"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/174 Esas, 2014/237 Karar
KATILANLAR : ..., Hazine
SUÇTAN ZARAR GÖREN : İçişleri Bakanlığı
SUÇ : Rüşvet alma (sanık ... hak.), rüşvet almaya aracılık (sanık ... hak.)
HÜKÜM : Eylemlerin icbar suretiyle irtikap suçunu oluşturduğunun kabulüyle bu suçtan mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre rüşvet alma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan İçişleri Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7417 sayılı Kanun) yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce katılma talebinde bulunulması ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun 18/2. maddesi hükmü uyarınca başvuru tarihinde polis memuru sanık ... yönünden müdahil sıfatını kazandığı ancak Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle kamu görevlisi olmayan sanık ... hakkında rüşvet almaya aracılık suçundan açılan kamu davasına 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen İçişleri Bakanlığının katılma hakkının olmadığı anlaşılmakla katılma isteminin sanık ... bakımından REDDİNE karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
5237 sayılı Kanun'un 40/2. maddesine göre özgü suç niteliğindeki icbar suretiyle irtikap suçuna iştirak eden diğer kişiler azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilecekleri halde kamu görevlisi olmayan sanık ... hakkında suçun faili olarak hüküm kurulması,
Katılanın suç tarihindeki ekonomik durumunun araştırılmasından sonra irtikap edildiği kabul edilen yarar yönünden 5237 sayılı Kanun'un 250/4. maddesinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının karar yerinde değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Suç tarihinde Aydın Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesinde görevli polis memuru olan sanık ...'in diğer sanık ... aracılığıyla katılanı uyuşturucu madde ticaretinden yürütülen bir soruşturmaya dahil etmemek için para istediği iddia ve kabul olunan olayın başından itibaren katılanın amacının para vermek olmayıp olayın ortaya çıkmasını sağlamak ve sanıkları yakalatmak olduğu, bu itibarla sanıkların eyleminin icbar suretiyle irtikaba teşebbüs suçunu oluşturduğu gözetilmeden tamamlanmış suçtan hüküm kurularak sanıklar hakkında fazla ceza tayini,
İcbar suretiyle irtikap suçunu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık ... hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesinin uygulanmaması,
Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve E. 2014/140; K. 2015/85 sayılı Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK'nın 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerinin ve katılan ... vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.12.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.