Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2018/697 Esas, 2022/196 Karar

SUÇ : Tefecilik

HÜKÜMLER : Düşme

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereğince temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.03.2013 tarihli ve 2012/128669 Soruşturma, 2013/11560 Esas, 2013/4701 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında tefecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 241 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.

2.Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.02.2014 tarihli ve 2013/433 Esas, 2014/91 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında tefecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 241 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmalarına karar verilmiş, kararın sanıklar ve şikayetçi Hazine vekili tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 17.04.2018 tarihli ve 2016/7581 Esas, 2018/2888 sayılı Kararı ile Hazinenin usulen dava ve duruşmalardan haberdar edilmemesi nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3.Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.03.2022 tarihli ve 2018/697 Esas, 2022/196 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında tefecilik suçundan açılan kamu davasında zamanaşımını kesen son işlem olan 10.02.2014 tarihli mahkumiyet hükümlerinden itibaren 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiğinden bahisle kamu davasının düşmesine hükmolunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılanlar vekilleri, sanıkların atılı suçu işledikleri sabit olmasına rağmen usul ve yasaya aykırı olarak düşme kararı verildiğinden bahisle hükümleri temyiz etmiştir.

III. GEREKÇE

A. Sanık ... hakkında tefecilik suçundan verilen düşme hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;

1.Sanığın yargılama konusu eylemleri için, zincirleme tefecilik suçunun suç tarihi itibarıyla lehe olan 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yapılan değişiklik öncesi yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 241 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezasının üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.

2.5237 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 10.02.2014 tarihli mahkumiyet hükmü olduğu ve bu tarihten itibaren 10.02.2022 tarihine kadar 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresi gerçekleşmiş olduğundan, mahkemece 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi hukuka uygun görülmüştür.

B. Sanık ... hakkında tefecilik suçundan verilen düşme hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.04.2016 gün ve 2014/118 Esas, 2016/208 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, tefecilik suçu ile korunan hukuki yarar ve bu bağlamda suçun topluma karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağı, bu bağlamda 5237 sayılı Kanun'un 241 inci maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun kazanç elde etmek amacıyla borç para verilmesiyle oluşacağı, bunu meslek haline getirmenin suçun unsurları içerisinde yer almadığı, değişik zamanlarda veya farklı kişilere karşı tefecilik eylemini zincirleme olarak işleyen sanık hakkında aynı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanması gerektiği, zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günün suç tarihi olduğu, bu itibarla hukuki kesinti oluşturan iddianame tarihinden evvel sanık hakkında dava konusu olsun ya da olmasın tüm eylemlerin teselsülün içerisinde değerlendirilmesi, iddianame tarihinden sonraki eylemlerin ise gerçek içtima hükümleri ve varsa kendi içinde teselsül hükümleri değerlendirilmek suretiyle karara bağlanması gerektiği nazara alındığında; UYAP sisteminden yapılan sorgulamada, Ankara 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.12.2015 tarihli ve 2013/688 Esas, 2015/1376 Karar sayılı ilamıyla sanığın tefecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği, bu kararın yalnızca katılan Hazine vekili tarafından vekalet ücreti yönünden temyizi üzerine söz konusu dava dosyasının Dairemizin 2023/5665 Esasına kaydedildiği, suç tarihinin 2012 yılı, iddianame tarihinin 15.05.2013 olduğu, keza Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 2021/342 Esas sayılı dava dosyası kapsamında sanık hakkında tefecilik suçundan kamu davası açıldığı, suç tarihinin 2011, iddianame tarihinin 14.07.2017 olduğu, temyize konu bu davada ise suç tarihinin 2011 yılı, iddianame tarihinin de 17.03.2013 olması karşısında, davaların akıbetinin araştırılması, derdest ise birleştirilmesi, karara çıkmış ve kesinleşmiş ise onaylı örneğinin getirtilip incelenmesi, keza sanık hakkında tefecilik suçundan açılmış başkaca kamu davası bulunup bulunmadığının belirlenmesi sonrasında suç ve iddianame tarihlerine göre eylemler arasında hukuki kesinti oluşup oluşmadığı, zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı ve mükerrer dava olup olmadığının saptanması ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.

IV. KARAR

1.Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.03.2022 tarihli ve 2018/697 Esas, 2022/196 sayılı Kararında katılanlar vekilleri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanlar vekillerinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

2.Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.03.2022 tarihli ve 2018/697 Esas, 2022/196 sayılı Kararına yönelik katılanlar vekillerinin temyiz istekleri ve dosya kapsamında tespit edilen diğer hususlar nazara alındığında hükmün, yerinde görüldüğünden 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereğince, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.10.2023 tarihinde karar verildi.

***