"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/1096 Esas, 2022/1061 Karar
SUÇ : Edimin ifasına fesat karıştırma, ihaleye fesat karıştırma
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
İstanbul 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.10.2022 tarihli ve 2022/1096 Esas, 2022/1061 sayılı Kararıyla sanık hakkında edimin ifasına fesat karıştırma ve ihaleye fesat karıştırma suçlarından yapılan yargılama sonucunda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/8. maddesi uyarınca yargılamanın durmasına dair kararın katılan vekilinin itirazının reddi üzerine kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 21.10.2024 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.11.2024 tarihli ve KYB-2024/109434 sayılı yazısı ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
A. Kanun Yararına Bozma İstemi:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
''Dosya kapsamına göre sanığın 01/11/2015 tarihinde yapılan 26. dönem milletvekili seçimlerinde ve 24/06/2018 tarihinde yapılan 27. dönem milletvekili seçimlerinde Tokat ilinden milletvekili seçildiği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 13/07/2016 tarihli ve 2011/109301 soruşturma sayılı iddianamesi ile sanık hakkında edimin ifasına fesat karıştırma ve kamu kurum veya kuruluşlarının ihalesine fesat karıştırma suçlarını işlediği iddiası ile kamu davasının açıldığı,
Sanığın iddia edilen suçun işlendiği 2008 ve 2009 yıllarında milletvekili olmadığı, 01/11/2015 tarihinde yapılan 26. dönem milletvekili seçimlerinde milletvekili seçildiği, 20/06/2016 tarihinde kabul edilerek 08/06/2016 tarihli ve 29736 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6718 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Türkiye Cumhuriyet Anayasası'na eklenen geçici 20. maddede yer alan, "Bu maddenin Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edildiği tarihte; soruşturmaya veya soruşturma ya da kovuşturma izni vermeye yetkili mercilerden, Cumhuriyet başsavcılıklarından ve mahkemelerden; Adalet Bakanlığına, Başbakanlığa, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına veya Anayasa ve Adalet komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyon Başkanlığına intikal etmiş yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin dosyaları bulunan milletvekilleri hakkında, bu dosyalar bakımından, Anayasanın 83 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi hükmü uygulanmaz. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren onbeş gün içinde; Anayasa ve Adalet komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyon Başkanlığında, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığında, Başbakanlıkta ve Adalet Bakanlığında bulunan yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin dosyalar, gereğinin yapılması amacıyla, yetkili merciine iade edilir." şeklindeki düzenleme ile dokunulmazlığı kaldırılan sanığın, üzerine yüklenen suçtan 13/07/2016 tarihli iddianame ile açılan kamu davasının yargılaması sırasında, bu kez 24/06/2018 tarihinde yapılan milletvekili seçimlerinde yeniden 27. dönem milletvekili seçilmesi üzerine, Anayasa'nın 83/4 ve 5237 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkındaki kamu davasının durmasına karar verildiği,
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Yasama Dokunulmazlığı" başlıklı 83/2. maddesinin; "Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasa'nın 14 üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır. Ancak, bu halde yetkili makam durumu hemen ve doğrudan doğruya Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirmek zorundadır." şeklinde olduğu,
Diğer sanıklar yönünden yapılan yargılama sonucunda İstanbul 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/06/2023 tarihli, 2016/362 esas, 2023/765 sayılı kararı ile sanık ...'ın üzerine atılı ihaleye fesat karıştırma suçu yönünden mahkumiyetine, diğer sanıklar yönünden ise Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-a maddesi gereğince ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği, sanık ... müdafii ve katılan vekili tarafından karara karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 03/05/2024 tarihli ve 2023/3818 esas, 2024/1525 sayılı kararı ile beraat eden bir kısım sanıklar yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine, bir kısım sanıklar yönünden ve mahkumiyetine karar verilen ... yönünden ise açılan kamu davalarının olağanüstü zamanaşımı süreleri dolduğundan ayrı ayrı düşmesine karar verilerek kararın kesinleştiği,
Milletvekili olan sanığın iddianamede üzerine atılı 9 ve 10 numaralı olaylar ile ilgili müşterek hareket ettikleri iddia edilen diğer sanıklar yönünden suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle haklarında ayrı ayrı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-a maddesi gereğince verilen beraat kararlarının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 03/05/2024 tarihli ve 2023/3818 esas, 2024/1525 sayılı kararı ile kesinleştiği,
Milletvekillerine tanınan yasama dokunulmazlığı hakkının seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile ilgili olduğu, yasama dokunulmazlığının amacının, yürütme organı tarafından tahrik edilebilecek keyfi ceza soruşturmalarıyla, milletvekilinin meclis faaliyetlerinden uzak bırakılmasını önlemek olduğu, soruşturma yapılması ve kamu davasının açılmasının ve yargılamaya devam edilerek beraat kararı verilmesinin bu tür bir etki yaratmayacağı, bu nedenle Anayasa’nın 83/2. maddesinde sayılan (tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz) dışında kalan muhakeme işlemlerinin yapılması için TBMM’nin iznine veya kararına gerek bulunmadığı, ayrıca Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/9. maddesindeki, “derhal beraat kararı verilebilecek hallerde durma veya düşme kararı verilemez” şeklindeki düzenleme ve yargılaması sona eren diğer sanıkların Ceza Muhakemesi Kanununun 223/2-a maddesi gereğince yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması gerekçesiyle beraat etmeleri, milletvekili olan sanık hakkında durma kararının yargılamanın son aşamasında, deliller toplandıktan ve dosya karar aşamasına geldikten sonra 04/10/2022 tarihinde, diğer sanıklar hakkında verilen beraat kararlarının ise tefrik ve durma kararından hemen sonra 08/06/2023 tarihinde verilmesi karşısında sanık milletvekili hakkında da lehine olacak şekilde durma kararı yerine beraat kararı verilmesi gerektiği, kanunda belirlenen durma ve düşme nedenlerinin mahkumiyeti engellemek amacıyla kabul edildiği, beraat kararının durma ve düşme kararlarından daha güvenceli ve öncelikli olduğu, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/9. maddesindeki düzenlemeden kastedilenin birden fazla kararın verilebilme imkanının olması halinde sanığın daha lehine olan kararın tercih edilmesi, durma veya düşme kararlarının aleyhe sonucu engellemek için verilmesi gerektiği kabul edildiğinde,
Dosya kapsamı, toplanan deliller ve diğer sanıklar hakkında verilen beraat kararı gerekçeleri itibari ile milletvekili olan sanık hakkında da yargılamaya devam edilerek lehine olan beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde durma kararı verilmesinde,
İsabet görülmemiştir. ''
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.07.2016 tarihli ve 2011/109301 Soruşturma, 2016/29151 Esas, 2016/23081 numaralı İddianamesi ile sanık hakkında ihaleye fesat karıştırma ve edimin ifasına fesat karıştırma suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 235 ve 236. maddelerinin birinci fıkraları uyarınca cezalandırılması, aynı Kanun’un 53. maddesi gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
İstanbul 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.10.2022 tarihli ve 2022/1096 Esas, 2022/1061 sayılı Kararı ile sanığın milletvekili olması sebebiyle Anayasa'nın 83/2. ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri uyarınca yargılamanın durmasına karar verilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Yasama dokunulmazlığı" başlıklı 83/2. maddesinde; "Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır. Ancak, bu halde yetkili makam durumu hemen ve doğrudan doğruya Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirmek zorundadır" hükmü yer almaktadır.
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; 5271 sayılı Kanun'un 223/9. maddesinde "Derhal beraat kararı verilebilecek hallerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyeceği" hüküm altına alınmış olup, anılan maddenin gerekçesinde de "fiilin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen hallerde derhal beraat kararı verilebileceği"nin belirtilmesine, Anayasa'nın 83/2. maddesinde düzenlenen yasama dokunulmazlığının milletvekili olan sanık hakkında yargılama yapılmasına engel olup, kovuşturma şartı olduğu nazara alındığında, ilk derece mahkemesince kamu davasının durmasına karar verilmesinde zorunluluk bulunmasına göre; eylemin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen bir hal, başka bir deyişle derhal beraat kararı verilmesini gerektiren bir durum bulunmadığından yasama dokunulmazlığı nedeniyle mahkemece resen ve diğer iddialardan önce durma kararı verilmesi zorunluluğuna riayet edildiği ve bu itibarla İstanbul 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.10.2022 tarihli ve 2022/1096 Esas, 2022/1061 sayılı Kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, bu karara yönelik kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
II. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname münderecatı yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dosyanın, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.02.2025 tarihinde karar verildi.