Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği

SAYISI : 2024/243 Değişik iş

SUÇ : Görevi kötüye kullanma

İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara vaki itirazın reddi

Siirt Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.01.2024 tarihli ve 2023/4736 Soruşturma, 2024/152 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair Kararına vaki itirazın reddine ilişkin merci Siirt Sulh Ceza Hakimliğinin, 29.01.2024 tarihli ve 2024/243 Değişik iş sayılı Kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 29.01.2024’de kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 20.01.2025 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.02.2025 tarihli ve KYB-2025/16805 sayılı yazısı ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

A. Kanun Yararına Bozma İstemi:

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;

''5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar nazara alındığında,

Dosya kapsamına göre, şikayetçi vekilinin şikayet dilekçesinde özetle, şikayetçi ...'ın alacaklısı olduğu Siirt İcra Dairesinin 2020/6475 esas sayılı dosyasında yürümekte olan icra takibinde, Vakıfbank tarafından düzenlenen 30/10/2020 tarihli ve 7100406592 numaralı, 150.000,00 Türk lirası bedelli teminat mektubunun borçlu Türkiye Sigorta A.Ş. tarafından icra dairesine teslim edildiğini, akabinde icra takibinin durdurulduğunu, borçlu şirketin tahkim yargılamasına karşı yaptığı başvurunun olumsuz sonuçlanması üzerine icra takibinin devam ettiğini, şikayetçi vekilinin belirtilen teminat mektubunun paraya çevrilmesi hususunda talepte bulunması üzerine Siirt İcra Dairesince bankaya müzekkere yazılmasını müteakip, Vakıfbank'ın 09/10/2023 tarihli ve 298 sayılı yazısı ile, söz konusu teminat mektubunun aslının 29/12/2022 tarihinde şubeye ibraz edildiğinin ve aynı tarihte risk çıkışının yapıldığının belirtildiği, teminat mektubunun iadesinin kim tarafından yapıldığının belli olmadığı gibi teminat mektubunun icra dairesi kasasında da bulunmadığını, bu sebeple alacaklarını zamanında alamadıklarını, bu hususta ihmalleri bulunan icra dairesi personelleri ve banka görevlileri hakkında şikayetçi olması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında,

Siirt Cumhuriyet Başsavcılığının, 12/01/2024 tarihli ve 2023/4736 soruşturma, 2024/152 sayılı kararı ile, yapılan tüm araştırmalara rağmen bahse konu teminat mektubunun kim tarafından hangi tarihte İcra Dairesinin kasasından çıktığının net olarak bulunamadığı, yine bu mektubun kim tarafından ilgili banka olan Vakıfbank'a sunulduğunun da tespit edilemediği, muhafaza ile görevli personel yönünden suç boyutuna varacak ölçüde ihmal veya kusurun bulunmadığı kanaatine varıldığı, mevcut olayımızda şikayetçi tarafından alacaklısı olduğu icra dosyasında borçlu tarafça tahsilatın yapılarak herhangi bir zararlarının oluşmadığı, bu kapsamda atılı suçun yasal unsurları olan kişi mağduriyeti, şüpheli menfaati veya kamu zararı olgularının meydana gelmediği, her ne kadar bu mektubun ilgili bankaya sunulduğu tarih belli olsa da, hangi tarihte icra kasasından çıktığının tespit edilemediği, bu sebeple şüphelinin izinli, raporlu veya görevde olmadığı başkaca bir tarihte de kasadan çıkarılmış olabileceği, ihmali içeren eylemin şüpheli tarafından gerçekleştirildiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve somut delilin bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,

Dosya kapsamında yer alan Siirt İcra Dairesinin 28/09/2023 tarihli cevabi yazısında özetle, ''...İcra Müdür Yardımcısı ... tarafından aynı gün teminat mektubunun aslı kasadadır şeklinde fotokopisi üzerine yazılarak imzalanmıştır. 02.11.2020 tarihinde icra katibi ... tarafından evrak oluşturulmuştur. ... Mektubun iadesi yönünde müdürlüğümüz dosyasında bir karar alınmadığı, ayrıca müdürlüğümüzce teminat mektuplarının iadesinin tutanak ile yapıldığı bu mektubun iadesine ilişkin dosyada veya iade klasöründe bir teslim tesellüm tutanağına rastlanmadığı, ... Yapılan araştırmalar ve görüşmeler neticesinde, borçlu sigorta şirketinin, teminat mektuplarının renkli fotokopilerini çektiği, geçmişte mektup fotokopisi yerine mektup aslının başka bir icra dairesi tarafından borçluya sehven iade edildiği şeklinde bir olayın meydana geldiği beyan edilmiştir. Müdürlüğümüzce işi biten ve taraflara iade edilen teminat mektupları ile ilgili öncelikle ilgili birim tarafından karar alınmakta daha sonra mektuplar ilgililerine imza karşılığında iade edilmektedir. Ancak bu mektubun iadesine ilişkin tutanağa ve herhangi bir karara rastlanmamıştır...'' şeklindeki açıklamalar göz önüne alındığında, olay tarihinde görevli olduğu belirtilen icra müdür yardımcısı ... ve icra katibi ....'nın beyanlarına başvurularak belirtilen teminat mektubunun icra dairesinin uhdesine nasıl geçtiğine ilişkin hususların açıklattırılması, akabinde anılan teminat mektubunun teslimine ve iadesine ilişkin ilgili defterlerin temin edilerek işlemleri gerçekleştiren kişilerin tespit edilmesi ile icra dairesi görevlilerinin de beyanlarına başvurularak olayın açıklığa kavuşturulması, anılan icra dairesi cevabi yazısında belirtilen, başka bir icra dairesi tarafından sehven borçluya iade edilen teminat mektupları konusunda şirket yetkililerinin de beyanlarına başvurularak olaya konu teminat mektubu yönünden böyle bir durumun olup olmadığı husususun sorulması ile bunun yanında her ne kadar kolluk görevlilerince düzenlenen 14/11/2023 tarihli tutanak ile ilgili bankadan temin edilen kamera görüntülerinin dökümü yaptırılmış ise de, belirtilen tutanakta olaya konu teminat mektubunun bankanın üst katında bulunan büroya sunulduğunun ancak gönderilen kamera kaydında ilgili yerin görüntülerinin olmadığının belirtilmesi karşısında, teminat mektubunun sunulmuş olabileceği değerlendirilen bankanın ilgili birimlerine ait kamera görüntülerinin temin edilerek işlemleri yapan banka görevlilerinin tespitinin yapılması sonucunda şüphelinin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ''

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Şikayetçi ...'ın alacaklısı olduğu Siirt İcra Dairesinin 2020/6475 Esas sayılı dosyasında yürümekte olan icra takibinde, Vakıfbank tarafından düzenlenen 30.10.2020 tarihli ve 7100406592 numaralı, 150.000,00 Türk lirası bedelli teminat mektubunun borçlu Türkiye Sigorta A.Ş. tarafından icra dairesine teslim edildiği, akabinde icra takibinin durdurulduğu, borçlu şirketin tahkim yargılamasına karşı yaptığı başvurunun olumsuz sonuçlanması üzerine icra takibinin devam ettiği, şikayetçi vekilinin belirtilen teminat mektubunun paraya çevrilmesi hususunda talepte bulunması üzerine Siirt İcra Dairesince bankaya müzekkere yazılmasını müteakip, Vakıfbank'ın 09.10.2023 tarihli ve 298 sayılı yazısı ile, söz konusu teminat mektubunun aslının 29.12.2022 tarihinde şubeye ibraz edildiğinin ve aynı tarihte risk çıkışının yapıldığının belirtildiği, teminat mektubunun iadesinin kim tarafından yapıldığının belli olmadığı gibi teminat mektubunun icra dairesi kasasında da bulunmadığı, bu sebeple alacaklarını zamanında alamadıkları iddiası üzerine başlatılan soruşturma sonucunda, Siirt Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.01.2024 tarihli ve 2023/4736 Soruşturma, 2024/152 sayılı Kararı ile yapılan tüm araştırmalara rağmen bahse konu teminat mektubunun kim tarafından hangi tarihte icra dairesinin kasasından çıkarıldığının ve kim tarafından ilgili bankaya sunulduğunun tespit edilemediği, muhafaza ile görevli personel yönünden suç boyutuna varacak ölçüde ihmal veya kusurun bulunmadığı kanaatine varıldığı, borçlu tarafından ödeme yapıldığından şikayetçinin zararının olmadığı, atılı suçun yasal unsurları olan kişi mağduriyeti, şüpheli menfaati veya kamu zararı olgularının meydana gelmediği, her ne kadar mektubun ilgili bankaya sunulduğu tarih belli olsa da, hangi tarihte icra kasasından çıktığının tespit edilemediği, şüphelinin izinli, raporlu veya görevde olmadığı başkaca bir tarihte de kasadan çıkarılmış olabileceği, ihmali içeren eylemin şüpheli tarafından gerçekleştirildiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve somut delilin bulunmadığından bahisle verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara şikayetçi vekilinin itirazı üzerine merci Siirt Sulh Ceza Hakimliğinin, 29.01.2024 tarihli ve 2024/243 Değişik iş sayılı Kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiği görülmüştür.

5271 sayılı Kanun'un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. Aynı Kanun'un 172. maddesi "(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir...", 173. maddesi“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3) (Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, O yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir..." hükümlerini içermektedir.

Yukarıda yer verilen kanuni düzenlemelerde de belirtildiği üzere Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. Karara itiraz edilmesi halinde itirazı inceleyecek olan Sulh Ceza Hakimliğince, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verilebilecektir.

Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; merciince, Siirt İcra Dairesinin 28.09.2023 tarihli yazısında adı geçen ve olay tarihinde görevli olduğu belirtilen icra müdür yardımcısı Tuğrul Nevruz İlhan ile icra katibi İlhan Baykara'nın beyanlarına başvurularak belirtilen teminat mektubunun icra dairesinin uhdesine nasıl geçtiğine ilişkin hususların açıklattırılması, akabinde teminat mektubunun teslimine ve iadesine ilişkin ilgili defterlerin temin edilerek işlemleri gerçekleştiren kişilerin tespit edilmesi ile icra dairesi görevlilerinin de beyanlarına başvurularak olayın açıklığa kavuşturulması, icra dairesi cevabi yazısında belirtilen, başka bir icra dairesi tarafından sehven borçluya iade edilen teminat mektupları konusunda şirket yetkililerinin de beyanlarına başvurularak olaya konu teminat mektubu yönünden böyle bir durumun olup olmadığı husususun sorulması ile bunun yanında her ne kadar kolluk görevlilerince düzenlenen 14.11.2023 tarihli tutanak ile ilgili bankadan temin edilen kamera görüntülerinin dökümü yaptırılmış ise de, belirtilen tutanakta olaya konu teminat mektubunun bankanın üst katında bulunan büroya sunulduğunun ancak gönderilen kamera kaydında ilgili yerin görüntülerinin olmadığının belirtilmesi karşısında, teminat mektubunun sunulmuş olabileceği değerlendirilen bankanın ilgili birimlerine ait kamera görüntülerinin temin edilerek işlemleri yapan banka görevlilerinin tespitinin yapılması sonrasında şüphelinin hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verildiği anlaşılmakla kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

II. KARAR

1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2.Siirt Sulh Ceza Hakimliğinin, 29.01.2024 tarihli ve 2024/243 Değişik iş sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

3.5271 sayılı Kanun'un 309/4. maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için soruşturma dosyasının Mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,29.04.2025 tarihinde karar verildi.

***