"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Tefecilik
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge Adliye Mahkemesince verilen temyiz isteminin reddine dair ek Karar ile istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin asıl Kararın katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede;
İlk Derece Mahkemesince davanın reddine hükmolunması ve bu karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi durumunda istinaf mahkemesince verilen kararın kesin olduğuna dair 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286. maddesinde bir düzenleme bulunmaması karşısında Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince verilen 27.11.2020 tarihli temyiz talebinin reddine ilişkin ek Kararın kaldırılmasına ve esasın incelenmesine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İlk Derece
Sivas 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.06.2020 tarihli ve 2020/18 Esas, 2020/227 sayılı Kararı ile sanık hakkında tefecilik suçundan açılan mükerrer davanın olması nedeniyle reddine hükmedilmiştir.
B. İstinaf
1)Katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 27.10.2010 tarihli ve 2020/1428 Esas, 2020/819 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
2)Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 27.11.2010 tarihli ve 2020/1428 Esas, 2020/819 sayılı ek Kararı ile katılan vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmiştir
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Katılan Vekilinin Temyiz İstemi
Sanık hakkında verilen hükmün eksik inceleme ve araştırma sonucu verildiğine, delillerin takdirinde hataya düşüldüğüne ve sair hususlara ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.07.2013 gün ve 2012/2-1518 Esas, 2013/354 Karar sayılı ilamında yer alan "Bir fiilinden dolayı yargılanan kişinin aynı fiil nedeniyle tekrar yargılanmayacağını bilmesi kişi için bir güvence olup, bu güvence hukuk devleti olmanın bir gereğidir. Dolayısıyla bu güvencenin hayata geçirilebilmesi için, aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava bulunduğu takdirde, mükerrer yargılama yapılmasının engellenmesi amacıyla dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılmaksızın, davanın reddine karar verilmelidir. Diğer taraftan, dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğini tespit için eylemin nitelendirmesi gerekeceğinden, davanın esasına girilmesi gerekmektedir. Oysa aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava bulunduğunun tespiti halinde, davanın esasına girilmeksizin davanın reddine karar verileceğinden, bu durumda artık dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılmayacaktır." şeklindeki Dairemizce de benimsenen görüş doğrultusunda, davanın mükerrer olması halinde zamanaşımı nedeniyle düşmesi yerine reddine karar verilmesi gerekmekte ise de dosya kapsamı itibariyle davanın mükerrer olup olmadığı tespit edilemediğinden dava zamanaşımı yönünden değerlendirme yapılmıştır.
Sanığa yüklenen tefecilik suçu için suç tarihi itibarıyla lehe olan 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 241/1. maddesi uyarınca belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddeleri gereği 8 yıllık olağan ve 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı sürelerinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
Dosya kapsamına göre suç tarihinden, temyiz incelemesi tarihine kadar 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
III. KARAR
1. Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 27.11.2010 tarihli ve 2020/1428 Esas, 2020/819 sayılı ek Kararının, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle KALDIRILMASINA,
2. Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-a maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereğince gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Sivas 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,08.04.2025 tarihinde karar verildi.