, hakkında aynı Kanun'un 257/2. maddesi uyarınca ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan hüküm kurulması,

5271 sayılı Kanun'un 231/6. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması için suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekmekte ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında yer alan ''Kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği'' şeklindeki kabul karşısında, sanığın eylemi nedeniyle somut ve belirlenebilir bir zarar olmadığı takdirde aynı Kanun maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel hal bulunup bulunmadığı değerlendirilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması hususunda bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, suçun işlendiği tarihte sabıkası bulunmayan sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulurken "istenilen davayı açmayarak mağduriyetine sebep olduğu" kabul edilmesine karşın, “Katılanın zararının giderilmediği anlaşılmakla yasal şartlar oluşmadığından” şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair karar verilmesi,

Hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2 ve 307/5. maddeleri gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca... 20. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.01.2025 tarihinde karar verildi.

***