"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/285 Esas, 2021/404 Karar
SUÇLAR : Zimmet, icrai davranışla görevi kötüye kullanma, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Düşürülme (sanık ... hakkında tüm suçlardan), beraat (diğer sanıklar hakkında tüm suçlardan)
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, düşme
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle sanıklar hakkında açılan kamu davalarına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre atılı suçtan doğrudan zarar görmeyen, kooperatif üyesi olan ...'nın katılma ve hükümleri temyiz etme yetkisinin bulunmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da hükümleri temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmakla temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca REDDİNE, incelemenin katılan ... vekilinin beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
1)Sanıklar hakkında zimmet ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıkların kooperatife ait belgeleri sahte olarak düzenlediklerinin iddia olunması karşısında eylemlerinin sübutu halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204/2. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu suçun aynı Kanun'un 66/1-d ve 67/4. maddeleri uyarınca 15 yıllık ve 22 yıl 6 aylık asli ve ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu gözetilerek, bahse konu suç yönünden zamanaşımı süresinin gerçekleştiğinden bahisle kamu davalarının düşmesine karar verilmesi gerektiği yönündeki tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Bozmaya uyularak delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan ... vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2)Sanıklar hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde ise;
Sanıklara yüklenen icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunun 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 17.07.2012 tarihli sorgular ile hüküm tarihi arasında bu sürenin gerçekleştiği dikkate alınarak kamu davalarının düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devamla yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kanuna aykırı, katılan ... vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321/1. maddesi gereği BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 17.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.