"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/722 E., 2021/319 K.
SUÇ : Zincirleme tefecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz talebinin reddi
İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.04.2021 tarihli ve 2020/722 Esas, 2021/319 sayılı Kararının suçtan zarar görenler vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
... ve ...'un tefecilik suçunun zarar göreni oldukları anlaşılmakla, davaya katılma ve kanun yoluna başvurma haklarının bulunması ile sanık hakkındaki hükmün vekilleri tarafından temyiz edilmesi karşısında, mahkemenin usulsüz olarak verdiği katılma kararlarının kaldırılmasına ilişkin 08.04.2021 tarihli ara kararın kaldırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereğince adı geçenlerin davaya katılmalarına karar verilmiştir.
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.11.2013 tarihli ve 2013/22647 Soruşturma, 2013/40588 Esas, 2013/14897 numaralı İddianamesiyle sanık ... hakkında zincirleme tefecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 241 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü ve 53 üncü maddeleri gereğince cezalandırılması ile hak yoksunluğu uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.04.2015 tarihli ve 2013/863 Esas, 2015/305 sayılı Kararı ile sanık ... hakkında zincirleme tefecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 241 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 5 tam gün karşılığı 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Sanık müdafiinin temyizi üzerine hükmün Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 11.11.2020 tarihli ve 2020/5808 Esas, 2020/1919 Karar sayılı ilamı ile; eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerektiğine vurgu yapılarak, sanık hakkında İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesince tefecilik suçundan mahkumiyet kararı verildiğinin tespiti karşısında, suç ve iddianame tarihleri dikkate alındığında, mümkünse davaların birleştirilmesi, kesinleşmesi veya birleştirme olanağının ortadan kalkması durumunda ise asılları veya onaylı örneklerinin bu dosya arasına konulmasından sonra, zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının ve mükerrer dava olup olmadığının saptanarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesinin Yargıtay bozma ilamına uyulmak suretiyle yaptığı yargılama neticesinde 08.04.2021 tarihli ve 2020/722 Esas, 2021/319 sayılı Kararı ile; sanık hakkında zincirleme tefecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 241 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci ve 52 nci maddeleri gereğince 3 yıl 9 ay 25 gün hapis ve 1.041 tam gün karşılığı 20.820 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiş, İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.04.2014 tarihli ve 2014/58 Esas, 2014/247 Karar sayılı ilamı ile verilen ve kesinleşen 3 yıl 9 ay hapis ve 20.000,00 TL adli para cezasına dair eylemlerin yargılama konusu eylemlerin teselsülü niteliğinde olduğundan bahisle mahsubu ile sanığın kazanılmış hakkı da nazara alınarak neticeten 25 gün hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmolunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanlar ... ve ... vekilinin temyiz talebi; müdahillik sıfatlarının kaldırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, kendileri lehine de müdahillik vekalet ücretine hükmedilmesi lüzumuna ve sanığın eylemlerinin yöneldiği mağdurlar ve tarihleri farklı olduğundan sanığın cezasından İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesince hükmedilen cezanın mahsup edilmemesi gereğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanık ...'ın, katılanlar ... ve ...'ya 2009 - 2012 yılları arasında kazanç elde etmek amacıyla ödünç para verdiği, bu borçlara karşılık katılanlardan farklı tarihlerde birden çok senet aldığı, tanıkların borç ilişkisine bizzat şahitlik etmemekle birlikte sanığın tefecilik yaptığını doğruladıkları iddia ve kabul edilerek sanığın zincirleme tefecilik suçundan mahkumiyetine hükmedildiği ancak belirlenen cezadan sanık hakkında aynı suçtan İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesince verilen cezanın mahsubuna karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanık hakkında tefecilik suçundan yapılan yargılama sırasında İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.04.2015 tarihli ve 2013/863 Esas, 2015/305 sayılı Kararında sanığın atılı suçu işlediği kabulü ile verilen mahkumiyetine dair hükmün, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 11.11.2020 tarihli ve 2020/5808 Esas, 2020/1919 Karar sayılı ilamı ile; sanık hakkında aynı suçtan mahkumiyet kararı verilen İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesindeki davanın zincirleme suç hükümleri yönünden nazara alınması gerektiğinden bahisle bozulmakla birlikte, ilgili Yargıtay ilamında sanık hakkında kurulan ilk hükümdeki uygulamada başkaca bir isabetsizliğe işaret edilmemesine, bahse konu davaların birleştirilmemesine ve aleyhe temyiz bulunmamasına rağmen Mahkemece verilen son kararda sanık hakkında ilk hükümde verilen cezadan daha fazla cezaya hükmedilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.04.2021 tarihli ve 2020/722 Esas, 2021/319 sayılı Kararına yönelik katılanlar ... ve ... vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, sanığın aleyhine temyiz bulunmayan 06.04.2015 tarihli hükümdeki kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.11.2023 tarihinde karar verildi.