"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI: 2022/1288 Esas, 2022/2578 Karar
SUÇLAR: Zimmet, icrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
Ankara 36. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.03.2021 tarihli ve 2020/62 Esas, 2021/80 sayılı Kararı ile sanığın zimmet ve icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı beraatine hükmolunmuştur.
B. İstinaf
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 28.12.2022 tarihli ve 2022/1288 Esas, 2022/2578 sayılı Kararı ile katılan vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Katılan Vekilinin Temyiz İstemi
Katılanın vekili olarak görevlendirilen sanığın, görevinin gereklerine aykırı davrandığına, katılandan yazılı talimat almaksızın aleyhine işlem tesis ettiğine, İlk Derece Mahkemesi tarafından eksik inceleme ve varsayım üzerine hükümler kurulduğuna, sanık hakkında gerekli tüm araştırmanın yapılarak mahkumiyet kararları verilmesi gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İcrai davranışla görevi kötüye kullanma suçu yönünden; sanık avukat tarafından katılan adına, bilgisi ve rızası olmaksızın icra takip dosyasının borçlusu ile anlaşıp işlemiş faizlerin %10'undan feragat ederek borçluyu ibra etmesi şeklinde gerçekleşen eylemde, sanığın bahse konu kesinti olmaksızın katılana ödeme yaptığı, uhdesine kaldığı iddia olunan miktara ilişkin isnat yönünden ise 1169 sayılı Kanun'un 166. maddesi kapsamında hapis hakkının bulunduğu, bu itibarla katılanın mağduriyetinin ve objektif cezalandırma şartlarının gerçekleşmediği anlaşıldığından, tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiş, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.06.2021 tarihli ve 2021/5-43 Esas, 2021/287 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; sanık ile katılan arasındaki vekalet ilişkisinde kamu otoritesi ve kamu gücünün kullanılmadığı, isnat konusunun sanığın avukat olmasının doğal sonucu değil katılan tarafından şahsına duyulan güven ilişkisi nedeniyle verilen ahzu kabz yetkisi kapsamında gerçekleştirildiği ve buna bağlı olarak da aralarındaki ilişkinin hizmet ilişkisi kapsamında kaldığı gözetildiğinde, sanığın, alacaklı katılan vekili sıfatıyla yürüttüğü icra takibi sırasında tahsil ettiği meblağı müvekkiline vermeyerek uhdesine tuttuğu şeklindeki isnadın sübutu halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 155/2. maddesinde tanımı yapılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturabileceği nazara alınarak, bu suç yönünden değerlendirme yapılması gerekirken, isnadın zimmet suçu kapsamında değerlendirilmesi suretiyle sanığın beraatine karar verilmiş ise de hüküm sonucu itibarıyla doğru olduğundan bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanığın leh ve aleyhindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddianın reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmayı tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen ilk derece mahkemesinin beliren takdir ve kanaati ile beraat hükümlerine karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın usul ve kanuna uygun olması karşısında katılan vekilinin temyiz itirazları ile hükümlerde dikkate alınan sair hususlar yönünden de hukuka aykırılık görülmemiştir.
III. KARAR
Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin Kararında, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, aynı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Ankara 36. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.05.2025 tarihinde karar verildi.