Logo

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2019/2458 Esas, 2020/1670 Karar

SUÇLAR : Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, görevi kötüye kullanma

HÜKÜMLER : Sanıklar ..., ..., ..., ... (...) ve ... hakkında görevi kötüye kullanma ile ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi, sanık ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kurulan zamanaşımı nedeniyle düşme kararının kaldırılarak aynı suçtan beraat.

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, onama

Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararların temyizi üzerine yapılan ön incelemede;

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.03.2009 tarihli ve 2009/2-43 Esas, 2009/56 sayılı Kararında; kesin nitelikteki hükümlerin, suç vasfına yönelik aleyhe temyiz yasa yoluna başvurulması halinde temyiz incelemesine konu olabileceklerinin kabul edildiği, İlk Derece Mahkemesinin 14.02.2017 tarihli ilk kararıyla sanıklar ..., ..., ..., ... (...) ve ... hakkında zimmet suçundan açılan kamu davalarına yönelik gerek bu suçtan gerekse vasıf değişikliği sebebiyle görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin 26.05.2017 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi kararıyla bozulduğu ve bozma sonrası katılan vekilinin anılan sanıklar hakkında görevi kötüye kullanma suçundan İlk Derece Mahkemesi tarafından 27.05.2019 tarihinde verilen düşme kararlarına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi hükümlerini "suç vasfına" ilişkin, eylemin zimmet suçunu oluşturabileceğinden bahisle aleyhe temyiz ettiği, yine temyiz istemine konu, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kamulaştırma işlemleri kapsamında düzenlenen bir kısım belgelerde sahtecilik fiillerini işledikleri isnadına yönelik kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan açılan kamu davalarına dayanak 11.08.2010 tarihli iddianamede sanıkların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204/2. maddesi uyarınca cezalandırılmalarının ve belirlenecek cezalarda 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 32. maddesi gereğince arttırım yapılmasının iddia ve talep edildiği, bu maddedeki "Bu Kanuna göre görevlendirilenlerden suç işleyenler, Devlet memuru gibi cezalandırılırlar. Şu kadar ki verilecek cezalar; o suç için muayyen olan cezanın yarısından az olmamak üzere iki katına kadar artırılır." şeklinde yer alan düzenlemenin sanıklara isnat edilen sahtecilik suçunun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halini oluşturduğu, diğer yandan Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.12.2023 tarihli ve 2023/9-57 Esas, 2023/689 sayılı Kararında da bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi kapsamında on yıl veya daha az hapis cezasını veya adli para cezasını gerektiren bir suçtan beraat kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın temyiz yoluna tabi olup olmadığı bakımından suçun temel veya nitelikli hâllerinin uygulanması arasında fark bulunmadığının vurgulandığı, sonuç olarak 5237 sayılı Kanun'un 204/2 ve 2942 sayılı Kanun'un 32. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde sahtecilik suçu için öngörülen hapis cezasının üst sınırının on yılın üzerinde olduğu anlaşılmakla, tüm kararların temyiz kanun yoluna tabi olduğu kabul edilmiştir.

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.05.2019 tarihli ve 2017/307 Esas, 2019/276 sayılı Kararı ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...) ve ... hakkında zimmet suçundan açılan kamu davalarında, eylemlerinin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu ve karar tarihi itibarıyla dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği kabulüyle düşme, ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan beraat kararları verilmiştir.

2. Duruşmalı yapılan inceleme neticesinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 12.11.2020 tarihli ve 2019/2458 Esas, 2020/1670 sayılı Kararı ile sanık ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan kurulan beraat hükmüne ve diğer sanıklar hakkında kurulan tüm hükümlere yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, sanık ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan zamanaşımı nedeniyle kurulan düşme hükmünün kaldırılarak aynı suçtan beraatine hükmedilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılan vekilinin temyiz sebepleri; iddia konusu kamulaştırma işlemlerinin usulsüz olduğuna, sanıkların bu işlemlerde görev alarak bir kısım belgelere imza attığına, belirlenen kamulaştırma bedelleri ile yapılan ödemeler arasında katılan ... aleyhine fark bulunduğuna ve böylece kamu zararına sebebiyet verildiğine, dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmediğine, sanıklardan Hamit'in savunmasına itibar edilerek kurulan beraat hükmünün isabetsiz olup bozulması gerektiğine, sanıkların zimmet ve sahtecilik suçlarından cezalandırılmaları gerekirken eksik inceleme ve doğru hukuki nitelendirme yapılmadan soyut gerekçelerle verilen hükümlerin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğine ilişkindir.

III. GEREKÇE

A. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi kararları yönünden;

Sanıkların leh ve aleyhlerindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddianın reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmayı tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen mahkemenin beliren takdir ve kanaati ile beraat hükümlerine karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararların usul ve kanuna uygun olması karşısında katılan vekilinin temyiz itirazları ile hükümlerde dikkate alınan sair hususlar yönünden hukuka aykırılık görülmemiştir.

B. Sanıklar ... (...) ve ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen düşme hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi kararları yönünden;

Sanıklara isnat edilen eylemin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu yönündeki vasıflandırmada bir isabetsizlik bulunmadığı, Bölge Adliye Mahkemesinin "Sanıklar yönünden isnat edilen suç tarihi itibarıyla zamanaşımını kesen nedenler de gözetildiğinde hüküm tarihinde zamanaşımı süresinin dolmadığı ancak inceleme gününde bu sürenin gerçekleştiği, bu hususun sonuca etkili görülmediği" biçimindeki dosya kapsamıyla uyumlu gerekçesi dikkate alındığında düşme hükümlerine karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararların usul ve kanuna uygun olduğu kabul edilmiştir.

C. Sanıklar ..., ... ve ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen düşme hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi kararları ile ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen düşme kararının kaldırılarak aynı suçtan verilen beraat hükmü yönünden;

Sanıklara isnat edilen eylemlerin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu şeklindeki kabulde bir isabetsizlik görülmemekle birlikte kamulaştırma işlemlerinin farklı aşamalarında görev alan kamu görevlisi sanıkların bu işlemler sonucu fazla kamulaştırma bedeli ödenmesine sebebiyet vererek kamu zararına neden olma şeklindeki eylemlerinde suç tarihlerinin, kamulaştırma bedellerinin en son ödendiği gün olduğu kabul edilmelidir. Bu kapsamda sanıklar Musa, Mustafa ve Tuncay yönünden son suç tarihinin 05.08.2009 olduğu, istinaf incelemesi tarihinde zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilip İlk Derece Mahkemesince verilen düşme kararlarının kaldırılarak esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Ancak;

Tüm sanıkların yargılama konusu eylemlerinin sübutu halinde görevi kötüye kullanma ve aynı suça yardım etme suçlarını oluşturacağı, bu suçun düzenlendiği 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesi uyarınca belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddeleri gereği 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.

Dosya kapsamına göre suç tarihlerinin 20.04.2009 ile 05.08.2009 olduğu ve bu tarihlerden, temyiz incelemesi tarihine kadar 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

IV. KARAR

1. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, ... ve ... hakkında ise görevi kötüye kullanma suçlarından kurulan hükümlere yönelik incelemede;

Gerekçe bölümünün (A) ve (B) bentlerinde açıklanan nedenlerle katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

2. Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kurulan hükümlere yönelik incelemede;

Gerekçe bölümünün (C) bendinde açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-a maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkında açılan kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereğince gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.11.2024 tarihinde karar verildi.

***