"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2021/208 Esas, 2022/351 Karar
SUÇ: Zimmet
HÜKÜM: Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Suç tarihinde ... köyü muhtarı olan sanığın, görevi nedeniyle kendisine teslim edilmiş parayı kayıtlarda usulsüzlük yaparak zimmetine geçirdiği ve bu sebeple köy tüzel kişiliğini 33.102,60 TL zarara uğrattığı kabul edilerek zimmet suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; dosya arasında bulunan bilirkişi raporlarına göre köy tüzel kişiliğine ait ... plakalı araçla ilgili köy defterine gider olarak kaydedilen ödemelerin dolmuş işletmeciliğini ilgilendirmesi nedeniyle köy bütçesinden ödenmesinin mümkün olmadığı, aracın dolmuş taşımacılığından dolayı vergi mükellefi olması nedeniyle ilgili harcamaların işletmeye gider olarak kaydedilmesi gerekirken köy defterine kaydedilerek köy bütçesinin zarara uğratıldığı şeklindeki eylemlerinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/1. maddesinde düzenlenen icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, diğer eylemlerine yönelik ise bilirkişi raporlarında uhdesinde para kalıp kalmadığına ilişkin bir değerlendirmede bulunulmadığı anlaşılmakla, dosyanın kül halinde Sayıştay emekli uzman denetçilerinden oluşacak yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilerek, sanık savunmalarını, tanık anlatımlarını ve tüm dosya kapsamını irdeler nitelikte, suç dönemine ilişkin köye ait tüm gelir ve giderler karşılaştırılarak, sanığın uhdesinde kalan para bulunup bulunmadığı ile varsa miktarını belirleyen rapor alınması ile köy defterindeki mükerrer kayıtlar, usulsüz ödemeler ve fatura bedelinden farklı olarak gider kaydedilen harcamalara ilişkin olarak dinlenen tanıklar ..., Kemal Şenkal, ... ve ...'ın beyanları da dikkate alınmak suretiyle sanığın hukuki durumunun ve suç vasfının takdir ve tayini gerekirken, suça konu parayı ne şekilde uhdesine geçirdiği hususu karar yerinde tartışılmadan, eksik araştırma ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de;
Eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında farklı tarihlerde gerçekleştirdiği kabul edilen sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmemesi,
1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 326/son maddesi gereğince kazanılmış hak nedeniyle cezanın 3750,00 TL adli para cezası üzerinden infaz olunacağının belirtilmesi ile yetinilmesi gerekirken sanığın 3750,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi,
5237 sayılı Kanun'un 247/1 ve 62. maddeleri uyarınca hükmolunan hapis cezasının miktarı itibariyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması sınırları dışında olduğu, kazanılmış hak uygulaması nedeni ile iki yılın altına düştüğü, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 04.03.2008 gün ve 2008/6-47, 2008/43 sayılı Kararında vurgulandığı üzere yanılgılı uygulama nedeniyle bir kez daha atıfet sağlanamayacağı, bu nedenle 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, "sanığın suç tarihinden sonra kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunması nedeniyle" şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle anılan hükmün uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/2. maddesindeki düzenlemeye aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına hükmolunması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.