"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/948 Esas, 2022/419 Karar
SUÇ : Görevi kötüye kullanma, kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesince temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İlk Derece
İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.10.2020 tarihli ve 2019/361 Esas, 2020/364 sayılı Kararı ile sanık hakkında atılı suçlardan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi gereğince beraatine hükmolunmuştur.
B. İstinaf
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 08.02.2022 tarihli ve 2021/948 Esas, 2022/419 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Katılanın Temyiz İstemi
Sanık tarafından mesajların gönderildiği tarihte haciz işlemi yapılma aşamasında olan bir icra takibinin bulunmadığına, adına başlatılmış icra takibinin de olmadığına, yasal işlem yapmak yerine defalarca mesaj ve telefonla sanık avukatın kişilerin huzurunu bozmaya hakkı olmadığına, kendisinin GSM hattına borcu olduğu iddiası ile gönderilen mesajlar olduğuna, aleyhine başlatılmış icra takibi bulunmadığı halde haciz işlemi yapılacağından bahisle defalarca mesaj gönderen sanığın üzerine atılı suçların sübut bulduğuna, usul ve kanuna aykırı beraat kararlarının bozulması gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın alacaklı vekili sıfatıyla, müvekkilinin alacağının tahsili için katılan hakkında başlattığı icra takibinin itiraz nedeniyle durduğu ve itirazın iptaline yönelik açılmış herhangi bir dava bulunmadığı halde 04.05.2018 ile 30.05.2018 tarihleri arasında katılana borçların ödenmesi gerektiği aksi takdirde haciz ve dava işlemlerinin gerçekleştirileceği haklarında hapis cezası istenebileceği şeklinde 4 adet mesaj göndererek alacağı tahsile çalıştığından bahisle görevi kötüye kullanma ve kişilerin huzur ve sükununu bozma suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257. maddesi genel, tali ve tamamlayıcı bir hüküm olup görevi kötüye kullanma suçunun oluşumu için eylemin kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmamış olması gerektiği de nazara alındığında, sanığa yönelik isnadın 5237 sayılı Kanun'un 123. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği; bu suç ile korunan hukuki yararın, kişi özgürlüğünün korunması ve bireyin, psikolojik ve ruhsal bakımdan rahatsız edilmemesi ve yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürmesi olduğu, bu suçun oluşabilmesi için kanun metninde yazılı bulunan telefon etme, gürültü yapma ya da aynı maksatla hukuka aykırı bir davranışta bulunma eyleminin ısrarla tekrarlanmasının süreklilik arz etmesi ve sırf kişilerin huzur ve sükununu bozma saiki ile işlenmesi gerektiği, somut olayda avukat olan sanığın, katılan hakkında başlatılan icra takipleri nedeniyle mesajların bilgilendirme amacıyla gönderildiği, suça konu olan mesajların sayısı ve gönderiliş amacı dikkate alındığında sanığın katılanı rahatsız etme kastıyla hareket ettiğine dair delilin bulunmadığı, suçun unsuru olan ısrar şartının oluşmadığı anlaşılmakla, sanığın leh ve aleyhindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddianın reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmayı tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen İlk Derece Mahkemesinin beliren takdir ve kanaati ile beraat hükümlerine karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararların usul ve kanuna uygun olması karşısında tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmediği gibi katılanın temyiz itirazları ile hükümlerde dikkate alınan sair hususlar yönünden de hukuka aykırılık görülmemiştir.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesince verilen kararlarda, katılan tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, aynı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi gereği İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.02.2025 tarihinde karar verildi