Logo

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2021/188 Esas, 2021/761 Karar

SUÇLAR : Zimmet, ihmali davranışla görevi kötüye kullanma

HÜKÜMLER : 1)Zimmet suçuna ilişkin mahkumiyet hükmünün kaldırılarak, sanığın zincirleme zimmet suçundan mahkumiyetine,

2)İhmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi

TEMYİZ EDENLER : Katılanlar vekili, sanık

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İncelenmeksizin iade, onama, bozma

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümlerin temyizi üzerine yapılan ön incelemede:

Katılanlar vekilinin 05.04.2021 tarihinde hükümleri temyiz ettikten sonra ibraz ettiği 05.05.2021 havale tarihli dilekçe ile temyizden vazgeçtiği anlaşılmıştır.

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1)İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.03.2020 tarihli ve 2018/212 Esas, 2020/126 sayılı Kararı ile sanık hakkında zimmet ve ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.

2)İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 01.04.2021 tarihli ve 2021/188 Esas, 2021/761 sayılı Kararı ile ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçu yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine, zimmet suçu yönünden kurulan hüküm kaldırılarak sanığın zincirleme zimmet suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanığın temyiz istemi; atılı suçların yasal unsurları oluşmadığı için usul ve yasaya aykırı olan mahkumiyet hükümlerinin bozulması gerektiğine, müzekkere yazılması amacıyla yapmış olduğu talep ile birlikte masrafı da ödediği halde icra memurunun işlem yapmadığına, müvekkiline ödeme yaptığı halde belge almadığına ve sair hususlara ilişkindir.

III. GEREKÇE

1.İhmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi kararı yönünden;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231. maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için aynı maddenin altıncı fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliğine veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 ile 24.04.2012 tarihli ve 2011/3-835 Esas, 2012/177 sayılı Kararlarında da açıklandığı üzere, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasının (c) bendinde düzenlenen "giderilmesi gereken zarar" kavramının, somut, belirlenebilir maddi zarar olduğu, nazara alındığında, davaya konu iddianın "08.09.2016 tarihinde İcra Müdürlüğünce masraf yatırıldığı takdirde Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Gelirler İdaresi Müdürlüğüne müzekkereler yazılmasına karar verildiği hâlde, söz konusu işlem için masraf yatırmayıp müzekkerelerin yazılmasını sağlamayarak alacağın tahsilini geciktirmek" suretiyle katılanın mağduriyetine neden olduğu ve suçun objektif cezalandırma koşulununda bu şekilde gerçekleştiği anlaşılmakla sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları da irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin altıncı fıkrasındaki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin "Sanığın suçun işlenmesiyle mağdurun uğradığı zararı herhangi bir surette gidermediğinden" şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün kaldırılarak sanığın zincirleme zimmet suçundan mahkumiyetine dair karar yönünden;

Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 17.06.2021 tarihli ve 2021/5-43 Esas, 2021/287 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; sanık ile katılan arasındaki vekalet ilişkisinde kamu otoritesi ve kamu gücünün kullanılmadığı, söz konusu paraların teslim edilmesinin sanığın avukat olmasının doğal sonucu değil katılan tarafından şahsına duyulan güven ilişkisi nedeniyle verilen ahzu kabz yetkisi kapsamında gerçekleştirildiği ve buna bağlı olarak da aralarındaki ilişkinin hizmet ilişkisi kapsamında kaldığı gözetildiğinde, sanığın alacaklı olan katılan şirket vekili sıfatıyla haricen tahsil ettiği parayı müvekkiline vermeyerek uhdesinde tutması şeklindeki eyleminin sübutu halinde 5237 sayılı Kanun'un 155/2. maddesinde tanımı yapılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve 24.10.2019 tarihinde 30928 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253/1-b maddesine eklenen alt bentler arasında yer alan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesinin ''Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur'' hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 254. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.

IV. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükümlerin, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

01.10.2024 tarihinde karar verildi.

***