Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2013/102 Esas, 2014/173 Karar

SUÇ : Zimmet (sanık ... hakkında), denetim görevinin ihmâli (sanık ... hakkında)

HÜKÜM : Beraat

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Mahallî mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Sanık ... hakkında denetim görevini ihmâl ederek zimmete neden olma suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Sanığa yüklenen denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olma suçunun 5237 sayılı TCK'nın 251/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık aslî dava zamanaşımı süresine tabî olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 10.02.2014 tarihli sorgu ile inceleme günü arasında bu sürenin dolduğu anlaşıldığından hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,

Sanık ... hakkında zimmet suçundan kurulan beraat hükmüne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;

5237 sayılı Kanun'un 247. maddesinde düzenlenen zimmet suçunun oluşması için "Kamu görevlisinin veya özel mevzuatları gereği kamu görevlisi gibi cezalandırılabilen kişilerin görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının yararına zimmetine geçirmesi"nin gerektiği, aynı Kanun'un 40/2. maddesine göre özgü suç niteliğinde olup ancak kamu görevlisi tarafından işlenebilen zimmet suçuna iştirak eden diğer kişilerin azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilecekleri nazara alındığında,

Sanık ... ile... PTT Müdürlüğü arasında imzalanan 11.02.2010 tarihli acentelik sözleşmesi sonrası...in işletmeye başladığı Çiftlik PTT Acentesini, yönetmelik hükümlerine aykırı olarak 15.08.2013 tarihli vekâletname uyarınca damadı olan inceleme dışı sanık ...'e devrettiği, ... ile sanık ... arasında suç tarihi itibarıyla her ne kadar vekil acente sözleşmesi mevcut olmasa bile sanık ...'ün bu görevi kabul ederek fiilen yürütmesi nedeniyle acentelik işlemlerinde kamu görevlisi sayılması gerektiğinden bahisle sanık ...'ün 01.06.2013 - 30.07.2013 tarihleri arasındaki tahsilat tutarı olan 22.532,57 TL'yi... PTT Müdürlüğüne yatırması gerekirken yatırmayıp uhdesine tuttuğunun iddia ve kabul olunduğu somut olayda; PTT Acentelikleri Yönetmeliği'nin 30. maddesindeki "(1) Hastalık, tedavî ve benzeri sebeplerle geçici olarak işyerinden ayrılmak zorunda kalan bir acente, noterden vereceği vekâletname ile her türlü hukukî ve malî sorumluluğu kendisine ait olmak üzere, bu Yönetmelikte düzenlenen acente olma şartlarını taşıyan bir kişiyi vekil acente tayin edebilir. Vekil acente tayin edilmediği hâllerde acentelik mazeret ortadan kalkıncaya kadar geçici olarak kapatılır. Her iki hâlde de bu süre bir yıl içerisinde toplam üç aydan fazla olamaz. (2) Acente; vekil acente tayin ettiğini ve vekil acentenin başlayış ve ayrılış tarihlerini mazeretin gerçekleştiği tarihten itibaren düzenlenen vekâletname ile birlikte en geç yedi gün içerisinde merkez müdürlüğüne bildirir, merkez müdürlüğünce de başmüdürlüğe bilgi verilir" hükümleri nazara alındığında; öncelikle ilgili kuruma müzekkere yazılarak, 15.08.2013 tarihli vekâletnamenin PTT Acentelikleri Yönetmeliği hükümlerine göre geçerli bir vekil acente tayini niteliğinde olup olmadığının belirlenmesinden sonra dosyanın alanında uzman bilirkişi heyetine tevdî edilerek, mevzuat hükümlerine göre sorumluların mâl edindiği miktarın tespitine yönelik rapor alınması, vekâletnamenin mevzuat hükümlerine aykırı olduğunun tespiti hâlinde kurum ile acentelik sözleşmesi yapan sanık ...'in eyleminin zimmet, vekâletnamenin mevzuat hükümlerine uygunluğunun tespiti hâlinde ise ...'ın eyleminin zimmet,...in eyleminin ise bu suça iştirak vasfında olacağı nazara alınmadan ve yanılgılı değerlendirmeler sonucu eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA 22.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***