Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2018/1319 E., 2018/1503 K. (2018/3011 E., 2018/2790 K.)

SUÇTAN ZARAR GÖREN : ...

SUÇ : Rüşvet verme (sanık ... hakkında), rüşvet alma (diğer sanıklar hakkında)

HÜKÜM : İstinaf başvurularının hükümlerin vekalet ücreti yönünden düzeltilerek esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sağlık Bakanlığının sanıklardan ... hakkında rüşvet verme, ...'a atılı rüşvet alma suçundan açılan kamu davasında kurulan hükümlere yönelik katılma ve temyiz hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.

5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesine göre rüşvet alma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Sağlık Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve sanıklar ..., ..., ... ve ... haklarında bu suçtan açılan kamu davasında kurulan hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 3628 sayılı Kanun'un 18/2. maddesi hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı kabul edilmiştir.

Başvurusunun içeriğine göre, ... vekilince, rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından verilen hükümlere yönelik temyiz talebinde bulunulduğu, haklarında bu suçlardan kamu davası açılmamış olan ve ek Tebliğname başlığında isimlerine yer verilen sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ...,... ..., ..., ... ve ... haklarında temyiz talebi olmadığı görülmüştür.

Rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından kurulan hükümler açısından katılan Hazine vekilinin, ... dışındaki sanıklar hakkında rüşvet alma suçundan kurulan hükümler bakımından ise katılan ... vekilinin temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir başkaca bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

KARAR:

1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre sanıklardan ...'e isnat edilen rüşvet verme ile askerlik şubesinde sivil memur olarak görev yapan ...'a atılı rüşvet alma suçlarından doğrudan zarar görmeyen Sağlık Bakanlığının bu yönlerden kamu davasında katılma ve temyiz hakkının bulunmadığı anlaşıldığından, anılan Bakanlık vekilinin bahse konu hükümler bakımından temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi gereği, Tebliğname ve ek Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

2. Rüşvet Alma ve Rüşvet Verme Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden

5237 sayılı Kanun'un rüşveti tanımlayan ve 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun ile değişiklik yapılıncaya kadar yürürlükte kalan 252/3. maddesinde "Rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır" denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının (05.07.2012 tarihine kadar) rüşvet suçu kapsamından çıkarıldığı, bu eylemlerin 5237 sayılı Kanun'un 257/3. maddesine uyan görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçu kapsamında değerlendirildiği, sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik ve askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçlarından dolayı açılan kamu davalarının yapılan yargılaması sonucunda verilen beraat kararlarının Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 02.10.2018 tarihli, 2018/1319 Esas ve 2018/1503 sayılı Kararıyla istinaf başvurularının hükümlerin vekalet ücreti yönünden düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi üzerine kesinleştiği ve bu haliyle atılı rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarının unsurları itibarıyla oluşmayacağı nazara alındığında, kamu görevlisi olan sanıklara yönelik rüşvet alma isnatlarının sübutu halinde suç tarihlerinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un mülga 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama, kamu görevlisi olmayan sanığa ilişkin rüşvet verme isnadının sübutu halinde ise aynı Kanun'un 40/2. maddesi uyarınca özgü suç niteliğindeki bu suça azmettirme veya yardım etme suçlarını oluşturacağı, anılan suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, son sorgu tarihi olan 07.10.2013 ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşılmıştır.

Açıklanan nedenle katılanlar vekillerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden, hükümlerin, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-a maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname ve ek Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

16.01.2025 tarihinde karar verildi.

***