"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2017/399 Esas, 2017/702 Karar
SUÇ : Görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesince icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün kaldırılarak zincirleme olarak ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1) Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.12.2016 tarihli ve 2016/347 Esas, 2016/434 sayılı Kararı ile icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan sanığın mahkumiyetine hükmolunmuştur.
2) Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 03.05.2017 tarihli ve 2017/399 Esas, 2017/702 sayılı Kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün kaldırılarak sanığın zincirleme olarak ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi; sanığın katılanın bilgisi doğrultusunda hareket ettiğine, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının yerinde olmadığına, sanığın suç işleme kastının olmadığına, hükmün bozulması istemine ve sair hususlara ilişkindir.
Katılan vekilinin temyiz istemi ise; suç vasfının yanlış değerlendirildiğine, her eylem yönünden ayrı cezaya hükmolunması gerektiğine, hükmün bozulması istemine ve sair hususlara yöneliktir.
III. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün usul ve kanuna uygun olması karşısında, sanık müdafii ile katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Ancak;
5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için aynı maddenin altıncı fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de; bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliğine veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 ile 24.04.2012 tarihli ve 2011/3-835 Esas, 2012/177 sayılı Kararlarında da açıklandığı üzere, aynı Kanun'un 231/6-(c) maddesinde düzenlenen "giderilmesi gereken zarar" kavramının, somut, belirlenebilir maddi zarar olduğu, buna karşın davaya konu olayda giderilebilir somut bir zarar oluşmadığı, mağduriyete neden olunduğu gözetilerek, sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları da irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, 5271 sayılı Kanun'un 231/6. maddesindeki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin "katılanın zararını gidermediği" şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına hükmolunması,
Sanık hakkında hükmedilen kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında, adli para cezasına esas alınan tam gün sayısı hüküm fıkrasında belirtilmeyerek 5237 sayılı Kanun'un 52. maddesinin üçüncü fıkrasına ve 5271 sayılı Kanun'un 232. maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması,
Kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olan ve 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen hak yoksunluklarının, hükmolunan cezanın adli para cezası olması durumunda uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafii ve katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302. maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye ve ek Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.09.2024 tarihinde karar verildi.