"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/27 Esas, 2015/37 Karar
SUÇ : Zincirleme basit zimmet, resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Adalet Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükmün vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 18/2. maddesi gereğince başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığına, diğer taraftan Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hâli" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hâkkı vermeyeceği, bu nedenle sanık hakkında resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçundan açılan kamu davasına 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Adalet Bakanlığının katılma hakkı bulunmadığı anlaşılmakla, vekilinin anılan suça ilişkin katılma isteminin REDDİNE, ... vekilinin 22.02.2022 tarihli dilekçesinin münhasıran katılma ve vekalet ücreti istemine yönelik olduğu ve aleyhe temyiz iradesi içermediği, öte yandan kovuşturma aşamasında kamu davasına katılma isteminde bulunmayan ve katılmasına karar verilmeyen ... yararına kanun yolu muhakemesinde vekalet ücretine hükmolunmasına yasal olanak bulunmadığı nazara alınarak başvurusunun kapsamına göre incelemenin sanığın her iki suçtan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre zimmet suçu yönünden yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Suç tarihinde İnebolu Sulh Hukuk Mahkemesinde mübaşir olarak görev yapan sanığın, işlediği zimmet suçunun ortaya çıkarılmasını engellemek amacıyla mahkeme tarafından ilgililerine gönderilmek üzere çıkarılan gönderim aşamasındaki tebligatları yok etmek şeklinde gerçekleşen eylemlerinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 205. maddesinde düzenlenen resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
5237 sayılı Kanun'un 247. maddesinde düzenlenen zimmet suçunun oluşması için "Kamu görevlisinin veya özel mevzuatları gereği kamu görevlisi gibi cezalandırılabilen kişilerin görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçirmesi"nin gerektiği, yazı işleri müdürleri ile zabıt katiplerinin ve mübaşirlerin görev, sorumluluklarını düzenleyen ve suç tarihinde yürürlükte bulunan Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin yazı işleri müdürünün görevlerine ilişkin 169/3-ğ maddesindeki hüküm ile aynı maddenin 7. fıkrasındaki ''Yazı işleri müdürü, yerine getirmekle yükümlü olduğu görevleri yazı işleri hizmetlerinde görevli personele devredemez'' ve 5. fıkrasındaki mübaşirin görev ve sorumluluklarına ilişkin düzenlemeler ile 263. maddesindeki ''Bu Yönetmelikte açık hüküm bulunmayan hâllerde ... ve ilgili kurumlarca yürürlüğe konulan diğer yönetmeliklerin ilgili hükümleri uygulanır'' hükmü ışığında 11.07.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin İdari İşler İle Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesi Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin harç ve masrafları almaya yetkili olanlara ilişkin düzenlemesini içeren 89. maddesindeki ''Ön büro teşkilatı bulunan yerlerde bu iş yalnızca veznedara aittir. Zabıt kâtipleri, memurlar veya mübaşirler, bir işlemin ifası için ödenmesi gerekli harç ve masrafları iş sahiplerinden alamazlar. Harç ve masrafların tahsili işi kendisine verilmiş olan yazı işleri müdürü, görev sebebiyle yerinden ayrıldığı zaman iş sahiplerinin beklememesi için başkanın onayı ile önlem alır'' ve son olarak da suç tarihinde yürürlükte bulunan ... Teftiş Kurulu Yönetmeliğinin mahkeme veznelerinin denetimine ilişkin 67/1. maddesindeki ''Mahkeme veznelerinin sayım ve hesapların kontrolü ile denetimi bu Yönetmeliğin Dördüncü Kısmının Birinci, İkinci ve Üçüncü Bölümlerinde gösterilen esaslar dairesinde yapılır. Banka ve PTT vasıtasıyla mahkemelere gönderilen ve mutemet defteri ile yazı işleri müdürleri tarafından bu yerlerden alınan paralar vezne kayıtlarıyla karşılaştırılır'' şeklindeki düzenlemeler hep birlikte değerlendirildiğinde;
Suç tarihinde Sulh Hukuk Mahkemesinde mübaşir olarak görev yapan sanığın, dosyalardaki mevcut gider avansından, yapılacak işlemler için mahkemeler veznesinden para çekme ve paraların teslimi hususunda görevlendirilmesinin yasal olarak mümkün olmaması karşısında, suça konu paraların kendisine görevi nedeniyle tevdi edilmiş sayılamayacağı, bu paralar üzerinde muhafaza ve gözetim sorumluluğunun olmadığı, yasal tevdi unsurunun da gerçekleşmediği, bu nedenle zimmet suçunun unsurlarının oluşmadığı, çıkartılan tebligatlar usulüne uygun olmakla birlikte PTT’ye teslim edilmemiş ve parası mal edinilmiş olduğundan eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 155/2 ve 43/1. maddelerinde düzenlenen zincirleme şekilde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin, yanılgılı değerlendirmeyle zincirleme basit zimmet suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Sanığın PTT'ye teslim etmesi gereken tebligatları yok etmek şeklindeki eylemlerinin zimmet suçunun hile unsuru olarak kabul edilmesi gerekeceği nazara alınmadan resmi belgeyi yok etmek veya gizlemek suçundan da ayrıca mahkumiyetine karar verilmesi,
Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinde yer alan bazı ibarelerin iptaline ilişkin Kararının değerlendirilmesi lüzumu,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında, 53/5. maddesi uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a madde-fıkra ve bendindeki tüm hak ve yetkileri kullanmasının yasaklanmasına karar verilmesi yerine, kamu görevinden yasaklanmasına karar verilmek suretiyle sınırlı uygulama yapılması,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 13.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.