"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/64 Esas, 2023/210 Karar
SUÇ : Zimmet, icrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Görevi kötüye kullanma suçundan düşürülme, zimmet suçundan beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 307/3. maddesi gereği Yargıtay tarafından verilen bozma kararına İlk Derece Mahkemesince uyularak zimmet ve icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından verilen yeni hükümlere karşı, istinaf veya temyiz sınırlarına bakılmaksızın sadece temyiz yoluna başvurulabileceği yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, Hazinenin, sanığın üzerine atılı icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre doğrudan zarar görmediği, bu itibarla bahsi geçen suç yönünden kamu davasına katılma ve hükmü temyiz etme hakkının olmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmıştır.
Mahkemece kurulan hükümlerin; 5271 sayılı Kanun'un 307/3. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260. maddesi gereği temyiz eden katılanlardan Hazine vekilinin zimmet suçundan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Kooperatif vekillerinin her iki suçtan açılan davalar yönünden kurulan hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294. maddesine istinaden temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298. maddesi gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir başkaca bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Ürgüp Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.03.2011 tarihli ve 2007/709 Soruşturma, 2011/127 Esas, 2011/48 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/1 ve 53/1-2. maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.09.2015 tarihli ve 2011/69 Esas, 2015/434 sayılı Kararı ile; sanığın bir kısım eylemlerinin sübutu halinde 5237 sayılı Kanun'un 247/1-2. maddesinde düzenlenen zimmet suçunu oluşturabileceği kanaatiyle, yargılama yapma görevinin Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiştir.
3.Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.11.2019 tarihli ve 2016/140 Esas, 2019/442 sayılı Kararı ile; sanığın eylemlerinin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu, anılan suç için 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/3. maddeleri uyarınca belirlenen 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin dolduğundan sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülmesine hükmolunmuştur.
4.Söz konusu kararın katılanlardan Kooperatif ve Hazine vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 19.02.2020 tarihli ve 2019/246 Esas, 2020/183 sayılı Kararı ile; istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
5.Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın katılan Kooperatif vekilince "suç vasfına" yönelik olarak temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 25.11.2021 tarihli ve 2021/8045 Esas, 2021/5838 sayılı Kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.
6.Bozma kararı üzerine, dosyanın Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/64 Esas sırasına kaydı yapılmıştır.
7.Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sırasında, Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 07.02.2023 tarihli, 2023/802 Soruşturma, 2023/366 Esas, 2023/37 İddianame numaralı İddianamesi ile; sanığın zimmet suçundan cezalandırılması ve 5237 sayılı Kanun'un 53/1. maddesi uyarınca hak yoksunlukları uygulanması talep edilmiştir.
8.Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.02.2023 tarihli ve 2023/366 Esas sayılı iddianamesiyle açılan kamu davası Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2023/67 Esasına kaydedilerek 06.03.2023 tarihli ve 2023/118 sayılı Kararı ile; bu davanın aynı Mahkemenin 2022/64 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
9.Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.05.2023 tarihli ve 2022/64 Esas, 2023/210 sayılı Kararı ile; sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine, zimmet suçundan ise 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine hükmolunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Katılan Sınırlı Sorumlu İmparator Konut Yapı Kooperatifi Vekilinin Temyiz Sebepleri
Gerek hukuk mahkemelerince aldırılan gerekse bu dosyada aldırılan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre sanığın nitelikli zimmet suçunu işlediği sabit olmasına karşın beraatine hükmolunması ve görevi kötüye kullanma suçundan zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesinin yerinde olmadığı sebepleriyle sanık hakkında kurulan hükümleri temyiz etmiştir.
B.Katılan Hazine Vekilinin Temyiz Sebepleri
Sanığın zimmet ve görevi kötüye kullanma suçlarını işlediği sabit olmasına karşın zimmet suçundan beraatine, görevi kötüye kullanma suçundan ise zamanaşımı nedeniyle sanık hakkındaki davanın düşmesine dair kararların yerinde olmadığı, eksik inceleme ve araştırmayla hükümlerin tesis edildiği, kararların usûl ve yasaya aykırı olduğu ve Yargıtayca resen gözetilecek sebeplerle sanık hakkında kurulan hükümleri temyiz etmiştir.
C.Katılan Çevre, Şehircilik Ve İklim Değişikliği Bakanlığı Vekilinin Temyiz Sebepleri
Sanık hakkında eksik araştırma ve hatalı değerlendirmeyle usûl ve yasaya aykırı şekilde zimmet suçundan beraat hükmü kurulduğu, dosya kapsamına göre sanığın nitelikli zimmet suçunu işlediğinin sabit olduğu ve Yargıtayca resen gözetilecek sebeplerle sanık hakkında yalnızca zimmet suçundan kurulan beraat hükmünü temyiz etmiştir.
III. GEREKÇE
Ürgüp Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.03.2011 tarihli iddianamesi ve iddianame yerine geçen Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.09.2015 tarihli ve 2011/69 Esas, 2015/434 sayılı Kararı ile sanık hakkında "Kooperatifin kasasında para bulunmasına rağmen kooperatife bankadan kredi kullandırması, yeterli piyasa araştırması yapmaksızın kooperatif inşaatı için yüksek fiyattan demir aldırması, kooperatifin hesabında yeterli para olmasına rağmen kamu kurumlarına geç ödemede bulunarak kooperatifin faiz ve ceza ödemesine neden olması" şeklindeki isnatlar yönünden zamanaşımı süresi içinde hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
1.Sanık hakkında "Her ne kadar şüpheli ...'ın 01/11/2003 - 29/07/2007 tarihleri arasında yönetim kurulu başkanlığını yürüttüğü S.S. İmparator konut yapı kooperatifi hesaplarından gerçekleştirilen ve usulsüz ve belirsiz olduğu ileri sürülen ödemelerin 26.01.2009 ve 09.06.2009 tarihli bilirkişi raporlarından anlaşılacağı üzere kime ne şekilde neye istinaden yapıldığının tespit edilemediği ve konutların bitmiş olduğu nazara alındığında da tespit edilemeyeceği anlaşıldığından; müştekilerin iddialarının soyut nitelikte olmaktan öteye geçemediği, olaya ilişkin herhangi bir tanığın olmadığı ve başkaca bir delil, iz, emare bulunmadığı anlaşılmakla; suç işlendiğine dair kamu davası açılmasını gerektirir yeterli şüphenin bulunmadığı tespit edilmiştir. Her ne kadar şüpheli ...'ın 01.11.2003 - 29.07.2007 tarihleri arasında yönetim kurulu başkanlığını yürüttüğü S.S. İmparator konut yapı kooperatifinden haksız yere kendisine bedelsiz olarak bir daire aldığından bahisle soruşturma yürütülmüş ise de; söz konusu dairenin şüpheliye kooperatif genel kurulu kararı ile verildiği anlaşılmakla; müştekilerin iddialarının soyut nitelikte olmaktan öteye geçemediği, olaya ilişkin herhangi bir tanığın olmadığı ve başkaca bir delil, iz, emare bulunmadığı bu nedenle suç işlendiğine dair kamu davası açılmasını gerektirir yeterli şüphenin bulunmadığı tespit edilmiştir" şeklindeki gerekçeyle Ürgüp Cumhuriyet Başsavcılığınca 15.03.2011 tarihli ve 2007/709 Soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği, Dairemizin bozma kararı üzerine söz konusu karara karşı katılan Kooperatif vekilince itiraz edildiği, merci Nevşehir Sulh Ceza Hakimliğinin 28.09.2022 tarihli ve 2022/4509 Değişik iş sayılı Kararı ile; Ürgüp Cumhuriyet Başsavcılığının 15.03.2011 tarihli ve 2007/709 Soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının kaldırıldığı ancak sanık müdafiince 23.11.2022 havale tarihli dilekçe ile bahse konu kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulduğunun anlaşılması karşısında, anılan karara yönelik kanun yararına bozma yoluna gidilip gidilmediği, gidildiyse akıbetinin ne olduğu hususu araştırılmadan yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm tesisi,
2.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 09.10.2007 tarihli ve 2007/11-44-200; 21.01.2020 tarihli ve 2017/11-808-17 sayılı Kararlarında da açıklandığı üzere; ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. 5271 sayılı Kanun'un 170/1. maddesi uyarınca ceza davası açma görevi, dava açan belge niteliğindeki icra ceza mahkemesine verilen şikayet dilekçesi, son soruşturmanın açılması kararı gibi istisnai hükümler dışında kural olarak Cumhuriyet savcısına aittir. Görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede hangi hususların gösterileceğine ve yüklenen suçu oluşturan olayların mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanması gerektiğine aynı Kanun’un 170/3-4. madde ve fıkralarında yer verilmiştir.
İddianamenin iadesi halleri 5271 sayılı Kanun'un 174/1. madde ve fıkrasında belirlenmiş olup bu hususlara aykırı olarak düzenlenen iddianamenin öngörülen süre içinde eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle Cumhuriyet başsavcılığına iadesine karar verilmelidir.
Soruşturma aşamasında elde ettiği delillerden ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, düzenlenen iddianame ile 5271 sayılı Kanun'un 225/1. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasının sınırlarını belirlemektedir. Bu bakımdan iddianamede, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. İddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açıkça aykırılık oluşturacaktır. Bu kabul, davasız yargılama olmaz ilkesinin doğal ve vazgeçilemez sonucudur.
Yukarıda belirtilen usullere aykırı olarak düzenlenen iddianamenin gerek on beş günlük süre içinde iade edilmeyerek gerekse de kabulüyle artık kovuşturma aşamasına geçilmiş olması hukuka aykırılığı ortadan kaldırmayacak ve davasız yargılama olmaz ilkesinin ihlali yönünde haklı bir sebep oluşturmayacaktır. Böyle bir durumda usulüne uygun olarak açılmış bir kamu davasından bahsedilemeyeceğinden mahkemece hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilecek ve bu hususta gereğinin takdir ve ifası için Cumhuriyet başsavcılığına ihbarda bulunulacak, usulüne uygun bir kamu davası açılması halinde yargılama faaliyeti gerçekleştirilerek yapılacak değerlendirme sonucunda 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesi uyarınca bir hüküm tesis edilecektir.
Tüm bu bilgiler ışığında yapılan değerlendirmede; Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 07.02.2023 tarihli ve 2023/802 Soruşturma, 2023/366 Esas, 2023/37 sayılı İddianamesinde, sanığa yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiillerin ve delillerinin nelerden ibaret olduğu ile sanığın hangi sevk maddeleri uyarınca cezalandırılacağı hususlarına yer verilmediği, dolayısıyla anılan iddianamede suç isnadında bulunulduğunun ve usule uygun kamu davası açıldığının kabulünün mümkün olmadığı, bu hususun 5271 sayılı Kanun'un 170/4. maddesine açıkça aykırılık oluşturduğu gözetilmeden ve söz konusu eksikliğin düzeltilmesi yoluna da gidilmeden, yargılamaya devam edilerek sanık hakkında zimmet suçundan beraat hükmü kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 225. maddesine muhalefet edilmesi,
Kabule göre de;
3.Ürgüp Cumhuriyet Başsavcılığının 15.03.2011 tarihli iddianamesi ve iddianame yerine geçen Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.09.2015 tarihli ve 2011/69 Esas, 2015/434 sayılı Kararı ile sanık hakkında "Görev süresi boyunca kooperatife ait nakit parayı, kooperatifin kasa hesabında tutarak ve bu parayı banka hesabına yatırmayarak kooperatifin faiz ve nema şeklinde fayda sağlamasını engellediği, avansların kapatılmasında ve diğer ödemelerin belgelendirilmesinde Vergi Usul Kanunu'nda yer alan usullere uygun hareket edilmediği, sanığın 2003 yılına ait kooperatif defterlerinde tasdik işlemini gerçekleştirmediği" şeklinde isnat edilen eylemlerin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabulünde bir isabetsizlik bulunmasa da; "kooperatifin çalışmalarında iş alan yükleniciler olan ...,...,...,...,...,ve ....'a kasa hesabından yaptığı avans ödemelerini, kooperatifin zararına olarak yüksek meblağlarla yaptığı bu avansların uzun sürelerle kapatılmadığı" şeklindeki isnadın sübutu halinde zimmet suçunu oluşturabileceği, bu suçun da anılan maddede öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-d ve 67/4. maddeleri gereğince 22 yıl 6 aylık olağanüstü dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, bu itibarla hüküm tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin dolmadığı ve yargılamaya devamla bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yanılgılı değerlendirmeler sonucu sanığın yukarıda sayılan tüm eylemleri görevi kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirilmek suretiyle kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi,
4.Sanık hakkında zimmet suçundan beraat hükmü kurulmuşsa da; maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde ortaya çıkarılabilmesi bakımından,
Kooperatifin çalışmalarında iş aldığı belirtilen yüklenicilerden ...,...,...,...,... isimli şahıslarla .... ve .... İnşaat isimli firma yetkilileri ile kooperatife taşeron olarak iş yaptığı belirtilen kişilerden ...,...,...,...,...,un tanık sıfatıyla dinlenilerek anılan kooperatif için iş yapıp yapmadıkları, yaptıkları iş karşılığında avans alıp almadıkları, aldılarsa miktarının ne olduğu hususlarının sorularak varsa ticari defterleri ile tüm bilgi ve belgelerin temin edilmesi,
Kooperatif, sanık, sanığın eşi ... ve çocuğu ...'ın leh ve aleyhlerinde konuya ilişkin tüm hukuk davalarının onaylı suretlerinin dosya arasına alınması,
Kooperatife ait inşaatların yapıldığı arsanın tesviyesi, temel çukurların eşilmesi, çıkan hafriyatın taşınması, inşaatta Nevşehir taşının, zemin döşemelerinde ahşap parke kullanılması, garaj bölümüne sonradan daire yapılması, projede olmayan fakat teras katlar ile alt katlara inşa edilen dairelerin yapımı, çevre düzenlemesi, çevre duvarı ve dış alan planlaması gibi işlerin maliyet hesabına eklenmesi gerektiği, kooperatif genel kurul kararları ve keşif zaptında yer aldığı üzere sanığın görev yaptığı dönemde kooperatifin %98’lik kısmının tamamlandığı, dosyada mevcut bilirkişi raporlarındaki sanığın görev yaptığı dönemde kooperatifin %17’lik kısmının tamamlanmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı, sanığın 2001 yılında kooperatife başkan seçildiği, kooperatifin 2001 yılında arsa satın aldığı, 2002 yılında inşaatın projesinin çizilip işe başlandığı, buna rağmen 2003 yılı esas alınarak 2001-2003 yılları arasında kooperatife yapılan masrafların göz ardı edildiği, sanığın kooperatif işlerinde kendi öz sermayesini kullandığı ve hatta kooperatiften alacaklı olduğu şeklindeki savunmaları ve 28.11.2017 tarihli bilirkişi raporundaki tespitler de nazara alınarak;
Suç dönemine ilişkin gelir gider evrakı dahil suça konu isnada ilişkin tüm kooperatif kayıtları da temin edilerek suç tarihinde kooperatife ait sitede ikamet eden ve dosya kapsamında tanık sıfatıyla dinlenmeyen kişilerle birlikte mahallinde yeniden keşif icrası ile sanığın yönetimde bulunduğu dönemde kooperatife ait inşaatta yapılan işleri, kooperatif inşaatına ait plan, proje, metraj cetvelleri ve hak ediş raporları da dikkate alınarak, sanık savunmaları, tanıklar, katılanlar ve katılanlar vekillerinin beyanlarını da irdeler şekilde suç tarihleri itibarıyla inşaatın fiziki gerçekleşme oranı, projeye dayanılarak yapılan işlerle proje harici yapılan işlerin belirlenmesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının birim fiyatları esas alınarak toplam inşaat maliyetinin saptanması hususunda her yıl yapılan inşaatın o yılki birim fiyat ile çarpılması suretiyle inşaat maliyetinin belirlenmesine ilişkin ve önceki teknik raporlardaki çelişkileri giderecek şekilde üniversite öğretim üyeleri arasından seçilecek inşaat konusunda uzman bilirkişiden rapor alınması sonrasında sanığın fiili olarak görev yaptığı dönemde kooperatifin sağladığı tüm gelirler, inşaatlar için yapılanlar dahil tüm giderler, göreve başladığı ve görevden ayrıldığı tarihlerdeki banka ve kasa mevcutları tespit edilip dava dosyasının tüm ekleriyle birlikte 2 Sayıştay emekli uzman denetçisi ve 1 inşaat mühendisinden oluşan yeni bir bilirkişi kuruluna tevdi edilerek; kooperatifin suç tarihleri arasındaki tüm gelirleri ile teknik bilirkişilerce verilecek rapordaki tespitler irdelenerek tüm giderlerinin belirlenip karşılaştırılması ile dosya arasındaki ve hukuk dava dosyalarında yer alan bilirkişi raporları da değerlendirilmek suretiyle zimmetinde kooperatif parası bulunup bulunmadığı, varsa miktarının ne olduğu hususlarında rapor alınmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik inceleme sonucu ve 09.05.2019 tarihli bilirkişi raporunda "Sanığın uhdesinde kalan kooperatif parasının 407.629,46 TL olduğu" şeklindeki görüşe rağmen "Aşamalarda aldırılan tüm bilirkişi raporlarında sanığın uhdesinde olan veya zimmetine geçirdiği bir mal varlığı tespitinde bulunulmadığı" biçimindeki dosya kapsamıyla örtüşmeyen hatalı gerekçeyle yazılı şekilde sanığın beraatine hükmolunması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
A.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kurulan hüküm yönünden Hazine vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılanlar vekillerinin temyiz istemi ve dosya kapsamında tespit edilen diğer hususlar yönünden Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.05.2023 tarihli ve 2022/64 Esas, 2023/210 sayılı Kararı ile sanık hakkında zimmet ve icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından kurulan hükümlerin, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/4. maddesi uyarınca Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.05.2024 tarihinde karar verildi.