"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2014/185 Esas, 2016/157 Karar
SUÇTAN ZARAR GÖREN: Hazine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama, düzeltilerek onama, bozma
EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama, bozma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre irtikap suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Yasa'nın değişiklik öncesindeki 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığına, incelemenin vekilinin beraat hükümleri ile mahkumiyet hükümlerine yönelik vekalet ücretine münhasır, sanıklar ... müdafiilerinin müvekkilleri hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine, sanık ...'ın hakkında verilen mahkumiyet hükmüne, O yer Cumhuriyet savcısının sanık ... hakkında kurulan beraat hükmüne ve sanık ... müdafiinin müvekkili hakkında verilen beraat hükmüne yönelik vekalet ücretine münhasır temyiz itirazları ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.2010 tarihli ve 2009/5-167-2010/70 sayılı Kararında da açıklandığı üzere, icbar suretiyle irtikap suçunda mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli olmak koşuluyla, doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde yapılan her türlü zorlayıcı hareketin icbar kavramına dahil olduğu, manevî cebirin, belli bir şiddete ulaşması, ciddî olması, mağdurun baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmaması gerektiği, olayın oluş şekline göre sanıkların eylemlerinin öğretî ve uygulamada kabul edildiği üzere Kanun'un öngördüğü anlamda icbar boyutuna varmadığı, bu itibarla cebrî irtikap suçunun yasal unsurları oluşmadığı gibi suç tarihine nazaran rüşvet alma niteliğinde de olmadığı, isnatların sübutu halinde suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçunu oluşturacağı, bu suçun Kanunda öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirlenen 12 yıllık ilavelî dava zamanaşımı süresine tabî olduğu, 2009 olan suç tarihi ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.