"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/2057 Esas, 2022/1946 Karar
SUÇ : İhmalî davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 1136 sayılı Kanun'un 59/son ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddeleri uyarınca temyiz edilebilir olduğu, aynı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hâk ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesince temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1)İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.04.2022 tarihli ve 2022/68 Esas, 2022/222 sayılı Kararı ile sanığın ihmalî davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, anılan Kanun'un 53/5. maddesi gereğince cezanın infazından sonra işlemek üzere hükmolunan hürriyeti bağlayıcı cezanın süresi dikkate alınarak 1 ay 8 gün süre ile avukatlık mesleğinden yasaklanmasına hükmolunmuştur.
2)İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesinin 08.11.2022 tarihli ve 2022/2057 Esas, 2022/1946 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz istemi; gerekçeli karar hakkının ihlâl edildiğine, tanık beyanının tek başına mahkûmiyet kararına esas teşkil etmesinin mümkün olmadığına, müvekkilinin tanık olarak dinletmek istediği kişinin mahkemece dinlenilmemesi suretiyle savunma hakkının kısıtlandığına ve beraatine karar verilmesi gerektiğine yöneliktir.
III. GEREKÇE
İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, mal paylaşımı konusunda katılanın eşinin önceki evliliğinden olan çocukları ile aralarında meydana gelen ihtilafla ilgili olarak Beyoğlu 15. Noterliğinin 20.11.2014 tarih ve 15173 yevmiye sayılı vekâletnamesi ile vekilliğini üstlenip, vekâlet ücretine mahsuben 3.000 TL peşin aldığı hâlde gereğine tevessül etmediği iddiasıyla ilgili olarak açılan kamu davasında; katılanın aşamalarda maddî olayın içeriği yönünden tutarlı ve istikrarlı anlatımlarına ve bu anlatımlarını doğrulayan tanıklar ... ve ...'ın olayın gelişim şekli ile uyumlu yeminli beyanlarına göre sanığın üstlendiği iş için katılandan 3.000 TL parayı elden teslim aldığının sabit olduğu, tanıkların mağdurun yakını olmalarının tanıklığa engel bir hâl olmadığı gibi hem tanıkların hem de katılanın aşamalardaki anlatımlarının olayın gelişim şekli ile uyumlu ve birbirlerini doğrulayıcı nitelikte olması karşısında, tebliğnamedeki, sanığın ücret aldığı işi yerine getirmediğine ilişkin yargılamada yazılı belge bulunmaması nedeniyle sanığın dinletmek istediği tanığın dinlenilmesi yönündeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca hâk yoksunluğuna hükmedilirken aynı maddenin birinci fıkrasının (e) bendindeki tüm hâk ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi gerekirken sadece avukatlık görevini üstlenmekten yasaklanmasına karar verilmek suretiyle sınırlı uygulama yapılması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, sanığın adli sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin ilamın 5271 sayılı 231/11. maddesi uyarınca ele alınması için ilgili mahkemeye ihbarda bulunulması bakımından mahallinde işlem yapılması mümkün görülmüştür.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların eleştirilen husus dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkındaki mahkumiyet hükmüne ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik bölge adliye mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle hükümde sanık müdafi tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda eleştirilen husus dışında hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.09.2024 tarihinde karar verildi.