Logo

"İçtihat Metni"

...

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2018/332 Esas, 2018/373 Karar

SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık

HÜKÜM : Görevi kötüye kullanma suçundan zamanaşımı nedeniyle düşme

...

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, onama

Bilecik Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.11.2018 tarihli ve 2018/332 Esas, 2018/373 sayılı Kararının, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;

20.07.2016 tarihinden önce verilen kararlar ile Yargıtaydan geçen dosyalara ilişkin temyiz süresinin 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca uygulanmakta olan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 310 uncu maddesine göre 1 hafta olduğu gözetilmeksizin hüküm fıkrasında temyiz süresinin 15 gün olarak belirtilmesi suretiyle tarafların yanıltıldığı, sanık müdafiinin yüzüne karşı verilen hükme yönelik 30.11.2018 tarihli temyiz isteminin süresinde olduğu, ancak katılan vekilinin yüzüne karşı verilen hükme yönelik 17.01.2019 havale tarihli temyiz talebinin 15 günlük süreden de sonra olduğu, bunun yanında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasında, 1412 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin altıncı fıkrasına paralel bir şekilde "Derhal beraat kararı verilebilecek hallerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyeceği" hüküm altına alınmış olup, anılan maddenin gerekçesinde de "fiilin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen hallerde derhal beraat kararı verilebileceği"nin belirtilmesine, Ceza Genel Kurulunun 24.06.2016 tarihli ve 126–207 sayılı Kararı başta olmak üzere yerleşmiş uygulamasında "zamanaşımının gerçekleşmesi durumunda derhal beraat kararı verilmesini gerektiren haller hariç öncelikle beraat değil, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi, aksi halde, yani derhal beraat kararı verilmesini gerektiren hallerde ise zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmemesi gerektiği" görüşünün benimsenmesine, Ceza Genel Kurulunun 18.12.2012 tarihli ve 864-1861, 26.06.2012 tarihli ve 978-250 ile 23.01.2007 tarihli ve 254-5 sayılı Kararları başta olmak ve Özel Dairelerce de benimsenmiş olan birçok kararında da açıkça vurgulandığı gibi yargılama yapılmasına engel olup, davayı düşüren hallerden biri olan dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi durumunda, yerel mahkeme ya da Yargıtay tarafından resen zamanaşımı kuralı uygulanarak kamu davasının düşmesine karar verilmesinin zorunlu olmasına göre; eylemin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen bir hal, başka bir deyişle derhal beraat kararı verilmesini gerektiren bir durum bulunmadığından zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle mahkemece resen ve diğer iddialardan önce davanın düşmesine karar verilmesi zorunluluğuna riayet edilerek, sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen zamanaşımı nedeniyle düşme kararına karşı sanık müdafiinin temyizinde hukuki yarar bulunmadığından, katılan vekili ile sanık müdafiinin temyiz isteklerinin karar tarihi itibarıyla 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı REDDİNE,

Esası incelenmeyen dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

26.09.2023 tarihinde karar verildi.

***