Logo

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2015/231 Esas, 2016/46 Karar

SUÇ : Rüşvet alma ve rüşvet verme, resmi belgeyi yok etme

HÜKÜM : Sanıklardan ... hakkında resmi belgeyi yok etme, ... hakkında rüşvet verme suçundan ayrı ayrı beraat, ... hakkında rüşvet alma, ... ve ... hakkında rüşvet verme suçundan ayrı ayrı mahkumiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, onama, bozma

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle resmi belgeyi yok etme suçundan açılan kamu davasına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 237. maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Hazinenin katılma hakkının olmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da hükmü temyiz hakkı vermeyeceği anlaşıldığından, vekilinin bu suç yönünden kurulan beraat hükmüne yönelik vaki temyiz talebinin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin katılan Hazine vekilinin rüşvet verme suçundan sanık ... hakkında kurulan beraat hükmü ile sanık ...'in, sanıklar ... ve ... müdafiilerinin sanıklar hakkında rüşvet alma ve rüşvet verme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 15.11.2018 tarihli ve 2018/17-339 Esas, 2018/536 sayılı Kararında belirtildiği üzere, sanık ...'in hüküm tarihinde Devrez Açık Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olduğunun Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kayıtlarından anlaşılması karşısında; sanığa duruşmadan vareste tutulmak isteyip istemediği sorulmadan ve bu hususta bir karar alınmadan, hükmün açıklandığı 16.02.2016 tarihli duruşmada bizzat veya Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) vasıtası ile 5271 sayılı Kanun'un 196. maddesine aykırı olarak hazır edilmeyerek ve sanık ... müdafiinin 16.02.2016 tarihli duruşmada sunduğu vekaletnamenin tarihinin 08.02.2016 olduğu, sanığın aşamalarda müdafiinin bulunmadığı, bir önceki duruşmada diğer sanıkların müdafiilerine esas hakkında savunmalarını yazılı olarak sunmak üzere süre verildiği halde sanık ...'a bu yönde süre verilmediği nazara alınmadan müdafiinin esas hakkında savunmalarını sunmaya yönelik süre talebinin yargılamayı uzatmaya yönelik olduğu gerekçesi ile reddedilerek hükümlülüklerine dair kararların verilmesi suretiyle savunma haklarının kısıtlanması,

Kabule göre de;

Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık ... hakkında aynı Kanun'un 53. maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmaması,

Kanuna aykırı, sanıklar ... ve ... müdafileri ile sanık ...'in ve katılan Hazine vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden tüm sanıklar bakımından aradaki bağlantı ve iştirak ilişkisi de gözetilerek sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek rüşvet alma ve rüşvet verme suçu yönünden sanıklar ..., ... ve ...'ın kazanılmış hakları saklı kalmak üzere 1412 sayılı CMUK'un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 10.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***