Logo

"İçtihat Metni"

...

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2020/218 Esas, 2022/24 Karar

SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma

HÜKÜM : Eylemin basit zimmet suçunu oluşturduğu kabulüyle

mahkumiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Sincan Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.09.2013 tarihli ve 2013/23873 Soruşturma, 2013/6902 Esas ve 2013/422 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması kararı verilmesi talep edilmiştir.

2.Sincan 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.11.2013 tarihli ve 2013/104 Esas, 2013/81 sayılı Kararı ile sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca yargılamasının yapılması ve delillerin takdiri için 1136 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesine göre son soruşturmanın Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde açılıp yapılmasına karar verilmiştir.

3.Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.03.2014 tarihli ve 2014/39 Esas, 2014/98 sayılı Kararı ile sanık hakkında basit zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 247 nci ve 248 inci maddelerinin birinci fıkraları gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiştir.

4.Sanığın ve katılan vekilinin temyizi üzerine hükmün Dairemizin 17.09.2020 tarihli ve 2016/7664 Esas, 2020/12298 sayılı Kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.

5.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.02.2022 tarihli ve 2020/218 Esas, 2022/24 sayılı Kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 247 nci ve 248 inci maddelerinin birinci fıkraları ile 62 nci maddesi gereğince 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık, suç vasfında hataya düşüldüğü, avukatlık sözleşmesinin göz ardı edildiği, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin uygulanmadığı ve Yargıtayca resen gözetilecek sebeplerle hükmü temyiz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

Ankara Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, alacaklı katılan vekili sıfatıyla Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2012/5188 sayılı dosyası üzerinden yürüttüğü icra takibi sırasında 06.07.2012 tarihli reddiyat makbuzu ile 29.918,25 Türk lirası (TL) tahsil ettiği halde, bu paradan 18.400,00 TL'yi 25.02.2013 tarihinde banka havalesiyle müvekkiline gönderip geriye kalan 11.518,25 TL'yi uhdesinde tuttuğu ve bu şekilde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinden bahisle hakkında açılan kamu davasında, Mahkemece; sanığın eyleminin basit zimmet suçunu oluşturduğu kabulüyle bu suçtan mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 17.06.2021 tarihli ve 2021/5-43 Esas, 2021/287 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; sanık ile katılan arasındaki vekalet ilişkisinde kamu otoritesi ve kamu gücünün kullanılmadığı, söz konusu paranın teslim edilmesinin sanığın avukat olmasının doğal sonucu değil katılan tarafından şahsına duyulan güven ilişkisi nedeniyle verilen ahzu kabz yetkisi kapsamında gerçekleştirildiği ve buna bağlı olarak da aralarındaki ilişkinin hizmet ilişkisi kapsamında kaldığı gözetildiğinde, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında tanımı yapılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve 24.10.2019 tarihinde 30928 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının ''Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur'' hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 35 inci maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 254 üncü maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253 üncü maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

Hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.02.2022 tarihli ve 2020/218 Esas, 2022/24 sayılı Kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün, sanığın kazanılmış hakkı saklı tutularak, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.09.2023 tarihinde karar verildi.

...

***