Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2014/15 Esas, 2016/131 Karar

SUÇ : Zimmet (sanık ... hak.), görevi kötüye kullanma (sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hak.), 1163 sayılı Kanun'a muhalefet (sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hak.)

HÜKÜM : Beraat (sanık ... hakkında zimmet ve görevi kötüye kullanma suçlarından, sanıklardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan, ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında 1163 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan, ... ve ... hakkında 1163 Kanun'a muhalefet ve görevi kötüye kullanma suçlarından)

Davanın reddi (sanık ... hakkında zimmet ve görevi kötüye kullanma suçlarından)

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, düşme, bozma

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesine göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazine ile Tarım ve Orman Bakanlığının kanun yoluna başvurma haklarının bulunması ve hükümlerin vekilleri tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, adı geçen Bakanlığın 3628 sayılı Yasa'nın 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 18/2., Hazinenin ise değişiklik öncesi yürürlükte bulunan 3628 sayılı Kanun'un 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde anılan suç yönünden müdahil sıfatını kazandıklarına, Tarım ve Orman Bakanlığının icrai davranışla görevi kötüye kullanma ve 1163 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarına ilişkin 1163 sayılı Kanun'un Ek 2/2. ve 5271 sayılı Kanun'un 260. maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz hakkı bulunduğuna, Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun, 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle Hazinenin görevi kötüye kullanma ve 1163 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından açılan kamu davasına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 237. maddesine göre katılma hakkının olmadığı anlaşıldığından, Hazine vekilinin anılan suçlar yönünden verilen hükümlere yönelik vaki temyiz talebinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin katılanlardan Kooperatif ve Bakanlık vekillerinin zimmet, görevi kötüye kullanma ve 1163 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından verilen tüm hükümlere, Hazine vekilinin ise zimmet suçundan verilen tüm hükümlere ilişkin temyiz itirazlarıyla SINIRLI OLARAK YAPILMASINA karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

1-Sanık ... hakkında zimmet suçundan kurulan beraat ve davanın reddi hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat ve davanın reddi hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılanlar Kooperatif, ... ile Hazine vekillerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,

2-Sanıklardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan, ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında 1163 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan, ... ve ... hakkında 1163 sayılı Kanun'a muhalefet ve görevi kötüye kullanma suçlarından kurulan hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;

Sanık ...'ın hükümden sonra 31.03.2023 tarihinde öldüğü UYAP ortamından temin edilen nüfus kaydından anlaşıldığından, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2024 tarihli ve 2021/228 Esas, 2024/281 sayılı Kararı da gözetilerek, bu hususta bir karar verilmesi lüzumu ile diğer sanıklara yüklenen icrai davranışla görevi kötüye kullanma ve 1163 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/1. ve 1163 sayılı Kanun'un ek 2/3. maddelerinde öngörülen cezalarının üst sınırı itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli, 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, suç tarihi olan 23.03.2009 ile inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği tespit edildiğinden hükümlerin, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1, 5237 sayılı Kanun'un 64/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri uyarınca sanık ... hakkında açılan kamu davasının ölüm, diğer sanıklar hakkında açılan kamu davalarının ise zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 25.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***