Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2023/408 Esas, 2023/622 Karar

SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma

HÜKÜM : Mahkumiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317. maddesi gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.... Asliye Ceza Mahkemesinin 17.05.2016 tarihli ve 2016/157 Esas, 2016/447 sayılı Kararı ile sanığın icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/1 ve 62/1. maddeleri gereği 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 51. maddesi uyarınca bu cezanın ertelenmesine ve 1 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verilmiştir.

2.Bahse konu Kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 22.05.2023 tarihli ve 2021/7665 Esas, 2023/6537 sayılı Kararı ile sanığın yargılama konusu eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesi kapsamında yer alan suça ilişkin olması ve 5271 sayılı Kanun'un 251. maddesi gereğince "basit yargılama usulü" yönünden yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3.Bozma ilamı sonrası yapılan yargılama neticesinde ... Asliye Ceza Mahkemesinin 23.11.2023 tarihli ve 2023/408 Esas, 2023/622 sayılı Kararı ile sanığın icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 257/1, 62, 51/1. maddeleri uyarınca erteli 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi

Bozma kararı sonrası müvekkili lehine olan basit yargılama usulü hükümlerinin uygulanmadığı, atılı eylemin sanığın sorumluluğunda bulunmadığı ve suçun işlendiğine dair somut, yeterli, kesin delil olmadığından bahisle hükmü temyiz etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Suç tarihinde köy muhtarı olarak görev yapan sanığın, görev ve sorumluluk alanında bulunan mahallede yapılan numarataj çalışmaları sırasında, konut olarak gösterdiği yerlerin bir kısmı fiilen ahır, depo ve ardiye olarak kullanıldığı, bir kısmı ise fiilen kullanılmayan metruk yerlerden olduğu halde ikamet kaydı yaptığı, bu yerlerde ikamet kayıtları bulunan kişilerin sandık seçmen listelerinde yer aldığı ve sanığın 30.03.2014 yerel seçimlerinde tekrardan muhtar seçilerek katılanın muhtarlık seçiminde zarara uğramasına sebep olup kendi lehine fayda sağladığı kabul edilerek icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de sanığın söz konusu numarataj verme işleminin İl Özel İdaresinin sorumluluğunda olduğunu, ilgili birim tarafından işlemin yapılarak listenin kendisine levha çakma işlemleri için verildiğini, liste gereği işlemin yaptırıldığını savunması, 6360 sayılı On Dört İlde ... Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 36. maddesi gereğince ... Köyünün mahalle olarak ilçe belediyesine bağlanma tarihinin ilk yerel seçim tarihi olan 30.03.2014 olduğu, Adres ve Numaralamaya İlişkin Yönetmeliğin 4, 6 ve 20. maddeleri ile 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'nun 6/b maddesi ile suç tarihi dikkate alındığında, numaralama işinde sorumluluğun İl Özel İdaresinde bulunduğu, soruşturma evresinde temin edilen ... Nüfus Müdürlüğü cevabi yazısına göre adres kayıtlarının, yerel seçimlerden 6 ay ile 6 yıl öncesine dayandığı ve taraf beyanları ile adres değişikliklerinin yapıldığı hususları gözetilerek, katılanın soyut beyanı dışında sanığın aşamalardaki inkara yönelik istikrarlı savunmalarının aksine mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delilin dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmakla, yüklenen suçtan beraatine karar verilmesi yerine yanılgılı değerlendirme ve yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde mahkumiyetine hükmolunması,

Kabule göre de;

5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için aynı maddenin altıncı fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliğine veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında da açıklandığı üzere, 5271 sayılı Kanun'un 231/6. maddesinde düzenlenen "giderilmesi gereken zarar" kavramının, somut, belirlenebilir maddi zarar olduğu, somut olayda sanık tarafından giderilebilecek maddi bir zararın bulunmadığı diğer yandan 5271 sayılı Kanun'un 231/8. maddesine 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 72. maddesi ile eklenen "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez." şeklindeki hükmün ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği nazara alındığında, 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin uygulanmasına engel sabıkası bulunmayan sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, "sanığın daha önceden kasıtlı suçtan hakkında verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının olması, suç nedeniyle katılanın ve kamunun zararının meydana gelmiş olması ve zararın tazmin edilmemiş olması" şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,

Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince, cezasının infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkilerin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR

Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA,

Dava dosyasının ... Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

23.06.2025 tarihinde karar verildi.

***