"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/338 Esas, 2015/194 Karar
SUÇ : Denetim görevinin ihmali (sanıklar Nihat ve Azmi hak.), zimmet (sanıklar Musa ve Selami hak.)
HÜKÜM : Beraat (sanıklar Selami, Nihat ve Azmi hak.), mahkumiyet (sanık ... hak.)
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıklardan ... ve ... hakkında denetim görevinin ihmali suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıklara yüklenen denetim görevinin ihmali suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 251/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde yazılı 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 26.11.2013 tarihli sorgular ile inceleme günü arasında bu sürenin dolduğu anlaşıldığından hükümlerin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
Zimmet suçundan sanıklardan ... hakkında kurulan mahkumiyet ile ... hakkında kurulan beraat hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, Dairemizce de benimsenen 09.10.2007 tarihli ve 2007/11-44-200; 21.01.2020 tarihli ve 2017/11-808-17 sayılı Kararlarında da açıklandığı üzere; ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. 5271 sayılı Kanun'un 170. maddesinin 1. fıkrası uyarınca ceza davası açma görevi, dava açan belge niteliğindeki icra ceza mahkemesine verilen şikayet dilekçesi, son soruşturmanın açılması kararı gibi istisnai hükümler dışında kural olarak Cumhuriyet savcısına aittir. Görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede hangi hususların gösterileceğine ve yüklenen suçu oluşturan olayların mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanması gerektiğine aynı Kanun’un 170/3-4. madde ve fıkralarında yer verilmiştir.
İddianamenin iadesi halleri 5271 sayılı Kanun'un 174/1. madde ve fıkrasında belirlenmiş olup bu hususlara aykırı olarak düzenlenen iddianamenin öngörülen süre içinde eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle Cumhuriyet başsavcılığına iadesine karar verilmelidir.
Soruşturma aşamasında elde ettiği delillerden ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, düzenlenen iddianame ile 5271 sayılı Kanun'un 225/1. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasının sınırlarını belirlemektedir. Bu bakımdan iddianamede, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. İddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açıkça aykırılık oluşturacaktır. Bu kabul, davasız yargılama olmaz ilkesinin doğal ve vazgeçilemez sonucudur.
Yukarıda belirtilen usullere aykırı olarak düzenlenen iddianamenin gerek on beş günlük süre içinde iade edilmeyerek gerekse de kabulüyle artık kovuşturma aşamasına geçilmiş olması hukuka aykırılığı ortadan kaldırmayacak ve davasız yargılama olmaz ilkesinin ihlali yönünde haklı bir sebep oluşturmayacaktır. Böyle bir durumda usulüne uygun olarak açılmış bir kamu davasından bahsedilemeyeceğinden mahkemece hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilecek ve bu hususta gereğinin takdir ve ifası için Cumhuriyet başsavcılığına ihbarda bulunulacak, usulüne uygun bir kamu davası açılması halinde yargılama faaliyeti gerçekleştirilerek yapılacak değerlendirme sonucunda 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesi uyarınca bir hüküm tesis edilecektir.
Tüm bu bilgiler ışığında yapılan değerlendirmede; İzmir Cumhuriyet başsavcılığının, 06.07.2012 tarihli ve 2012/23090 Esas sayılı iddianamesinde, şüpheli ...'nın rapor parası, maaş ödemeleri gibi işlemlere ilişkin belgeleri hak sahiplerine ödeme yapılmış gibi imzalayarak yine hak sahiplerine fiilen teslim edilmesi için ...'a verdiği, ...'ın da bu paraları hak sahiplerine vermeden zimmetine geçirdiğini belirtmekle yetinildiği, sanık ... hakkında zimmet suçuna ilişkin bir isnada yer verilmediği, iddianamedeki isnadın zimmet suçuna dönüşebilecek fiiller olmadığı, görevsizlik kararıyla da bu eksikliğin giderilemeyeceği, sanık ...'ın eyleminin ise ...'nın eylemiyle bağlantılı olduğu gözetilmeden ve söz konusu eksikliğin düzeltilmesi yoluna da gidilmeden, yargılamaya devam edilerek sanıklar hakkında mahkumiyet ve beraat hükümleri kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 225. maddesine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı, katılan Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş. vekilinin, O yer Cumhuriyet savcısının ve sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 11.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.