"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/180 Esas, 2016/116 Karar
SUÇLAR : Rüşvet alma ve rüşvet verme
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
Sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinin; hüküm tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Tayin olunan ceza miktarına nazaran yasal koşulları bulunmadığından sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.03.2012 tarihli ve 2011/122143 Soruşturma, 2012/20962 Esas, 2012/962 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında rüşvet verme ve rüşvet alma suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 252 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunluklarına hükmedilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.03.2016 tarihli ve 2015/180 Esas, 2016/116 sayılı Kararı ile sanıkların rüşvet verme ve rüşvet alma suçlarından, 5237 sayılı Kanun'un 252 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Katılan Hazine vekilinin temyizi, sanıklar hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuş olduğu halde Hazine lehine vekalet ücreti hükmedilmemesine münhasırdır.
2.Sanık ... ile diğer sanıklar müdafiilerinin temyizi, iletişimin tespiti tutanaklarının hukuka aykırı olduğuna ve hükme esas alınmaması gerektiğine, rüşvet anlaşmasının ortaya konmadığına, mahkumiyet hükmü kurulması için yeterli delil bulunmadığına ve hükümlerin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanıklardan ..., ..., ..., ... ve ...'ün suç tarihlerinde Eyüp İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil ve Denetleme Büro Amirliğinde polis memuru olarak görev yaptıkları, ..., ..., ... ve ...'ın ise hafriyat ve nakliye işleri ile uğraştıkları, hafriyat ve inşaat alanında çalışan şirketlerin daha rahat faaliyet gösterebilmek, geçişi yasak olan güzergahlardan geçmek ve yasal tonajın üzerinde yük taşıyabilmek amacıyla aralarında menfaat ilişkisi kurulduğu, polis memuru sanıkların kamyonların anılan şekilde güzergahları kullanmaları ve fazla tonajda yük taşımalarına göz yumma karşılığında maddi menfaat elde ettikleri kabul edilerek sanıkların rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından mahkumiyetlerine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
5237 sayılı Kanun'un rüşveti tanımlayan ve 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun ile değişiklik yapılıncaya kadar yürürlükte kalan 252 nci maddesinin üçüncü fıkrasında "Rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır" denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının veya kişilerin bu şekildeki iş için kamu görevlisine çıkar temin etmelerinin rüşvet tanımından çıkarıldığı, eylemin, görevin gereklerine aykırı olarak bir işin yapılması veya yapılmaması için menfaat temin edilmesi durumunda rüşvet, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanması durumunda ise 6352 sayılı Kanun'dan önceki haliyle 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin üçüncü fıkrasında "görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama" suçunu oluşturacağı, kamu görevlisi olmayan diğer kişilerin ise özgü suç niteliğindeki bu görevi kötüye kullanma suçuna 5237 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca azmettiren veya yardım eden sıfatıyla iştirak edecekleri nazara alındığında, dosya kapsamında kamu görevlisi olmayan sanıklara ait araçların yasak olan güzergahlardan geçtiklerine ya da tonaj fazlası yük taşıdıklarına dair bir tespit bulunmadığı anlaşıldığından sanıkların meşru zeminde bulunduklarının kabulü gerekeceği, sanıklara yüklenen rüşvet verme ve rüşvet alma isnatlarının sübutu halinde kamu görevlisi olan sanıklar hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin mülga üçüncü fıkrasında düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama, kamu görevlisi olmayan sanıklar hakkında ise bu suça azmettiren veya yardım eden sıfatıyla iştirak etme suçlarını oluşturacağı, söz konusu maddede öngörülen cezasının üst sınırına nazaran bahse konu suçun aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrasında belirlenen 8 ve 12 yıllık olağan ve olağanüstü dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, suç tarihi olan 2010 yılı ile inceleme günü arasında olağanüstü dava zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.03.2016 tarihli ve 2015/180 Esas, 2016/116 sayılı Kararına yönelik sanık ..., diğer sanıklar müdafileri ve katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.11.2023 tarihinde karar verildi.