"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2024/141 Değişik iş
SUÇ : Görevi kötüye kullanma
İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.01.2024 tarihli ve 2024/141 Değişik iş sayılı Kararı ile İzmir 16. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 05.01.2024 tarihli ve 2023/409 Esas, 2023/734 sayılı ek Karara vaki itirazın reddine dair karar verilmiş, verilen kararın kesin olduğu anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 05.06.2024 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2024 tarihli ve KYB-2024/67254 sayılı yazısı ile dosya Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2024 tarihli ve KYB-2024/67254 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Basit yargılama usulünde itiraz" başlıklı 252/1. maddesinde yer alan, "251 inci madde uyarınca verilen hükümlere karşı itiraz edilebilir. Süresi içinde itiraz edilmeyen hükümler kesinleşir." şeklindeki, anılan Kanun'un 252/6. maddesinde, "Birinci fıkradaki itirazın, süresinde yapılmadığı veya kanun yoluna başvuru hakkı bulunmayan tarafından yapıldığı mahkemesince değerlendirildiğinde dosya, 268 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderilir. Mercii bu sebepler yönünden incelemesini yapar ve kararını gereği için mahkemesine gönderir." şeklindeki,
Yine aynı Kanun'un “Kanun yollarına başvurma hakkı” başlıklı 260/1. maddesinde yer alan, "Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır." şeklindeki düzenlemeler ile,
Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 17/05/2022 tarihli ve 2022/3684 esas, 2022/12501 karar sayılı ilâmında yer alan, "Mahkemece yargılamanın basit yargılama usulüne göre yapılmasına karar verilerek, müşteki ve vekiline... davaya katılmak isteyip istemediği hususlarının beyanları ile birlikte mahkemeye bildirilmesinin, müşteki vekiline 09/01/2021 müştekiye ise 27/01/2021 tarihlerinde tebliğ edilerek ihtar olunduğu, ancak müşteki ve vekili tarafından dosyaya sunulan yazılı bir beyan olmadığı gibi davaya katılma yönünde de bir talebinin bulunmadığı, bu kapsamda müşteki vekilinin ...itiraz hakkının bulunmadığı gözetilerek, itirazın reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne ilişkin Konya 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/05/2021 tarihli ve 2021/402 değişik iş sayılı kararında isabet bulunmamaktadır." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,
Basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği takdirde, Mahkemece bu hususun mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilerek, beyan ve savunmalarını on beş gün içinde yazılı olarak bildirmelerinin isteneceği, söz konusu tebliğ mazbatasında, aynı süre içinde katılma talebinin bildirilmesi gerektiği ihtarının da yer alması hâlinde anılan süre içerisinde davaya katılma talebinde bulunmayan müşteki ve varsa vekilinin itiraz hakkının bulunmayacağı değerlendirilmekle;
Somut olayda, Mahkemesince basit yargılama usulü uygulanmasına tensiben karar verilmesini müteakip, iddianame ve tebliğden itibaren on beş gün içerisinde beyanlarını bildirmesine dair ihtarnamenin müştekiler vekiline tebliğ edildiği anlaşılmakta ise de, aynı süre içinde katılma talebinin bildirilmesi gerektiği ihtarının yer almadığı, tebliğ üzerine müşteki vekilinin şikayet dilekçesi verdiği, dilekçenin içeriği itibariyle katılma talebli olduğunun anlaşıldığı, bu hâlde 5271 sayılı Kanun'un 260. maddesi uyarınca basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle yapılan yargılama neticesinde verilen karara karşı müştekinin itiraz hakkı bulunduğunun kabulü gerekeceği, mahkemece basit yargılama usulüne göre verilen karara karşı müşteki vekilince yapılan itiraz üzerine genel hükümlere göre duruşma açılarak karar verilmesi gerekirken, müştekilerin katılan sıfatını haiz olmamaları nedeniyle itirazın reddine ilişkin İzmir 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/01/2024 tarihli kararına karşı yapılan itirazın merciince kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1.Sanıklar hakkında görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasında, basit yargılama usulüne göre yürütülen yargılama sonucunda İzmir 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.09.2023 tarihli ve 2023/409 Esas, 2023/734 sayılı Kararı ile atılı suçtan beraatlerine hükmedilmiştir.
2.Bahse konu karara şikayetçiler ... ve ... vekilinin itirazı üzerine İzmir 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.01.2024 tarihli ve 2023/409 Esas, 2023/734 sayılı ek Kararı ile şikayetçiler ... ve ...'ün katılan sıfatlarının olmaması nedeniyle herhangi bir işlem yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
3.Bahse konu karara şikayetçiler ... ve ... vekilinin itirazı üzerine İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.01.2024 tarihli ve 2024/141 Değişik iş sayılı Kararı ile itirazın reddine hükmolunmuştur.
4.5271 sayılı Kanun’un Basit yargılama usulünde itiraz başlıklı 252. maddesinin birinci ve altıncı fıkralarında; ''251 inci madde uyarınca verilen hükümlere karşı itiraz edilebilir. Süresi içinde itiraz edilmeyen hükümler kesinleşir'', ''Birinci fıkradaki itirazın, süresinde yapılmadığı veya kanun yoluna başvuru hakkı bulunmayan tarafından yapıldığı mahkemesince değerlendirildiğinde dosya, 268 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderilir. Merci bu sebepler yönünden incelemesini yapar ve kararını gereği için mahkemesine gönderir", aynı Kanun'un kanun yollarına başvurma hakkı başlıklı 260/1. maddesinde ise; "Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır" hükümleri yer almaktadır.
5.Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanıklar hakkında görevi kötüye kulanma suçundan açılan kamu davasının basit yargılama usulüne göre yürütüldüğü, yargılama sonucunda üzerlerine atılı suçtan beraatlerine hükmedildiği, şikayetçiler ... ve ... vekilinin süresi içinde bahse konu karara itirazı üzerine şikayetçilerin katılma talebinde bulunmadıklarından katılan sıfatlarının olmaması nedeniyle herhangi bir işlem yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, şikayetçiler vekilinin vaki itirazı üzerine dosyanın gönderildiği merciince, şikayetçiler vekiline tebliğ edilen on beş gün içerisinde beyanlarını bildirmesi gerektiğine dair tebligatta katılma talebinin bildirilmesi gerektiğinden bahsedilmediği, şikayetçiler vekilince süresi içerisinde mahkemeye sunulan şikayet dilekçesinin katılma talebi niteliğinde olduğu hususu da nazara alındığında verilen karara karşı şikayetçilerin itiraz haklarının bulunduğunun kabulü gerekeceği gözetilerek 5271 sayılı Kanun'un 252. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca genel hükümlere göre duruşma açılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek itirazın kabulüne karar verilmesi yerine reddine hükmedilmesi Kanun'a aykırı bulunmuş ve kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.01.2024 tarihli ve 2024/141 Değişik iş sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.11.2024 tarihinde karar verildi.