Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2015/301 Esas, 2015/399 Karar

SUÇ : Rüşvet alma

HÜKÜM : Eylemin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabulüyle mahkumiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.07.2015 tarihli ve 2015/31843 Soruşturma, 2015/27839 Esas, 2015/1804 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında rüşvet alma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 252 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca cezalandırılması ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.

2.Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.12.2015 tarihli ve 2015/301 Esas, 2015/399 sayılı Kararı ile sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 5 ay hapis cezası karşılığı 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

1.Sanık, mahkumiyet hükmünün bozulması, lehe olan hükümlerin uygulanması ve usul ve yasaya aykırı kararın bozulması istemiyle temyiz talebinde bulunmuştur.

2.Sanık müdafii, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı, eksik inceleme ve araştırmayla karar verildiği ve beraat kararı verilmesi istemiyle temyiz talebinde bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

Suç tarihinde Ankara İli, Çankaya İlçesi, Yıldızevler Polis Merkezi Amirliğinde polis memuru olarak görev yapan sanığın, kolluğun yapacağı sigara ve kimlik kontrolü gibi denetim işlemlerini, denetimden önce; çerez, yemek ve para karşılığı denetim yapılacak yerin sahibine bildirerek rüşvet aldığı iddiasıyla açılan kamu davasında, Mahkemece; sanığın denetimlerden önce bilgi vermek şeklindeki eyleminin, sanığın anılan denetimlerde görevli olmaması ve ortada bir rüşvet anlaşması bulunmaması dikkate alınarak icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gerekçesiyle bu suçtan mahkumiyetine karar verdiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.12.2019 tarihli, 2016/5-1440 Esas ve 2019/719 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, 5271 sayılı Kanun'un 138 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki açık düzenleme uyarınca katalog suçlardan birinin, katalog olmayan bir suça dönüşmesi halinde "iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması" tedbiri uygulanmak suretiyle elde edilen delillerin suçun ispatında kullanılmasına ve kurulan hükme dayanak yapılmasına yasal olanak bulunmadığı, bu anlamda kamu davasının katalog suçlardan birinden açılmış olup olmaması veya dönüştürmenin soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı veya kovuşturma evresinde mahkeme tarafından yapılması arasında herhangi bir fark bulunmadığı, aksi düşüncenin kabulünün, kanunda yer alan katalog kısıtlamasını dolanmak niyetiyle katalog suç görüntüsü altında tedbire başlanıp deliller elde edildikten sonra bu delillerin katalog dışı bir suç için kullanılması sonucunu doğuracağı hususları birlikte değerlendirildiğinde; dosya kapsamında alınan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararının "haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla suç örgütü kurmak, yönetmek, örgüte üye olmak" suçlarından verildiği, gerçekleştirilen iletişimin denetlenmesi sırasında elde edilen delillerin, alındığı tarihler itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 252 nci maddesi kapsamındaki suç yönünden delil olarak kullanılması mümkün ise de katalog suçlar arasında yer verilmeyen görevi kötüye kullanma suçunun ispatında kullanılmasına yasal olanak bulunmadığı, bu itibarla iletişim tespitlerinin ve fiziki takiplerin hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu ve 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre hükme esas alınamayacağından, söz konusu iletişimin tespiti tutanaklarının dışlanılması suretiyle dosya

kapsamındaki diğer delillerin değerlendirilmesi sonrasında hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,

Kabule göre de;

Kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında adli para cezasına esas alınan tam gün sayısının hüküm fıkrasında gösterilmemesi suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin üçüncü fıkrasına ve 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi,

Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince, ayrıca, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasından yasaklanmasına karar verilmemesi,

Hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.12.2015 tarihli ve 2015/301 Esas, 2015/399 sayılı Kararına yönelik sanık ve müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.11.2023 tarihinde karar verildi.

***