"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/761 Esas, 2019/2637 Karar
SUÇLAR : İkna suretiyle irtikap (katılanlar ..., ..., ... ve ...'e yönelik eylemler nedeniyle 4 kez), dolandırıcılık (katılan ...'e yönelik eylem nedeniyle)
HÜKÜM : Sanık hakkında zincirleme şekilde nüfuz ticareti suçundan mahkumiyet ..., ... ve ...
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Dosya kapsamına göre uygun görülmeyen katılanlar ... ve....vekillerinin duruşmalı inceleme taleplerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299. maddesi uyarınca takdiren reddine ve incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İlk Derece
İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.12.2018 tarihli ve 2018/369 Esas, 2018/531 sayılı Kararı ile sanık hakkında ikna suretiyle irtikap suçundan 5 kez 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 250/2. maddesi uyarınca ayrı ayrı 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53/1-2-3 madde ve fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.
B. İstinaf
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 26.12.2019 tarihli ve 2019/761 Esas, 2019/2637 sayılı Kararı ile İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinin kaldırılarak, zincirleme nüfuz ticareti suçundan 5237 sayılı Kanun'un 255/1, 255/1-2. cümle, 43/2, 52. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis ve 1.500 gün karşılığı 37.500,00 Türk Lirası (TL) adli para cezası ile cezalandırılmasına, 53/1-2-3-5 madde ve fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Katılanlar ...,...,..., ve ....Vekilinin Temyiz İstemi
Katılanlar yönünden temyize ilişkin süre tutum dilekçesi sunulmak suretiyle gerekçeli kararın tebliğ edilmesinden sonra temyiz nedenlerinin sunulacağına,
Katılanlar ....,.... ve ....'in Temyiz İstemleri
Dosya kapsamına göre sanığın kamu görevlisi üzerinde nüfuz sahibi olduğundan bahisle bu eylemi gerçekleştirdiğine dair delil bulunmadığına, pazar yeri tahsisi için gerekli belgelerin temin edilerek sanığa verildiğine, sanığın eyleminin ikna suretiyle irtikap suçunu oluşturduğuna, sanığın suça konu parayı hile ile aldığına,
Katılan ... Vekilinin Temyiz İstemi
Dosya kapsamına göre sanığın eyleminin ikna suretiyle irtikap veya nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna, sanığın kamu görevlisi üzerinde nüfuz sahibi olduğundan bahisle bu eylemi gerçekleştirdiğine dair delilin bulunmadığına, sanığın her bir katılana yönelik eyleminin ayrı suç olduğuna, katılan ...'in hileli davranışlarla aldatıldığına, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna,
Katılan ... Vekilinin Temyiz İstemi
Yapılması veya yapılmaması istenen işin hukuka uygun bir iş olması veya işin hızlı bir şekilde yapılması için menfaat konusunda anlaşma sağlanması halinde nüfuz ticareti suçunun unsurlarının oluşmayacağına, sanığın hileli davranışlarla müvekkilinin iradesini fesada uğrattığına, müvekkilinin sanığa inanarak suça konu parayı verdiğine, sanığın eylemlerinin ikna suretiyle irtikap suçunu oluşturduğuna,
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Katılanlarla sanık arasında borç ilişkisinin mevcut olduğuna, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, İlk Derece Mahkemesince verilen cezadan daha fazla cezaya hükmolunmak suretiyle aleyhe değiştirme yasağının ihlal edildiğine, müvekkilinin öncelikle beraatine karar verilmesi aksi halde eyleminin güveni kötüye kullanma suçu olarak değerlendirilmesi gerektiğine,
İlişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
5237 sayılı Kanun'un 255. maddesinde düzenlenen nüfuz ticareti suçunun bağlı hareketli bir suç tipi olduğu, bu suçta hareket öğesi sınırlandırıldığından dolandırıcılık suçuna nazaran özel hüküm niteliğinde bulunduğu, suçun oluşabilmesi için gördürülecek işin mutlaka haksız bir iş olmasının, işi göreceğini söyleyen failin kamu görevlisi üzerinde nüfuzunun bulunmasının ve işi yapacak kamu görevlisinin belli olmasının gerektiği, aynı Kanun'un 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunda işi göreceğini söyleyen failin kamu görevlisi üzerinde nüfuzunun bulunmasının zorunlu olmadığı, 250/2. maddesinde tanımlanan ikna suretiyle irtikap suçunun oluşabilmesi için ise öncelikle kamu görevlisinin kendi görev tanımına giren bir konuda yarar sağlaması ya da sağlayacağına dair vaatte bulunmasının gerekli olduğu nazara alınarak somut olay değerlendirildiğinde; suç tarihlerinde ..... Zabıta Müdürlüğünde zabıta memuru olarak görev yapan sanığın, 24 adet pazar tezgahının pazarcılar tarafından satışa çıkarıldığı, bu tezgahların toplam 50.000,00 TL'ye satılacağı, 4 adet tezgahın kendisi tarafından komisyon olarak alınacağından bahisle söz konusu tezgahları satın almak isteyip istemediği hususunu katılan ...'den sorduğu, ...'in ise 40.000,00 TL teklif edip kabul edilmesi durumunda tezgahları satın alabileceğini söylemesi üzerine, sanığın pazarcılarla görüştüğünü, teklifinin kabul edildiğini ...'e söylediği ve adı geçen katılanın da bu parayı sanığa verdiği fakat pazar tezgahlarının adı geçen katılana verilmediği ayrıca sanığın .... ilçesinde perşembe ve pazar günleri kurulan pazarlarda, kapalı alanlarda bulunan balık ve peynir tezgahlarının açık alana taşınacağı, boşalan yerlerin ise belediyeye belli bir ücret ödenmesi karşılığında satın alınabileceği, ruhsat almak için belli prosedürlerin olduğu, pazar yerlerinin projesi çizilince makbuz verileceği vaadiyle katılanlar ....,...,... ve...'ten farklı miktarlarda paralar aldığı fakat boşalan pazar yerlerinin adı geçen katılanlara tahsis edilmediği, belediyeden gelen 12.06.2018 tarihli yazı içeriğine göre, yeni pazar yerlerinin tahsis işlemlerinin yapılabilmesi için öncelikle boş yerlerin tespit edileceği, bu yerlerle ilgili şartların ilan edilmesinden sonra belirlenen şartları taşıyan pazarcılar için tarafların katılımı ve gözlemciler vasıtasıyla oluşturulacak komisyon marifetiyle kura çekileceği, kura sonucuna göre yer tahsis işlemlerinin belediye başkanlığınca yapılacağı, sanığın pazar yerlerinin tahsisi konusunda herhangi bir görevinin bulunmadığı, balık ve peynir satım işiyle iştigal eden esnafa ait yerlerin kapalı alandan açık alana taşındığı ancak boşalan yerlerin otopark alanı olarak tahsis edildiğinin belirtilmesi karşısında; pazar yerlerinin tahsisi veya pazar tezgahlarının devri konusunda herhangi bir görevi olmayan ve tahsis işlemini gerçekleştirecek kamu görevlileri üzerinden nüfuzu bulunmayan sanığın hileli davranışlarla katılanları aldatıp, onların zararına olarak, kendisine yarar sağladığı, böylece eylemlerinin her bir katılana yönelik olarak ayrı ayrı 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesi ile uzlaştırma kapsamına alınan 5237 Kanun'un 157/1. maddesinde düzelenen basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Hazine vekili tarafından sunulan 28.06.2019 tarihli dilekçenin münhasıran katılma istemine yönelik olduğu, istinaf iradesi içermediği de gözetilerek; sanık hakkında kazanılmış hakka konu 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesine göre hak yoksunluğuna hükmedilmemesinin aleyhe istinaf bulunmadığından eleştirilmesi ile yetinilmesi gerekirken sanığın kazanılmış hakkını ihlal edecek biçimde belirtilen husus yönünden hak yoksunluğuna karar verilmek suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 283. maddesine aykırı davranılması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
III. KARAR
Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 26.12.2019 tarihli ve 2019/761 Esas, 2019/2637 sayılı Kararına yönelik katılan...., .... ve ..... vekilleri, sanık ve müdafii ile katılanlar...,... ve.....'in temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname' ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere hükmü bozulan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.09.2025 tarihinde karar verildi.