"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/2546 Esas, 2021/144 Karar
SUÇ : Rüşvet verme
HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesince verilen beraat kararının kaldırılarak eylemin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunun kabulü ile bu suçtan mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
... Ağır Ceza Mahkemesinin 26.06.2018 tarihli ve 2018/59 Esas, 2018/127 sayılı Kararı ile sanık hakkında rüşvet verme suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e madde-fıkra ve bendi gereği beraati kararı verilmiştir.
B. İstinaf
Katılan vekilinin istinaf talebi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama neticesinde 10.02.2021 tarihli ve 2020/2546 Esas, 2021/144 sayılı Karar ile ilk derece mahkemesince verilen beraat kararının kaldırılarak, sanığın icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/1, 62/1, 50/1-(a) ve 52/4. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası karşılığı 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Katılan Vekilinin Temyiz İstemi
Dava konusu olayda rüşvet ve görevi kötüye kullanma suçlarının unsurları aynı anda oluştuğu halde sadece görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyete hükmolunmasının yasaya aykırı olduğuna,
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanığın atılı suçu işlediğine dair somut delil bulunmadığına, rüşvet ve görevi kötüye kullanma suçlarının unsurlarının oluşmadığına,
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi
Sanığın üzerine atılı rüşvet suçu sabit olmasına rağmen mahkemenin görevi kötüye kullanma suçundan hüküm kurmasının yasaya aykırı olduğuna,
İlişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
5237 sayılı Kanun'a göre rüşvet suçunun bir kamu görevlisinin görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, bir kamu görevlisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlamasıyla oluşacağı, taraflar arasında serbest irade ile yapılan anlaşmanın vuku bulduğu anda rüşvet suçunun meydana geleceği, bir karşılaşma suçu olup, bu nedenle çok failli olan rüşvet suçunda bir tarafta rüşvet verenin, diğer tarafta ise rüşvet alan kamu görevlisinin yer aldığı, suç tarihinde ... 1. Hudut Taburunda sağlıkçı asteğmen olarak vatani görevini yapmakta olan sanığın, psikolojik destek amacıyla görüşme yaptığı, ... Karakol Komutanlığında er olarak görev yapan ... ve ...'a nöbetleri esnasında sınırdan yapılacak kaçak geçişlere göz yummaları karşılığında menfaat vaadinde bulunduğu ancak bu kişilerin durumu komutanlarına bildirerek menfaat teklifini kabul etmedikleri iddia edilen somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince sanığın eyleminin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabul edilmiş ise de; suç niteliğinin tayini bakımından, erlerin menfaat teklifini kabul etmeyerek komutanlarını durumdan haberdar etmeleri ve olay tarihinde herhangi bir göçmen kaçakçılığı vakasının gerçekleştiğine dair bilgi bulunmaması karşısında, görevin ifasıyla ilgili bir işin yapılması veya yapılmaması için rüşvet teklifinde bulunulması durumunda suçun icra hareketleri başlamış olacağından sanığın eyleminin rüşvet vermeye teşebbüs, rüşvet suçunun yasal unsurlarının oluşmaması halinde ise eylemin kamu görevlisinin şeref ve saygınlığına saldırı niteliğinde olması nedeniyle aynı Kanun'un 125/3. maddesinde düzenlenen kamu görevlisine hakaret suçunu oluşturacağı nazara alınarak, bahsi geçen hususlar karar yerinde tartışıldıktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabule göre de;
5237 sayılı Kanun'un 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken, söz konusu maddenin birinci fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlar göz önünde bulundurularak ve somut gerekçeler tek tek belirtilmek suretiyle ilgili kanun maddesindeki cezanın alt ve üst sınırları arasında takdir hakkının kullanılması gerektiği gözetilmeden "suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, ile failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı dikkate alınarak takdiren alt sınırdan ayrılmak suretiyle..." şeklindeki maddede yazılı ibarelerin soyut tekrarıyla yetinilip teşdit gerekçesi olarak kullanılmak suretiyle aynı Kanun'un 61. maddesine muhalefet edilmesi,
Eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında farklı tarihlerde gerçekleştirdiği kabul edilen sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
08.06.2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesiyle değişik 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesi hükmüne aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına karar verilmesi,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanarak işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ile dosya kapsamında tespit edilen diğer hususlar nazara alındığında, ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi Kararının, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. madde ve fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. madde ve fıkrası uyarınca bozma kararının içeriği doğrultusunda ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.06.2025 tarihinde karar verildi.