"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/404 Esas, 2018/500 Karar
SUÇLAR : İhaleye fesat karıştırma, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Açıklanması geri bırakılan hükümlerin açıklanması suretiyle atılı suçlardan mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Hazinenin sahtecilik suçundan doğrudan zarar görmediği ve bu suçtan verilen hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi gereğince REDDİNE, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre ihaleye fesat karıştırma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve bu suça ilişkin davanın ve hükmün Hazineye bildirilmesi amacıyla Dairemizce verilen 27.04.2022 tarihli tevdi kararının adı geçen kuruma 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce tebliğ edilmesi ile akabinde vekilinin temyiz kanun yoluyla katılma talebini içerir dilekçe sunması karşısında, 3628 sayılı Kanun'un değişiklik öncesindeki 18/2. madde hükmü uyarınca ihaleye fesat karıştırma suçundan başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı, Hazine vekilinin 07.07.2022 havale tarihli dilekçesinin aleyhe temyiz iradesi içermediği, vekalet ücreti talebine yönelik olduğu, diğer yandan kovuşturma aşamasında kamu davasına katılma talebinde bulunamayan ve katılmasına karar verilemeyen Hazine lehine kanun yolu muhakemesinde vekalet ücretine hükmolunmasına yasal olanak bulunmadığı da nazara alınarak, incelemenin sanık müdafiinin müvekkili hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Davaya konu ihale nedeniyle ilgili kamu kurumu veya kuruluşu açısından bir zararın oluşmadığı nazara alındığında; sanığa isnat edilen ihaleye fesat karıştırma eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 6459 sayılı Yasa'nın 12. maddesiyle değişik 235/3-b maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağı, bu suç ile sanığa atılı 5237 sayılı Kanun'un 204/1. maddesinde düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçunun söz konusu maddelerde öngörülen cezalarının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, suç tarihi ile inceleme günü arasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile ilgili durma süreleri eklendiğinde dahi ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ve 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 17.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.