Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2008/156 Esas, 2011/246 Karar(diğer sanıklar hakkında)

HÜKÜM : Beraat (sanık ... hakkında atılı suçtan)mahkumiyet (sanıklardan ... ve ... hakkında zincirleme rüşvet alma, ... hakkında zincirleme rüşvet verme, ... hakkında rüşvet alma suçlarından)

EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma

Mahalli mahkemece verilen hükümler ve ek karar temyiz edilmekle dosya incelendi;

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 260/1. maddesine göre rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin ve ek kararın vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Yasa'nın değişiklik öncesindeki 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı, sanık ... müdafiinin asıl karara yönelik temyizinin, temyiz dilekçesi ekindeki doktor raporu dikkate alındığında, süresinde olduğu, Mahkemece verilen 15.12.2011 tarihli, 2008/156 Esas ve 2011/246 sayılı Kararın temyizi üzerine, 6352 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girmesi nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 11.09.2012 tarihli ve 5-2012/65081 sayılı yazı ile anılan Kanun'un geçici 2. maddesinin 1. fıkrası uyarınca dosyanın mahalline iadesi üzerine Mahkemece verilen 16.10.2012 günlü ek Kararın temyiz edilmediği takdirde 15.12.2011 günlü asıl Kararın kesinleşeceği şerhiyle sanıklar müdafilerine tebliğ edildiği, sanıklar ... ve ... müdafiilerinin ek Kararı temyiz etmedikleri anlaşıldığından, başvurularının kapsamına göre incelemenin; müdafiilerinin sanıklar ... ve ... haklarındaki hükümlere yönelik, katılan Hazine vekilinin ise tüm hükümlere ilişkin temyiz itirazlarıyla sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun'un 138/2. maddesindeki düzenleme ile iletişimin denetlenmesi tedbiri sırasında, yapılan soruşturma veya kovuşturmayla ilgili olmayan fakat 135. maddede sayılan suç veya suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delilin elde edilmesi durumunda, bu delilin kullanılabileceğinin kabul edildiği, tedbirin uygulanması sonucu elde edilen delillerin 135. maddede sayılan suçlarla sınırlı olmak kaydıyla aynı soruşturma veya kovuşturmayla ilgili olmayan suçlar yönüyle kullanılabileceği kabul edilebilir ise de; suç tarihlerinde yürürlükte bulunan CMK'nın "Tesadüfen elde edilen deliller" başlıklı 138. maddesinin ikinci fıkrası "Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak, 135/6. madde ve fıkrasında sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet savcılığına derhâl bildirilir" şeklindeki düzenlemeye uygun şekilde hareket edilmesinin zorunlu olduğu, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi tedbiri uygulandığı sırada elde edilen tesadüfi delillerin hukuka uygun kabul edilip kullanılabilmeleri için bu delilin elde edildiğine ilişkin derhal savcılığa bilgi verilmesi gerektiği, ceza muhakemesinde temel hak ve özgürlükleri sınırlayan kurallar ihlal edilerek toplanan delillerin hukuka aykırı sayılması, kanuna aykırılıktan daha geniş bir içeriğe sahip olan hukuka aykırılık kavramının kapsam ve çerçevesi belirlenirken, gerek pozitif hukuk metinlerine gerekse kişilerin temel hak ve hürriyetlerine ilişkin evrensel hukuk ilkelerine aykırılık bulunup bulunmadığının gözetilmesi ve aykırılığın varlığı durumunda "hukuka aykırılığın mevcudiyetinin" kabul edilmesi gerektiği, tesadüfi delil elde edildikten sonra dinleme süresinin bitirilmesi beklenerek veya dinlemeye devam edilip başka tesadüfi deliller de elde edildikten sonra bilgilendirilme yapıldığı takdirde de tesadüfi delillerin hukuka uygun olduğundan bahsedilemeyeceği,

Yapılan incelemede; suç niteliğinin tayini ile rüşvet anlaşmasının tek olması halinde suç çokluğundan bahsedilemeyeceğinden zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağı olup olmadığının değerlendirilmesi bakımından, sanıklar ..., ... ve ... hakkında 11-13.05.2008, 19.06.2008 tarihli geçişlere ilişkin 5607 sayılı Kaçakçılık Kanunu'na muhalefet suçundan yapılan yargılamada adı geçen sanıklar hakkında verilen beraat hükümlerinin kesinleştiği, 27.06.2008 tarihli geçişle ilgili ise sanıklar ..., ... ve ... hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan açılan kamu davasında uyuşturucu madde ithal etme suçundan verilen mahkumiyet hükümlerinin Yargıtay 10. Ceza Dairesinin, 30.11.2020 tarihli, 2020/4571 Esas, 2020/8330 sayılı Kararıyla düzeltilerek onandığı, bu bilgiler ışığında TCK'nın 257/3. maddesinde düzenlenen zincirleme şekilde görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığı hususunun da tartışılıp, uyuşturucu madde ticareti ve silah mühimmat kaçakçılığı suçlarından iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması tedbiri kararları alındıktan sonra yapılan telefon görüşmelerinde rüşvet suçu işlendiğine dair konuşmalara rastlandığı nazara alınarak bu hususun Cumhuriyet başsavcılığına bildirilip bildirilmediği, bildirilmiş ise bildirilme şekli ve zamanı araştırılıp ilgili evrak aslının adli emanete aldırılması ile onaylı bir suretinin de dosya içerisine konularak kanıt değerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesinden, şayet bildirilmemiş ise ve rüşvet suçundan alınmış bir tedbir kararı da yoksa 5271 sayılı Kanun'un 138/1-2. maddesindeki düzenlemeye aykırı hareket edildiğinden mevcut tape kayıtlarının hukuka aykırı nitelikte olduğunun ve hüküm kurulurken tape kayıtlarının dışlanarak diğer mevcut delillerin değerlendirilmesi yoluna gidileceği gözetilmeden eksik araştırmayla yazılı şekilde hükümler kurulması,

Kabule göre de;

Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının Resmi Gazete'nin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı nüshasında yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesiyle ilgili yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a madde-fıkra-bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanıklar ..., ... ve ...'ün 53/5. maddesi gereğince bu bentteki hak ve yetkilerin tamamını kullanmaktan yasaklanmaları yerine süreli olarak bir kamu görevinin üstlenilmesinden yasaklanmalarına karar verilmek suretiyle sınırlı uygulama yapılması ile rüşvet verme suçundan mahkumiyetine karar verilen sanık ... hakkında anılan madde hükmünün uygulanamayacağının düşünülmemesi,

Kanuna aykırı, sanıklar ... ve ... müdafileri ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA 24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***