"İçtihat Metni"
...
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/2193 Esas, 2020/1421 Karar
...
SUÇLAR : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, zincirleme şekilde ihmali davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜMLER : 1)İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.06.2019 tarihli ve 2015/182 Esas, 2019/364 sayılı Kararı ile; hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasında eylemin zincirleme basit zimmet suçunu oluşturduğu kabulüyle bu suçtan ve atılı diğer suçtan mahkumiyet,
2)İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 08.10.2020 tarihli ve 2019/2193 Esas, 2020/1421 sayılı Kararı ile; zincirleme basit zimmet suçundan kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi, zincirleme şekilde ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi.
TEMYİZ EDENLER : Katılan Hazine vekili, sanık müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, onama, bozma
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 08.10.2020 tarihli ve 2019/2193 Esas, 2020/1421 sayılı Kararının, katılan Hazine vekili ile sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesine göre sanığa isnat edilen zincirleme şekilde ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan doğrudan zarar görmeyen Hazinenin kamu davasında katılma ve temyiz hakkının bulunmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden sanık müdafiinin müvekkili hakkında her iki suçtan verilen kararları temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrasınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrasına istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.... Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.03.2015 tarihli ve 2015/28405 Soruşturma, 2015/10346 Esas, 2015/996 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve zincirleme şekilde ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması kararı verilmesi talep edilmiştir.
2.... 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.06.2015 tarihli ve 2015/116 Esas, 2015/188 sayılı Kararı ile sanık hakkında iddianamede belirtilen suçlardan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 155 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca yargılamasının yapılması ve delillerin takdiri için 1136 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesine göre son soruşturmanın İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde açılıp yapılmasına karar verilmiştir.
3.İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.06.2019 tarihli ve 2015/182 Esas, 2019/364 sayılı Kararı ile sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasında sanığın eyleminin zincirleme basit zimmet suçunu oluşturduğu kabulüyle bu suçtan 5237 sayılı Kanun'un 247 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü ve 62 nci maddeleri uyarınca 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları gereğince hak yoksunluklarına, ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü ve 62 nci maddeleri uyarınca 3 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 51 inci maddesi gereğince bu cezanın ertelenmesine ve 1 yıl denetim süresi belirlenmesine hükmedilmiştir.
4.Sanık ve müdafiinin istinaf talebi üzerine duruşma açılarak yapılan yargılama neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 08.10.2020 tarihli ve 2019/2193 Esas, 2020/1421 sayılı Kararı ile zincirleme basit zimmet suçundan kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine, zincirleme şekilde ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Hükümlerin usul ve yasaya aykırı olduğu, değişen suç vasfına göre sanığa ek savunma hakkı verilmediği, sanık ile katılan arasındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu, haricen tahsil edilen paraların katılana ödendiği, sanığın görevini ihmal ettiği iddia edilen icra dosyalarında tahsilatın yapılıp toplu olarak katılana gerekli ödemelerin yapıldığı, bu hususun mahkemece araştırılmadığı, sanığa katılan tarafından dosya masrafları için ödeme yapılmadığı ve sanığın hapis hakkının mevcut olduğu, katılanın hesap dökümlerinin incelenmediği, katılana yapılan bazı ödemelerin katılan tarafından kabul edilmesine karşın bu hususun mahkemece göz ardı edildiği, taraflar arasındaki elektronik posta üzerinden yapılan yazışmaların dosyaya getirtilmesi gerektiği, 1136 sayılı Kanun hükümlerinin nazara alınması gerektiği sebepleriyle hükümleri temyiz etmiştir.
B. Şikayetçi Hazine Vekilinin Temyiz Sebepleri
Görevi kötüye kullanma suçu yönünden sanık hakkında hapis cezasının ertelenmesine karar verilmesinin usûl ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle hükmü temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin Kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Suç tarihinde İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan sanığın, alacaklı katılan vekili sıfatıyla borçlu şirketler hakkında, İstanbul 1. İcra, İstanbul 4. İcra, İstanbul 9. İcra ve İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlükleri nezdinde yürütülen 15 farklı icra takip dosyasında 6 ay ilâ 1 yıl 7 ay aralığında değişen sürelerle alacağın tahsiline yönelik talep ve işlemlerde bulunmayarak katılanın mağduriyetine ve İstanbul 9. İcra Müdürlüğü nezdinde yürütülen 3 farklı icra dosyasında, alacağın tahsiline yönelik talep ve işlemlerde bulunmamak suretiyle 17.12.2011 tarihinde takipsizlik nedeniyle dosyaların işlemden kaldırılmasına sebebiyet verdiği, böylece sanığın zincirleme şekilde ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş ayrıca İstanbul 8. İcra Müdürlüğünün 2011/12097 Esas sayılı dosyası üzerinden yürüttüğü icra takibinde 07.06.2011 ve 08.11.2011 tarihlerinde toplam 3.095 Türk Lirasını (TL) yine İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün 2011/28837 sayılı dosyası üzerinden yürüttüğü icra takibi sırasında 11.05.2011 tarihine kadar toplam 12.663,00 (TL) parayı borçludan haricen tahsil ettiği hâlde, talebine rağmen katılana vermeyerek uhdesinde tuttuğu iddiasıyla hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasında sanığın eylemlerinin zincirleme basit zimmet suçunu oluşturduğu kabulüyle bu suçtan mahkumiyetine hükmedildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Kararların sanık ve müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak yapılan yargılama neticesinde, görevi kötüye kullanma suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen cezanın usûl ve yasaya uygun olduğundan bahisle bu hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, zincirleme basit zimmet suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm yönünden ise 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrasının hatalı uygulanması dışında usûl ve yasaya aykırılık bulunmadığından bahisle bu yönden anılan hükme yönelik olarak düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. İhmali Davranışla Görevi Kötüye Kullanma Suçu Yönünden
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık hakkında aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince hak yoksunluğuna karar verilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Öte yandan iddianamede yer alan tüm icra dosyalarının dosya arasına getirtilip incelenmiş olması, değişen sürelerle sanığın icra dosyalarını işlemsiz bıraktığının anlaşılması, sanık ve müdafiince dosyaya sunulup ödemeye ilişkin olduğu belirtilen belgelerin birçoğunun imza içermemesi, katılanın beyanı, aldırılan bilirkişi raporlarının içerikleri ve tüm dosya kapsamına göre sanık müdafiinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların eleştiri dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın usul ve kanuna uygun olması karşısında sanık müdafiinin temyiz itirazları yönünden hukuka aykırılık görülmemiştir.
B. Zimmet Suçu Yönünden
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 17.06.2021 tarihli ve 2021/5-43 Esas, 2021/287 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; sanık ile katılan arasındaki vekalet ilişkisinde kamu otoritesi ve kamu gücünün kullanılmadığı, söz konusu paraların teslim edilmesinin sanığın avukat olmasının doğal sonucu değil katılan tarafından şahsına duyulan güven ilişkisi nedeniyle verilen ahzu kabz yetkisi kapsamında gerçekleştirildiği ve buna bağlı olarak da aralarındaki ilişkinin hizmet ilişkisi kapsamında kaldığı gözetildiğinde, sanığın zincirleme basit zimmet olarak kabul edilen eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında tanımı yapılan zincirleme hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve 24.10.2019 tarihinde 30928 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının ''Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur'' hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 254 üncü maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253 üncü maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 226 ncı maddesinin birinci fıkrasına aykırı biçimde iddianamede yer almadığı ve ek savunma hakkı tanınmadığı halde 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle Hazine vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2.Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 08.10.2020 tarihli ve 2019/2193 Esas, 2020/1421 sayılı Kararı ile zincirleme ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen karara yönelik sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
3.Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle başkaca yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 08.10.2020 tarihli ve 2019/2193 Esas, 2020/1421 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği ve dosya kapsamında tespit edilen diğer hususlar yönünden, sanık hakkında zincirleme basit zimmet suçundan kurulan hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 307 nci maddesinin beşinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.09.2023 tarihinde karar verildi.