Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2021/1477 Esas, 2021/1403 Karar

SUÇ : Görevi kötüye kullanma

HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59. maddesinin son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin verilen hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ

1)İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.12.2020 tarihli ve 2019/617 Esas, 2020/346 sayılı Kararı ile sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 257/2, 62, 50, 52/2. maddeleri uyarınca 75 tam gün karşılığı 1.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmolunmuştur.

2)Sanığın, katılan vekilinin ve O yer Cumhuriyet savcısının istinaf istemi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 08.07.2021 tarihli ve 2021/1477 Esas, 2021/1403 sayılı Kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılan vekilinin temyiz sebepleri; sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesi gereği üst sınırdan cezalandırılması gerekirken aynı Kanun'un 257/2. maddesi gereğince alt sınırdan cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğuna yöneliktir.

Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının temyiz sebepleri; avukat olan sanıktan somut olarak hangi davanın açılmasını istediği katılandan sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile mahkumiyet hükmü kurulmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

III. GEREKÇE

Suç tarihinde İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, müvekkili olan katılan ile alacak davası açmak üzere anlaştığı, masraf ve vekalet ücreti karşılığında 5.500,00-TL aldığı halde gereğini yerine getirmediği iddiası ile açılan kamu davasında, katılanın 29.09.2017 tarihli şikayet dilekçesinde Sosyal Güvenlik Kurumunun kendisi aleyhine açtığı davayı takip etmesi için sanık ile anlaştığını beyan etmesine karşın Cumhuriyet savcısı huzurunda alınan ifadesinde sanıktan Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı dava açmasını istediğini beyan etmesi, sanığın savunmasında ise katılan ile Sosyal Güvenlik Kurumunun kendisi aleyhine açtığı davayı takip etmek üzerine anlaştıklarını ancak aralarında vekalet ilişkisinin başladığı tarihte yapmış olduğu incelemede bahse konu dava hakkında nihai karar verilip Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmiş olduğunu anladığını, bunun üzerine katılana bu konu hakkında yapılabilecek bir işlem bulunmadığına ilişkin bilgi verdiğini beyan etmesi karşısında maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için katılan duruşmaya çağrılıp sanıktan hangi davanın takibi ya da hangi davanın açılması konusunda anlaştıklarına ilişkin olarak şikayet dilekçesi ile sözlü beyanları arasındaki çelişkiyi giderecek ve şikayetini somutlaştıracak şekilde beyanları alınıp, savunma da değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kabule göre de;

Adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında yasal olanak bulunmadığı halde 5237 sayılı Kanun'un 53/1. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarının uygulanması,

Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-e maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında, 53/5. maddesi uyarınca, ayrıca, adli para cezasının tamamen infazından sonra işlemek üzere hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,

Hukuka aykırı bulunmuştur.

IV. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan vekilinin ve BAM Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca gereği için İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.06.2024 tarihinde karar verildi.

***