Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2023/31 Değişik iş

SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma

YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.03.2023 tarihli ve 2023/31 Değişik iş sayılı Kararı ile sanık ... hakkında son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına ilişkin Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 17.06.2021 tarihli ve 2021/101 Esas, 2021/379 sayılı Karara vaki itirazın reddine dair karar verilmiş, verilen kararın kesin olduğu anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 09.01.2024 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.02.2024 tarihli ve KYB-2024/9064 sayılı yazısı ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.02.2024 tarihli ve KYB-2024/9064 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

"Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesince, sanık hakkında son soruşturmanın açılması kararı verilebilecek nitelikte, somut, yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden suç oluşturan bir eylem niteliği bulunmadığı gerekçesiyle son soruşturmanın açılmamasına karar verilmiş ise de, somut olayda müşteki ... vekili sanık Avukat ... tarafından 23.02.2017 tarihli dilekçe ile Adıyaman İş Mahkemesine işçilik alacakları ile ilgili dava açıldığı, dosyanın Adıyaman İş Mahkemesi'nin 13.03.2017 tarihli tensip kararı ile 2017/143 esas numarası üzerinden görüldüğü, dava dosyasının işçi ile iş veren ilişkisinden kaynaklanan alacak davası olduğu, Mahkemesince 21.03.2019 tarihli 8. oturumda Avukat ...'a delil avansını yatırmak üzere iki hafta süre verildiği, ancak sanığın belirtilen delil avansını yatırmayarak kesin süreye uymadığı, ayrıca sanığın son oturuma katılmadığı, 11.04.2019 tarihli ve 2019/212 sayılı karar ile sanık tarafından süresi içerisinde eksikliğin tamamlanmadığı belirtilerek davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, verilen karara davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulduğundan kararın kesinleşmediğinin görüldüğü, sanığın müşteki vekili sıfatıyla, yargılama gideri ve bilirkişi masrafına mahsuben 1.050,00 Türk lirası tahsil ederek takip ettiği, Adıyaman İş Mahkemesinin 2017/143 esas sayılı alacak davası sırasında, vekillik görevinin gereklerini yerine getirmediği, bahse konu davanın, 28.09.2017 tarihli duruşmasında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 140/5. maddesi gereğince verilen, iki haftalık kesin süre içerisinde delillerin bildirilmesine dair ara karara rağmen, müştekiden dosyaya sunulmak üzere teslim aldığı, maaş dekontları ve fotoğrafları, süresi içerisinde mahkemeye ibraz etmediği gibi, şikâyetçi tarafından, dava dosyasına celp edilmesi gerektiği belirtilen, kamera kayıtları ve mal teslim belgelerine ilişkin beyanda bulunmadığı, kaldı ki 20.12.2018 tarihli duruşmada, bilirkişi ücreti olarak 400,00 Türk lirası ve 50,00 Türk lirası dosya masrafı olmak üzere, 450,00 Türk lirası delil avansının iki haftalık kesin süre içerisinde yatırılmasına dair yüzüne karşı tefhim olunan ara karara rağmen süresi içinde ödemenin yapılmadığı, tahsil ettiği bedeli müvekkile hemen iade etmemek suretiyle uhdesinde tuttuğu, yine bahse konu davanın, 21.03.2019 tarihli duruşmasında, davaya konu taleplerin açıklanmasına dair bir haftalık kesin süre verilmesine ilişkin yüzüne karşı tefhim olunan ara karara rağmen, süresi içinde gereğine tevessül etmeyerek davanın açılmamış sayılmasına dair 11.04.2019 tarihli kararın verilmesine neden olduğu cihetle, sanığın söz konusu eylemlerinin alacağının tahsilinde gecikme yaşayan müştekinin mağduriyetine neden olduğu nazara alındığında, toplanan mevcut delillerin son soruşturmanın açılması için yeterli olduğu, delillerin takdir ve değerlendirilmesinin de son soruşturma aşamasında davayı görecek olan mahkemesine ait bulunduğu gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

1. Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 17.06.2021 tarihli ve 2021/101 Esas, 2021/379 sayılı Kararı ile sanık ... hakkında son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına karar verilmiş, şikayetçinin itirazı üzerine mahkemenin 22.02.2023 tarihli müzekkeresi ile yerinde görülmeyen itirazın değerlendirilmesi için dosyanın gönderildiği Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.03.2023 tarihli ve 2023/31 Değişik iş sayılı Kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir.

2. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 1. maddesi uyarınca; bir kamu hizmeti ve serbest bir meslek olarak yerine getirilen avukatlık, yargının kurucu unsurlarından olup bağımsız savunmayı serbestçe temsil ettiği gibi 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 36. maddesinde düzenlenen hak arama özgürlüğünün güvencesini de oluşturmaktadır. Avukatlık mesleğinin bu nitelikleri gereği olarak, görev sırasındaki veya görevden doğan suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılıp yürütülmesi konusunda 5271 sayılı Kanun'da yer alan genel düzenlemelerden ayrık biçimde 1136 sayılı Kanun'un 58-61. maddelerinde özel düzenlemeler yapılmıştır. 1136 sayılı Kanun'un özel soruşturma ve kovuşturmayı öngören hükümlerinde tüm ayrıntılar düzenlenmediğinden, açık hüküm bulunan konularda bu düzenlemenin uygulanması gerekmekte, düzenlenmeyen veya ilgili maddelerde atıf yapılan hususlarda ise genel hükümlerin uygulanması zorunlu bulunmaktadır. Başka bir deyişle, 1136 sayılı Kanun'da açık bir düzenleme bulunması durumunda, aynı konu genel hükümlere (5271 sayılı Kanun) aykırı biçimde düzenlense dahi, bu konuda 1136 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.

3. Avukatların görev sırasındaki veya görevden doğan suçlarından dolayı Adalet Bakanlığının kovuşturma iznine bağlı olarak, anılan Kanun'un 59. maddesi uyarınca suçun işlendiği yere en yakın ağır ceza mahkemesi başsavcısı tarafından düzenlenen iddianame üzerine aynı yer ağır ceza mahkemesince son soruşturmanın açılmasına ya da açılmasına yer olmadığına karar verilmektedir. 1136 sayılı Kanun'un 60. maddesinde ise "59. maddede yazılı mahkemelerin tutuklama veya salıverilmeye yahut son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı veya sanık tarafından genel hükümler uyarınca itiraz olunabileceği" ve "itirazın suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesi hariç olmak üzere, itiraz edilen kararı veren mahkemeye en yakın ağır ceza mahkemesince inceleneceği" belirtilmiştir. Görüldüğü üzere, özel soruşturma yönteminin düzenlendiği 60. maddenin birinci fıkrasında son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına ilişkin karara kimin itiraz edeceği sorunu açıklığa kavuşturulup, yalnızca sanık veya Cumhuriyet savcısının itiraz edebileceği kabul edilmiş, ancak itiraz yöntemi bakımından genel hükümlere gönderme yapılmıştır. Bu durumda, incelenen dosyada suçtan zarar gören yakınanın itiraz hakkının bulunmadığı kabul edilmelidir. Bu nedenle, özel yasasındaki hükümle düzenlenen bir konuda, genel soruşturma ve kovuşturma yöntemiyle ilgili olarak, suçtan zarar gören yakınanın da yasa yollarına başvuru hakkı bulunduğunu düzenleyen 5271 sayılı Kanun'un 260. maddesinin birinci fıkrasının uygulanma olanağı bulunmamaktadır.

4. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; her ne kadar kararı veren mahkemeye en yakın ağır ceza mahkemesi yerine numara olarak kararı veren mahkemeyi izleyen ağır ceza mahkemesince itiraz konusunda karar verilmiş ise de anılan husus sonuca etkili görülmemiş, merciince şikayetçinin itiraz hakkı bulunmadığından bahisle vekilince yapılan itirazın reddine karar verilmesi yerine işin esasına yönelik değerlendirme yapılarak itirazın reddine karar verilmesi sonucu itibarıyla doğru olduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname münderecatı yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

23.05.2024 tarihinde karar verildi.

***