Logo

5. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

KARAR : Kısmen kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tapu kaydının mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini ve ecrimisil istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl dava, birleştirilen 2016/8 Esas ve birleştirilen 2016/79 Esas sayılı dosyalarda Maliye Hazinesi yönünden kısmen kabulüne, davalılar ..., ..., ... Büyüşehir Belediye Başkanlığı yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, birleştirilen 2019/11 Esas ve 2019/25 Esas sayılı dava dosyalarında ise davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar ve davalı ... vekillerince temyiz edilmekle, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.

Davacılar ve davalı ... vekillerince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.03.2023 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.

14.03.2023 günlü duruşma 11.02.2023 tarihli ve 120 sıra sayılı "Olağanüstü Hal Kapsamında Yargı Alanında Alınan Tedbirlere İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi" ne dayanılarak alınan Yargıtay Başkanlar Kurulunun 13.02.2023 tarihli ve 4 sayılı kararı ile 02.05.2023 tarihine ertelendiğinden taraflara yeniden tebligat gönderilmiştir.

14.03.2023 tarihli duruşmaya dahili davalı idare vekili Avukat ... , davalı ... vekili Avukat ... ile davalı ... vekili Avukat ..., 02.05.2023 tarihli duruşmaya ise davacılar vekili Avukat ... ile davalı ... vekili Avukat ... ve davalı ... vekili Avukat ... gelmişlerdir.

Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.

Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA:

1. Davacı asıl dava dosyasının dava dilekçesinde özetle; dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 286 parsel sayılı taşınmazın bir kısmına yol ve kaldırım, bir kısmına da orman ürünleri dikilerek davalı idareler tarafından kamulaştırma yapılmaksızın fiilen el atıldığını, dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde ve dava tarihi itibarıyla m² birim değerinin 4.000 TL olduğunu, davalılarca müvekkillerine ait taşınmazda usulüne uygun kamulaştırma yapılmadan fiilen el atılması nedeniyle, taşınmaz bedelinin tespiti ve tahsili için iş bu davayı açmak zarureti hasıl olduğunu, metrekare ve değer yönünden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte, her bir davalıdan 1.000'er TL olmak üzere 2.000,00 TL kamulaştırmasız el atma bedeli, 500'er TL'den 1.000 TL'de ecrimisil bedeli olmak üzere, toplamda şimdilik 3.000 TL’nin ödenmesine karar verilmesini istemiştir.

2. Davacı ... vekili birleştirilen ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/79 Esas sayılı dava dosyasının dava dilekçesinde özetle; dava konusu ..., ..., ..., 286 parsel sayılı taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atma nedeniyle diğer paydaşlarca açılan tazminat davasının devam etmekte olduğu, iş bu davanın ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/569 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesini talep ve dava etmiştir.

3. Davacı ... vekili birleştirilen ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/8 Esas sayılı dava dosyasının dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... 286 parsel sayılı taşınmaza davalılardan ... tarafından 3024. sokak, yol ve kaldırım yaparak, davalı ... İşletme Müdürlüğünce de orman ürünleri dikilmek suretiyle usulüne uygun bir kamulaştırma yapmaksızın fiilen el atıldığını, dava konusu taşınmazın el atma tazminatının dava tarihi itibarıyla davalılardan ayrı ayrı tahsili ile yol, sokak ve kaldırım olan kısmının ... adına tesciline, orman sınırları içinde kalan kısmının ... lehine Hazine adına tesciline karar verilmesi ve geriye dönük 5 yıl ecrimisil bedelinin belirlenerek bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

4. Davacılar vekili birleştirilen ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/11 Esas sayılı dava dosyasının dava dilekçesinde özetle; asıl davada belirlenen bedel üzerinden harcın ikmal edildiğini, bilahare dava 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat olarak ıslah edildiğinde bilirkişi raporu ile tespit edilen ve ıslah edilen bedelden arta kalan 480.084,32 TL alacağın da eklenmesi sureti ile toplam 1.861.984,32 TL'nin işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Hazinesinden tahsiline ve dosyanın ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/569 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

5. Davacılar vekili birleştirilen ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/25 Esas sayılı dava dosyasının dava dilekçesinde özetle; davanın ıslahı sonrasında dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının kesinleştiği tarihi dikkate alınarak hazırlanan bilirkişi raporunda tazminat ve ecrimisil bedelinin ek raporu sonucu kesinleşme tarihi olan 08.03.2018 tarihindeki kamulaştırma bedelinin 2.626.000,00 TL olarak tespit edildiğini, ıslah ettikleri bedele 764.015,68 TL daha ilave edilmesi gerektiğini, ifade ve özetle; 1.861.984,32 TL bedele 764.015,68 TL daha ilave edilerek 2.626.000,00 TL'ye arttırılmak üzere iş bu davayı açtığını, açılan davanın ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/569 Esas sayılı dosyasında görülmekte olan dava ile birleştirilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın uygulama imar planında 2. Derece Doğal Sit Alanı içerisinde kıyı alanında kaldığını, idari yargıda tam yargı davası açmaları gerektiğini, işbu davada müvekkil idarenin değil dava konusu alanı Koruma Alanı olarak belirleyen Kültür Bakanlığının tazmin sorumluluğu bulunduğunu, dava konusu ... 286 sayılı parsel üzerinde davacı tarafın iddia ettiği gibi herhangi bir yol kaldırım vs. çalışma yapılmadığını, dava konusu alandaki çalışmaların sahil düzenlenmesi kapsamında ... Büyükşehir Belediyesince yapıldığını, söz konusu taşınmaz bedeli belirlenirken taşınmazın doğal sit alan içerisinde koruma alanı içerisinde kaldığını, yapılaşma yönünden kısıtlı bir alanda kalmış olduğu dikkate alınarak bedel tespitine gidilmesi gerektiğini, sit alanı içerisinde kalması nedeniyle söz konusu taşınmazın konut alanı ve ticari alan içinde kalıyormuşçasına değer tespitinin kamunun zarara uğratılması anlamına geldiğini, açıklanan nedenler ile davanın görev yönünden reddini, aksi durumda husumet yokluğu nedeni ile müvekkil idare yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.

2. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davaya konu edilen taşınmazın tapu kaydının iptali ve orman vasfı ile Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tescilini sağlamak amacıyla dava açılması gerektiğini, idare tarafından ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/13 Esasında nizalı parselin tapu malikleri aleyhine tapu iptal ve tescil davası açıldığını, taşınmaz üzerindeki mevcut orman şerhi 6831 sayılı Orman Kanunu ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nda (3402 sayılı Kanun) düzenlenen yasal mevzuat gereği, ormanların mülkiyet hakkı sahibi Maliye Hazinesi yararına konulmuş bir şerh olduğunu, ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/13 Esas sayılı davasının sonucunun beklenilmesi gerektiğini, baştan beri yok hükmünde olan yolsuz tescil yoluyla maliki bulunduğu tapu kaydı sebebi ile olmayan bir hakkın kullanımın kısıtlandığına binaen tazminat talebinde bulunulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, gerçeğe uygun bir şekilde iptali ve Hazine adına orman vasfı ile tescili akabinde 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi kapsamında tapuya güven sebebi ile tazminat davası nazara alınması gerektiğini, açıklanan nedenler ile ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/13 Esas sayılı dosyasının mahkemenin 2015/569 Esası ile birleştirilerek yargılamanın 2015/569 Esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.

3. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kaldığını, kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu, tapu kaydında görüldüğü üzere parselde ... Orman Şefliğinin Orman Şerhi bulunduğunu, ... tarafından tapu iptaline ilişkin açılmış davanın varlığı söz konusu olduğunu, söz konusu tapunun iptali durumunda taşınmaz maliklerinin ancak şartların uygunluğu durumunda 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat isteme hakları söz konusu olacağından bu durumda müvekkili idarenin bir sorumluluğu olmayacağını ileri sürmüştür.

4. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın usul ve kanuna aykırı olup reddi gerektiğini, 3402 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesine göre ormanların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup kamu malı statüsünde olduğunu, 3402 sayılı Kanun'da belirtilen kamu malları ile 4721 sayılı Kanun'un 715 inci maddesinde belirtilen kamu malları tarifinin birbiri ile örtüştüğünü, dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları içerisinde kalan kısmına ait tapunun iptali ile Maliye Hazinesi adına tescil edilmesinin hukuka uygun olduğunun tartışmasız biçimde ortaya çıktığını, devletin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi kapsamında sorumluluğunun gündeme gelmeyeceğini, davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte Mahkemenin davayı esastan incelemeye karar vermesi hâlinde tazminat miktarında Yargıtay içtihatlarında da kabul edildiği üzere denkleştirici adalet ilkesine uygun bir bedel tespit edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesi 18.02.2020 tarihli ve 2015/569 Esas, 2020/45 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/113 Esas ve 2018/57 Karar sayılı ilâmı ile tapusunun iptal edildiği, kararın 08.03.2018 tarihinde kesinleştiği anlaşıldığından asıl ve birleştirilen davaların kabulüne, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince belirlenen tazminatın Hazineden tahsili ile davacılara ödenmesine, ecrimisil davasının reddine, ..., ... ve ... aleyhine açılan davaların husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin 18.02.2020 tarihli ve 2015/569 Esas, 2020/45 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/1076 Esas, 2021/45 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelendiği, esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi gereğince davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/1076 Esas, 2021/45 Karar sayılı kararına süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 18.06.2021 tarihli ve 2021/2142 Esas ve 2021/8465 Karar sayılı ilâmı ile Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesinin kararı; hükme esas alınan 07.03.2016 tarihli bilirkişi kurulu raporunda asıl dava ile birleştirilen 2016/79 Esas ve 2016/8 Esas sayılı dava dosyalarında; ... ili, ... ilçesi, ... köyü 286 parsel sayılı dava konusu taşınmaza dava tarihi olan 02.11.2015 tarihi itibarıyla emsal karşılaştırması yapılmak suretiyle değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmediği belirtilerek, dava konusu taşınmazın orman olması nedeniyle tapu kaydının iptaline ilişkin kararın kesinleştiği 08.03.2018 tarihi itibarıyla dava konusu taşınmaza değer biçen rapordan, taşınmaza dava tarihi itibarıyla değer belirleyen bilirkişi raporunda hesaplanan bedelin mahsubu sonrası, arta kalan bedeller için açılan ve asıl dosya ile birleşen ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/11 Esas ve ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/25 Esas sayılı dosyalarındaki taleplere ilişkin davaların reddedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, doğru görülmeyerek bozulmuştur.

B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyulan bozma ilâmı gereğince inceleme ve işlem yapılarak asıl davanın tazminat yönünden kısmen kabulüne, ecrimisil yönünden reddine, birleştirilen ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/8 Esas sayılı ve ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/79 Esas sayılı davalarının tazminat yönünden kısmen kabulüne, ecrimisil yönünden reddine, birleştirilen ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/11 Esas sayılı ve ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/25 Esas sayılı davalarının reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararda kanun yolu olarak istinaf mahkemeleri gösterildiğini, ancak 6100 sayılı Kanun 373 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında açıkça belirtildiği üzere, "Yargıtayın bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince bozmaya uygun olarak karar verildiği takdirde, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir." kararın temyiz yoluna tabi olduğunu, Yerel mahkemece alınan 07.03.2016 tarihli bilirkişi raporuna yapılan itiraz sonucunda alınan 30.09.2016 tarihli ek raporda, Orman Müdürlüğünün 19.04.2016 tarihli ve 852324 sayılı 'taşınmazın ifrazının mümkün olmadığı' cevabı ile; "taşınmazın ifrazının mümkün olmaması nedeni ile parselin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, fiilen el atılmadığı belirtilen kısmın tek başına imar koşullarını karşılamadığı için değer kaybı %100 olacağı" tespit edilmiş ve parselin tamamı yönünden tazminat bedeli hesaplandığını, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin bozma ilâmından sonra yerel mahkemenin resen alınmasına karar verdiği 27.10.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda yine "Dosyaya sunmuş olduğumuz 30.09.2016 tarihli ek raporumuzda dosyaya sunulan belgeler ve yapılan itirazlar doğrultusunda, dava konusu parselde B ve C harfleri ile gösterilen kısımlara fiilen el atıldığı, A ile gösterilen kısma fiilen el atılmadığı belirtilmiş ise de el atılmayan A harfi ile gösterilen kısmın ifrazının mümkün olmadığı, parselin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu kısmın tek başına imar koşullarını sağlamadığı belirtilmiştir." gerekçesi ile parselin tamamı yönünden tazminat hesabı yapılmış olup tüm davacılar yönünden toplam tutar 1.383.092,00 TL olarak belirlendiğini, 17.03.2018 tarihinde harcın tamamlandığını, tamamı Hazine adına tescil edilen taşınmazın tamamı üzerinden değer takdir edilmesine rağmen taşınmazın sadece el atılan kısmı yönünden tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın tamamı yönünden hesaplanan toplam 1.383.092,00 TL tazminat tutarı üzerinden tazminatın tahsiline karar verilmesi gerektiği, ancak yerel mahkemenin yargılama aşamasındaki dilekçelerini değerlendirmediğini, Yargıtay bozma ilâmını hatalı yorumladığını ve davanın kısmen reddine dair kararın gerekçesine de yer vermediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; hak düşürücü süre, zamanaşımı ve husumet itirazlarının dikkate alınmadığını, dava konusu taşınmaz üzerine orman şerhinin 1995 yılında konulmuş olduğu göz önünde bulundurulduğunda davacının zararı öğrendiği tarihten itibaren 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazminini 10 yıllık zamanaşımı süresinde adli yargıda tazminat davası açmadığı gözetildiğinde davanın hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, dava konusu 286 parselin tapuda davacı adına kayıtlı olup davacıların hiçbir zararı bulunmadığını, hükme esas alınmış olan bilirkişi raporuna karşı itirazlarının dikkate alınmadığını, dava konusu parselin kıyıda kalması ve 2. Derece doğal sit alanı içerisinde kıyı alanında kalması nedeniyle imara açılması ve arsa olma durumu bulunmadığının bilirkişi raporlarında açıkça belirtildiğini, dava konusu taşınmazın üzerinde orman şerhi bulunduğu ve kıyı kenar çizgisinde kaldığı da tespit edilmiş olup dava konusu taşınmaz için belirlenmiş olan birim bedelin ve değerin piyasa rayiçlerinin çok üzerinde bulunduğunu, davacıların tazminat davalarının kısmen kabulüne karar verilen dosyalar bakımından reddedilen kısımlar göz önünde bulundurularak davalı müvekkil kurum lehine dava değeri üzerinden nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekâlet ücretine hükmedilmiş olmasının usul ve esas yönünden kanuna aykırı bulunduğunu, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte kabul edilen kısım üzerinden müvekkil kurum aleyhine hükmedilmiş olan vekâlet ücretinin yüksek ve hatalı hesaplandığını, birleştirilen davaların reddedildiğini, hükmedilen vekâlet ücretlerinin nispi olması gerektiğini, emsalin uygun emsal olmadığını, bedelin fahiş olduğunu, yapılmış olan düzenleme ortaklık payı kesintisi oranına itirazlarının gözetilmediğini, faiz hesabında kesinleşme tarihi, ıslah tarihi, birleşen davaların açıldığı tarihler ve talep edilen tazminat miktarlarının ıslah ve birleştirilen davaların dava tarihinden ayrı ayrı faiz işletilmesi gerektiğini, ıslah dilekçesine karşı yapmış oldukları zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme

Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’nun 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 4721 sayılı Kanun’un “Sorumluluk” başlıklı 1007 nci maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.”

3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.

4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan güven duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.

5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.

3. Değerlendirme

1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dosyanın incelenmesinden ... Orman Bölge Şefliğince davalılar ..., ..., ... ve ... aleyhine miras bırakan ... adına kayıtlı ... 286 parsel sayılı taşınmazın kesinleşen 1944 tarihli orman tahdit haritasına göre orman sınırları içinde kaldığından tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili için dava açıldığı, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1976/730 Esas ve 1981/454 Karar sayılı ilâmı ile davanın kabulüne karar verildiği, davada davalıların vekille temsil ettirildiği, vekilin istifası üzerine ek süre talep ettikleri belirtilen karardan anlaşılmış olup, Dairemiz bozma ilâmında maddi hata sonucu belirtilen ilâm incelenmediğinden, öncelikle mahkeme dosyasının, olmadığı taktirde kesinleşme şerhini havi karar örneğinin ilgili Mahkemeden, Kadastro ve Tapu Müdürlüklerinden; dava konusu taşınmazın ilk tesis tarihinden itibaren tüm tedavüllerinin tapu müdürlüğünden getirtildikten sonra zamanaşımı süresi yönünden de bir değerlendirme yapılması gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması isabetsizdir.

3. Kabule göre de, Mahkemece verilen ilk karar Dairemizin 08.06.2021 tarihli ve 2021/2142 Esas ve 2021/8465 Karar sayılı ilâmı ile dava konusu taşınmazın orman olması nedeniyle tapu kaydının iptaline ilişkin kararın kesinleştiği 08.03.2018 tarihi itibarıyla dava konusu taşınmaza değer biçen rapordan, taşınmaza dava tarihi itibarıyla değer belirleyen bilirkişi raporunda hesaplanan bedelin mahsubu sonrası, arta kalan bedeller için açılan ve asıl dosya ile birleştirilen ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/11 Esas ve ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/25 Esas sayılı dosyalarındaki taleplere ilişkin davaların reddedilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuş olup, dava konusu taşınmazın tamamının tapusu iptal edilip orman vasfiyla Hazine adına tesciline karar verildiği, davanın ıslahla ve kararla 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesine dayanan tazminat olarak nitelendirildiği gözetilmeksizin, belirtilen yöne ilişkin bozma yapılmadığı hâlde bilirkişi raporunda el atıldığı belirtilen bölümlerin bedeline hükmedilmesi doğru değildir.

4. Kısmen kabul kısmen reddine karar verilen asıl ve birleştirilen davalarda reddedilen bölüm üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanacak nispi vekâlet ücretinin Hazineye ödenmesine, aleyhlerine açılan davalar aynı sebepten reddedilen ... ve ... lehine tek bir maktu vekâlet ücretine, aleyhine açılan dava farklı sebepten reddedilen ... lehine ise maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken her üç davalı lehine ayrı ayrı maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi ve tamamen reddedilen ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/11 Esas ve ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/25 Esas sayılı dosyalarında davalı ... vekili yararına maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken infazda tereddüt oluşturacak şekilde vekâlet ücretinin davalılara ödenmesine karar verilmesi de isabetsizdir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacılar ve davalı ... vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,

03.09.2022 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 8.400,00 TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı Hazineye, 8.400,00 TL vekâlet ücretinin de davalı Hazineden alınarak davacılara verilmesine,

Davacılardan peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde iadesine,

02.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***