"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/1414 Esas, 2020/2691 Karar
KATILANLAR : Hazine, ...
SUÇ : Görevi kötüye kullanma, bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme veya değiştirme, rüşvet alma, rüşvet verme
HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesince sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında rüşvet verme ve bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme veya değiştirme suçlarından, sanık ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi,
Sanıklardan ... hakkında rüşvet alma ve ... hakkında rüşvet verme suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurularının hükümlerin düzeltilerek esastan reddi, Sanıklar ... ve ... hakkında bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme veya değiştirme suçundan ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükümlerinin kaldırılarak atılı suçtan ayrı ayrı mahkumiyet.
EK KARAR : Sanık ... hakkındaki kamu davalarının ölüm nedeniyle düşürülmesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümlerin ve ek kararın temyizi üzerine yapılan ön incelemede;
Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a isnat edilen bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme veya değiştirme suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararların, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/2-g maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğu için katılan ... ve şikayetçi Hazine vekillerinin anılan kararlar açısından, diğer yandan Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre sanık ...'ya isnat edilen görevi kötüye kullanma suçundan doğrudan zarar görmeyen Hazine ve İçişleri Bakanlığının bu suçtan verilen kararlar bakımından, keza sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a isnat edilen bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme veya değiştirme suçundan doğrudan zarar görmeyen Hazinenin bu suç yönünden temyize hak ve yetkilerinin olmadığı, hakeza sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a isnat edilen rüşvet verme suçundan doğrudan zarar görmeyen İçişleri Bakanlığının bu suç yönünden kamu davasında katılma ve temyiz hakkının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bölge Adliye Mahkemesince 15.10.2020 tarihli asıl Karar ile sanık ... hakkında rüşvet verme ve bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme veya değiştirme suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verildikten sonra mahkemenin dosyadan el çektiği ve Kanun'da öngörülen haller dışında kararda değişiklik yapamayacağı, bu nedenle Mahkemece esastan ret kararından önce öldüğünden bahisle anılan sanık yönünden dosya tekrar resen ele alınarak verilen kamu davalarının düşürülmesine dair 29.01.2021 tarihli ek Kararın hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğu kabul edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun'un 286. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260. maddesi gereği temyiz edenlerden katılan Hazine vekilinin sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında rüşvet verme suçlarından verilen beraat hükümlerine ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi, sanıklar ... ve ... müdafiilerinin müvekkilleri sanıklar haklarındaki rüşvet suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine karşı istinaf başvurusunun hükümlerin düzeltilerek esastan reddi ile atılı diğer suçtan verilen mahkumiyet hükümlerinin kaldırılarak bu suçtan yeniden kurulan mahkumiyet hükümlerini, katılan ... vekilinin ise sanıklardan ... hakkında rüşvet alma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin istinaf başvurusunun hükmün düzeltilerek esastan reddi, ... ve ... hakkında bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme veya değiştirme suçundan verilen mahkumiyet hükümlerinin kaldırılarak bu suçtan sanıklar hakkında yeniden kurulan mahkumiyet hükümlerini temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294. maddesine istinaden temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298. maddesi gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir başkaca bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1)İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.04.2019 tarihli ve 2015/119 Esas, 2019/236 sayılı Kararı ile sanıklardan ... hakkında rüşvet alma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 252/2, 43, 62. maddeleri gereğince 7 yıl 6 ay hapis cezası; bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme veya değiştirme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 244/2, 43, 62. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, görevi kötüye kullanma suçlarından, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi gereğince ayrı ayrı beraatine, ...'nin rüşvet verme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 252/1, 43, 62. maddeleri gereğince 7 yıl 6 ay hapis cezası; bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme veya değiştirmeye azmettirme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 38. maddesi delaletiyle 244/2, 43, 62. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında rüşvet verme ile bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme veya değiştirme suçlarından, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-(e) madde-fıkra ve bentleri uyarınca ayrı ayrı beraatlerine hükmolunmuştur.
2)İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 15.10.2020 tarihli ve 2020/1414 Esas, 2020/2691 sayılı Kararı ile ilk derece mahkemesince sanıklardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında rüşvet verme ile bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme veya değiştirme, ... hakkında ise görevi kötüye kullanma suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, ... hakkında rüşvet alma, ... hakkında rüşvet verme suçlarından ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükümlerinin, ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince cezanın infazından sonra başlamak üzere hak yoksunluklarına hükmedilmesi ve her iki sanık aleyhine katılan ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine, ... ve ... hakkında bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme veya değiştirme suçundan ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükümlerinin kaldırılarak ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 244/2-3, 43/1, 62. maddeleri gereğince 3 yıl 1 ay 15 gün; ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 38. maddesi delaletiyle 244/2-3, 43/1, 62. maddeleri gereğince 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
3)İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 29.01.2021 tarihli ve 2020/1414 Esas, 2020/2691 sayılı ek Kararı ile sanık ... hakkındaki kamu davasının sanığın vefatı nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 64/1 ile 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince düşürülmesine hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Hazine vekilinin 07.12.2020 tarihli temyiz istemi; bir kısım sanıklar hakkında ilk derece mahkemesinin beraat kararlarına karşı Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararların usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanıklar hakkında mahkumiyete yeter delil bulunduğuna, bu kararların eksik inceleme sonucu verildiğine, 15.02.2021 havale tarihli temyiz istemi ile de, sanık ... hakkında ek karar ile zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle verilen düşürülme hükmünün usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik inceleme sonucu verildiğine ve sair hususlara ilişkindir.
Katılan ... vekilinin temyiz istemi; sanıklar hakkında görevi kötüye kullanma ve rüşvet ile bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme veya değiştirme suçlarını işledikleri özellikle fiziki ve teknik takip kararları ile sabit olduğu halde beraatlerine karar verilmesinin ayrıca haklarında mahkumiyet kararları verilen sanıkların üst sınırdan cezalandırılmaması ve yasal indirim uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ve diğer hususlara dairdir.
Sanık ... müdafiinin temyiz talebi; sanığın rüşvet verme suçunu işlemediğine, iletişimin tespiti tutanaklarının mahkumiyet için yeterli olmadığına, atılı diğer suç bakımından ise azmettirme delaletiyle cezalandırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, yardım eden sıfatıyla cezalandırılması gerektiğine ve resen gözetilecek sebeplerle mahkumiyet hükümlerinin bozulmasına yöneliktir.
Sanık ... müdafiinin temyiz istemi; bölge adliye mahkemesince verilen hükümlerde sanık hakkında hangi hükümlerin kaldırıldığının açık olmadığına, sanığın rüşvet aldığına dair somut delil bulunmadığına, sadece tapelerin hükme esas alındığına, rüşvet aldığı kabulünün varsayımsal olduğuna, cezanın tayininde alt sınırdan ayrılınmasının hatalı olduğuna, eyleminin sistemi engelleme, verileri yok etme veya değiştirme suçunu oluşturmadığına, mahkemece verilen hükümlerin kaldırılması talebine ilişkindir.
III. GEREKÇE
A)Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında rüşvet verme suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi ile sanıklar ... ve ... hakkında bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme veya değiştirme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Haklarında rüşvet verme suçundan beraat kararları verilen sanıkların leh ve aleyhlerindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddiaların reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmaları tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen ilk derece mahkemesinin beliren takdir ve kanaati ile beraat hükümlerine karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararların usul ve kanuna uygun olması karşısında katılan Hazine vekilinin temyiz itirazları ile hükümlerde dikkate alınan sair hususlar yönünden de hukuka aykırılık görülmemiş, haklarında bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme veya değiştirme suçundan mahkumiyetlerine karar verilen sanıklar yönünden ise yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı ve eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından katılan bakanlık vekili ile sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B)Sanıklardan ... hakkında rüşvet alma, ..., ... ve ... hakkında rüşvet verme suçundan verilen hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise:
5271 sayılı Kanun'un 138/2. madde ve fıkrasındaki düzenleme ile iletişimin denetlenmesi tedbiri sırasında, yapılan soruşturma veya kovuşturmayla ilgili olmayan fakat 135. maddede sayılan suç veya suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delilin elde edilmesi durumunda, bu delilin kullanılabileceğinin kabul edildiği, tedbirin uygulanması sonucu elde edilen delillerin 135. maddede sayılan suçlarla sınırlı olmak kaydıyla aynı soruşturma veya kovuşturmayla ilgili olmayan suçlar yönüyle kullanılabileceği kabul edilebilir ise de; suç tarihlerinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un "Tesadüfen elde edilen deliller" başlıklı 138/2. madde ve fıkrası "Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak, 135/6. madde ve fıkrasında sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet savcılığına derhâl bildirilir" şeklindeki düzenlemeye uygun şekilde hareket edilmesinin zorunlu olduğu, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi tedbiri uygulandığı sırada elde edilen tesadüfi delillerin hukuka uygun kabul edilip kullanılabilmeleri için bu delilin elde edilmesinden sonra derhal savcılığa bilgi verilmesi gerektiği, ceza muhakemesinde temel hak ve özgürlükleri sınırlayan kurallar ihlal edilerek toplanan delillerin hukuka aykırı sayılması, kanuna aykırılıktan daha geniş bir içeriğe sahip olan hukuka aykırılık kavramının kapsam ve çerçevesi belirlenirken, gerek pozitif hukuk metinlerine gerekse kişilerin temel hak ve hürriyetlerine ilişkin evrensel hukuk ilkelerine aykırılık bulunup bulunmadığının gözetilmesi ve aykırılığın varlığı durumunda "hukuka aykırılığın mevcudiyetinin" kabul edilmesi gerektiği, tesadüfi delil elde edildikten sonra dinleme süresinin bitirilmesi beklenerek veya dinlemeye devam edilip başka tesadüfi deliller de elde edildikten sonra bilgilendirilme yapıldığı takdirde de tesadüfi delillerin hukuka uygun olduğundan bahsedilemeyeceği,
Tüm bu bilgiler ışığında yapılan incelemede;
Sanıklar hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu kapsamında iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması tedbiri kararlarının icrası sırasında tüm sanıkların kendi arasında yapılan görüşmelerin kolluk görevlilerince konuşma dökümlerinin tutanak altına alındığı, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 31.03.2015 tarihinde suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından soruşturma yürütülen tüm sanıklar haklarında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek yargılamaya konu rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından soruşturma başlatıldığı,
Sanıkların aşamalardaki savunmalarında da üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmedikleri gözetildiğinde;
Sanıklar haklarında rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından usûlünce alınan bir iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararının bulunup bulunmadığı, suç unsuru olan görüşme içeriklerinin iletişimin dinlenilmesi sırasında mı yoksa kayıtların tutanak altına alınmasından sonra mı fark edildiğine ilişkin tüm bilgi ve belgelerin dosya arasına alınması sonrasında delillerin hukuka uygun olup olmadığı belirlenerek hukuka uygun olmadığının anlaşılması durumunda suçun sübutunda kanıt olarak kullanılamayacağı dikkate alınıp bunlara dair kayıtlar dışlandıktan sonra diğer deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin edilen nüfus kayıtlarından sanıklardan ...'in 17.11.2023, ...'nin 26.05.2020 tarihinde vefat ettikleri anlaşılmakla, bu hususların mahallinde araştırılarak, 5237 sayılı TCK'nın 64 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince bir karar verilmesi lüzumu,
Hukuka aykırı görülmüştür.
IV. KARAR
1)Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenlerle sanıklardan ...'ya isnat edilen görevi kötüye kullanma ile ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a atılı bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme veya değiştirme suçlarına yönelik ... ile Hazine vekillerinin, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a yüklenen rüşvet verme suçuna ilişkin ise ... vekilinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı REDDİNE,
2)Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle hükümlerde katılan Hazine vekili, sanıklar Yener ve Hakkı müdafileri ile katılan bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
3)Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle katılanlar Hazine ve ... vekilleri ile sanıklar ... ve ... müdafiilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, sanıklardan Hakan ve Mehmet Mustafa açısından başkaca yönleri incelenmeyen hükümlerin, sanık ... bakımından kazanılmış hakkı saklı tutularak, 5271 sayılı Kanun’un 302/2 ve 307/5. maddeleri gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, bozma kararının niteliği de gözetilerek, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-(a ve b) madde-fıkra ve bentleri uyarınca gereği için kararı veren İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.10.2024 tarihinde karar verildi.